Yeşil renkteki benzer işaretli markanın hükümsüzlüğü davası: Önceden tescilli markanın taklidi ve tüketicide karıştırılma ihtimali nedeniyle sicilden terkin kararı.
Özet: Davacı şirketin 2008 yılından beri tescilli yeşil renkteki ticari işaretini taklit ederek aynı hizmet sınıflarında 2019 yılında tescil edilen davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ettiği davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının önceki tescilli haklarına ve iki markanın ilk bakışta dahi karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğuna dayanarak, davalı markasının tescilli bulunduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/2256 E.  ,  2025/6812 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/140 Esas, 2025/63 Karar
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/99 E., 2021/277 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 2004 yılında Mersin'de kurulduğunu, 17 mağazasıyla birçok şehirde faaliyet gösterdiğini, şirkete ait yeşil renkteki ... şekli ile kullanılan markanın 2016/63808 başvuru numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescil edildiğini, davacıya ait 2008/43423, 2011/873 67... /63808 tescil numaralı markalarının 2008 yılından beri 25. ve 35. sınıftaki ürün ve hizmetler bakımından aktif olarak korunduğunu, davalı yanın, davacıya ait olan yeşil renkteki ... markasını kullanmakta olduğu gibi "..." markasını 26.12.2019 tarihinde 25. ve 35. sınıflarda kullanılmak üzere kendi adına tescil ettirdiğini, davalının ilk marka başvurusunu davacı markasını olduğu gibi taklit ederek 27.05.2019 tarihinde yaptığını, ancak 2019/52695 başvuru sayılı bu talebin marka birebir taklit edildiği için davalı firmaca geri çekildiğini, ancak davalı tarafça yapılan ve dava konusu edilen başvuruda da aynı renkteki ... resmi ile başvuruda bulunulduğunu, davalı başvurusu ile davacı markasının ilk bakışta dahi karıştırıldığını, ayrıca hizmet sınıflarının aynı olmasının karıştırılma olasılığını da daha da arttırdığını ileri sürerek davalı adına tescilli 2019/63216 tescil numaralı markanın tescilli bulunduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davalı firmanın uzun süredir Kahramanmaraş ilinde faaliyet gösteren kaliteli hizmeti ile müşteri memnuniyetini üst seviyede tutan, şubelerinde onlarca vatandaşı istihdam eden, ödemiş ve ödemekte olduğu vergilerle bölgenin ve Ülke'nin kalkınmasına katkı sunan bir müessese olduğunu, bu hususlar gözetildiğinde davalı firmanın herhangi bir 3. kişinin tanınırlığından faydalanmaya ihtiyacı olmadığını, herhangi bir taklit veya manipülasyon amacının olmadığını, davalı şirketin ortaklarının ... ... ve ... ... olduğunu, şahısların baba oğul olduğunu, davacı firma sahibi Mehmet ...'ın ise ... ...'ın amcası, ... ...'ın ise kardeşi olduğunu, ... soyadının tarafların ortak soyadı olduğunu, soyadının da kimsenin tekelinde olamayacağı göz önüne alındığında herhangi bir taklit amacının olmadığının anlaşılacağını, davalı firmanın isminin, şirket ortaklarının isimlerinin birleşmesiyle oluşan "..." kısaltması ve soyadları olan ... isminin birleşmesi ile oluştuğunu, taraflar yıllarca birlikte çalışmışken açılan bu davanın iyiniyetten uzak ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, eğer davacının iddia ettiği gibi bir başarısı mevcutsa, bu başarıda davalı firma ortaklarının da katkısı olduğunun yadsınamaz bir gerçek olduğunu, davalı firmanın 22.02.2012 tarihinden beri faaliyette olduğunu, oysa ki davacı firma markasının 2016 yılında tescil ettirildiğini, davalı firma markasını 2019 yılında tescil ettirmiş olsa da firma ve firmanın kullandığı marka 2012 yılından beri faaliyet konusu olup bu sebeple taklit iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait markaların TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğu, markanın tekstil sektöründe bir marka olduğu, geniş bir pazara ve tüketici kitlesine hitap ettiği ve TÜRKPATENT nezdinde 2008 yılından beri markanın tescil/yenileme yoluyla korunduğu, davalının ... markasının TÜRKPATENT nezdinde 2019 yılından beri tescilli olduğu, her iki markanın da TÜRKPATENT nezdinde aynı ürün ve hizmet grubunda tescil edilmiş olduğu, bu haliyle halk tarafından iki marka arasında bağlantı kurularak karıştırılma ihtimali bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 155. maddesi uyarınca ... markasının sonradan tescil edilmiş olmasının hukuka uygunluk sebebi olarak ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı firma markası ile davalı firma markası karşılaştırıldığında, davalının kullandığı markanın davacının tescilli markası ile aynı olduğu, kullanılan logodaki doğa şekili ile beraber renklerin de aynı olduğu, her ne kadar davalı savunmasında akraba oldukları ve soyadlarının aynı olduğu savunulmuş ise de tanınmış markanın korunmasının bu savunma ile bertaraf edilemeyeceği, davalı yanın bu markayı kullanırken yazılış, görünüş, tasarım, renk, şekil olarak ayırt edilemeyecek ölçüde benzer şekilde taklit etmiş olduğu, ayrıca bu markalara ait ürünlerin emtia sınıfı olan '...' sınıflarının da aynı olduğundan davacı yanın davasının kabulüne dair mahkemece isabetli şekilde değerlendirilme yapıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi