İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında kusur, iş göremezlik oranı ve tazminat hesaplamasına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: İş kazası sonucu maddi ve manevi tazminat talep eden davacının kısmen kabul edilen davasında, ilk derece mahkemesince belirlenen %20 davacı, %80 davalı kusur oranları ile tazminat miktarlarına karşı yapılan istinaf başvurularından davacınınki süre aşımı nedeniyle, davalınınki ise esastan reddedilmiş olup, her iki taraf da kusur tespiti, bilirkişi raporlarındaki hatalar, tazminat hesaplamaları ve istinafın süre nedeniyle reddi gibi farklı hukuki ve usuli gerekçelerle kararın bozulması için temyiz yoluna başvurmuştur.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/92 E., 2024/362 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 42. İş MahkemesiSAYISI : 2021/418 E., 2024/373 K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 09.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı adına Av.... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğundan bahisle sürekli iş göremezlik nedeniyle 100,00 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle 100,00 TL, geçici bakıcı gideri nedeniyle 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının oluşumunda davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının %8,10 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, davacının sürekli iş göremezlik nedeniyle 740.318,33 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle 7.781,56 TL maddi zararının bulunduğu kabullerinden hareketle davacının talebiyle bağlı kalınmak suretiyle geçici ve sürekli iş göremezlik maddi tazminat istemlerinin kabulüne, geçici iş göremezlik dönemi bakıcı gideri talebinin reddine, davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının taraf vekillerine 14.07.2024 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edilmesinden sonra davalı vekilinin 29.07.2024 tarihli istinaf dilekçesi de davacı vekiline 04.08.2024 tarihinde elektronik yolla tebliğ edilmiş, davacı vekili de 04.09.2024 tarihinde kararı istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı yanın istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine, davalının istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesinin, talep artırımında bulunabilmeleri için süre vermesi gerekirken süre vermeksizin karar verdiğini, bu derece açık bir hukuka aykırılığın resen dikkate alınması gerekirken istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle herhangi bir değerlendirme yapılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sürekli iş göremezlik oranı tespitinin hatalı olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararların tespit edilebilmesi amacıyla dosyanın aktüer bilirkişilere tevdi edildiğini ve son olarak 13.04.2024 tarihli hesap raporunun düzenlendiğini, söz konusu raporun hatalı olması nedeniyle itiraz edilmiş olmasına rağmen bu itirazlar değerlendirilmeden 06.06.2024 tarihli duruşmada karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, müvekkiline %20 oranında kusur atfeden raporun hükme esas almaya elverişli olmadığını, aktüer bilirkişi raporunda esas alınan verilerin hatalı olduğunu ve müvekkilinin uğradığı gerçeğe en yakın zararı tespit etmekten uzak bulunduğunu, bu nedenle hükme esas alınmaması gerekirken hükme esas alınmasının kararın hatalı şekilde verildiğini gösterdiğini, ayrıca hükmedilen manevi tazminatın az olduğu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kararda yer alan kusur tespitinin hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, davacının gelirine ilişkin hesaplama yapılırken SGK kayıtları ile bordrolar arasındaki çelişkilerin doğru şekilde değerlendirilmediğini, bilirkişi tarafından bordroların imzasız olduğu gerekçesiyle prime esas kazancın asgari ücrete oranlanması suretiyle hesaplama yapıldığını, davacının maluliyet oranının %8,1 olarak belirlenmiş olmasına rağmen pasif dönem için de tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, aktüer bilirkişi raporunda geçici iş göremezlik dönemine ilişkin hesaplamaların eksik ve yanlış değerlendirmelere dayandığını, SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödemesinin davacının kazancından düşülmesi suretiyle belirlenen zarar miktarının davacının gerçek zararını yansıtmadığını ve özellikle günlük kazancın hesaplanmasında kullanılan verilerin davacının gerçek gelirine ve zarara uğradığı döneme uygun olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu ve kaza tarihinden faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE a.Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. 6100 sayılı HMK 361/2. fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır.Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.Somut olayda, davacı yan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmuş ise de bu istinaf başvurusunun süresinde olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen süreden red kararının yerinde olduğu, somuç olarak Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesince verilen kararda davacı taraf aleyhine olmak üzere herhangi bir değişiklik de yapılmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir. b.Davalı Vekilinin Davacının Manevi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.Dosya içeriğine göre davacı vekilinin manevi tazminat olarak 100.000,00 TL talep ettiği, İlk Derece Mahkemesi'nce maddi tazminat yanında davacı lehine 15.000,00 TL de manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21.11.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalının istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.b. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,2.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,3.Maddi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,4.Davacı tarafça yatırılan nispi temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.