Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma mahkumiyetinin; eksik ve yetersiz gerekçe, bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, hukuka aykırı delil, tekerrür, erteleme ile yargılama gideri hataları nedeniyle Yargıtayca bozulması.
Özet: Yargıtay, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü, yerel mahkemenin gerekçeli kararda iddia ve savunmayı yeterince tartışmaması, delilleri eksik değerlendirmesi, hangi delile neden üstünlük tanındığını izah etmemesi, sanığın savunmalarını destekleyici şirket kayıtları ve ilgili iş mahkemesi dava sonucuna ilişkin yeterli incelemeyi yapmaması, hukuka aykırı bir belgeye dayanması, sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunmasına rağmen tekerrür hükümlerini uygulamaması, erteleme koşulları oluşmadığı halde hapis cezasını ertelemesi, denetim süresi ihtarlarını yapmaması ve sanık lehine bozmaya rağmen yargılama giderlerini sanığa yüklemesi gibi hukuka aykırılıklar nedeniyle, sanığın kazanılmış haklarını gözeterek oy birliğiyle bozmuştur.
11. Ceza Dairesi         2021/27465 E.  ,  2025/15486 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/8 E., 2020/242 K.
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1.Yargıtay tarafından denetim işlevinin yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, hangi delile neden üstünlük tanındığının izahı ile ulaşılan kanaatin, deliller ve vicdani kanaat arasında bağ kurularak somutlaştırılması ve bu şekilde kararın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, sadece bozma ilâmının gerekçesine ve uzlaştırma işlemlerine yer verilmesiyle yetinilerek 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 308/7 maddesinin ihlali,
2.Sanığın her aşamada istikrarlı biçimde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, iddia olunan parayı Şirket hesabına intikal ettirdiğini savunduğu gözetilerek, dava dosyasında mevcut şirket işletme hesabı defterine ait olduğu anlaşılan evrak ve faturalar ile Şirketin yargılama konusu döneme ait gelir ve gider defterleri, ticari kayıtları, ödeme ve gider belgeleri, Şirket hesabına intikal eden tahsilatlar, muhasebe ve bilgisayar kayıtları ile Şirketin diğer tüm belgelerinin, hesap uzmanı, muhasebeci/mali müşavir ve hukukçu bilirkişiden teşekkül ettirilecek üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile yaptırılacak incelemeye istinaden tanzim olunacak rapor itibarıyla sanığa atılı eylemin sübuta erip ermediğinin, Şirketin aktifinde hukuka aykırı olarak azalma meydana gelip gelmediğinin, bu azalmadan sanığın sorumlu tutulup tutulamayacağının araştırılması, ayrıca sanık tarafından ... 2. İş Mahkemesi nezdinde 2015/... Esas sayılı dava dosyası üzerinden katılan Şirket aleyhine açılan menfi tespit davasının akıbeti araştırılmak, kesinleşti ise onaylı suretinin işbu dava dosyasına celbi ile tüm somut deliller toplandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile ve hukuka aykırı olarak elde edilmiş 02.02.2013 tarihli belgeye istinaden hüküm kurulması,
3. Kabul ve uygulama yönünden;
a.Güncel adli sicil kaydına göre ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2010 tarihli ve 2009/600 Esas, 2010/565 Karar sayılı ilâmı ile kasıtlı suçtan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile mahkûmiyete dair hükmün, 09.06.2010 tarihinde kesinleşip 28.08.2018 tarihinde infaz edilmekle tekerrüre esas teşkil ettiği gözetilerek sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK'nın 58/6 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve aynı ilâmın 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûmiyet hükmü içermekle 5237 sayılı TCK'nın 51/1-(a) maddesi uyarınca ertelemeye engel teşkil edeceği dikkate alınmayarak hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
b.Hükmolunan hapis cezası ertelenen sanığa; 5237 sayılı TCK'nın 51/7 maddesi uyarınca denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi hâlinde cezanın kısmen veya tamamen infaz edileceğinin ve aynı Kanun'un 51/8 maddesi gereği denetim süresini iyi hâlli geçirmiş olması durumunda cezasının infaz edilmiş sayılacağının ihtar edilmemesi,
c.Bozma öncesi, 18.03.2014 tarihli hükmün yalnız sanık tarafından temyiz edildiği ve sanık lehine bozulduğu nazara alınarak lehe bozma sonrası yargılama giderlerinin hukuka aykırı şekilde sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılanlar vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, bozma öncesi hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutularak hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.12.2025 tarihinde karar verildi.