Asgari ücret teşvikinin, polis GBT sorgusunda bulunan şahsın kayıt dışı istihdam edildiği iddiasıyla iptali üzerine açılan davanın temyiz incelemesi sonucu bozma kararı.
Özet: Davacı şirket, kayıtsız istihdam iddiasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptal edilen asgari ücret teşvikinin ve tahakkuk ettirilen borçların hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iptalini talep etmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi şirket lehine karar vermişken, temyiz incelemesini yapan yüksek mahkeme, prim teşviklerinden yararlanma ve değiştirme usullerini düzenleyen 5510 sayılı Kanunun ek 17. maddesinin yürürlüğe girmesi ve bu hükümlerin dava konusu olaya etkisinin gözden kaçırıldığı gerekçesiyle önceki kararları bozmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/229 E., 2024/8 K.İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... SGK Merkezince davacı şirket ile ilgili olarak kayıt dışı istihdam yapıldığının tespiti sebebiyle davacı şirketin yararlandığı asgari ücret teşvikinin iptal edilerek yararlanılan tutarların borç olarak tahakkuk ettirildiği, bunun üzerine ... SGK Merkezine yapılan itirazın 24.10.2018 tarihli komisyon kararı ile reddedildiği, sigortasız çalıştırıldığı iddia edilen ...’in fiili olarak ... Tur. Seyahat Taş. İth. ve İhr. şirketinde çalıştığı, teşvik iptaline esas teşkil eden tutanağın 17.08.2018 tarihinde polis memurlarınca saat 22:00 da genel asayiş uygulaması yapıldığı ... Sahil bandında ... adlı işletmede tutulduğu, orada bulunan kişilere GBT sorgusu yapıldığı, bunun kolluk tarafından yapılan genel asayiş sorgulaması olup, sigortasız işçi çalıştırıldığına dair bir şikayet olmadığı, söz konusu tutanağın davacı şirkete tebliğ edilmeden davalı Kurum tarafından işlemlerin yapıldığı ve Kurumun para cezası düzenlediği, şirketin 16.10.2018 tarihinde davalı Kuruma başvurması sonucu tutanağın bir örneğinin alındığı ve bu tarihten sonra itiraz edildiği, sigortasız çalıştığı iddia edilen kişinin ifadesine başvurulmadığı, kendisinin şirketin çalışanı olmadığı ve fiili çalışmasının bulunmadığı, sadece restorana arkadaşlarını ziyarete gelip tesadüfen orada olan ve GBT sorgulaması için kimliğini veren bir kişinin işletmede çalışıyor olduğundan bahisle işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğu, ayrıca tespit tarihinde işletmede hiç sigortası işçi tespit edilemediği, polis memurlarınca tutulan tutanağın sigortasız işçi çalışmasının tespitine yönelik olmadığı iddiasıyla uygulanan idari para cezasına ilişkin Muğla İdare Mahkemesinde açılan iptal davasının bekletici mesele yapılarak, ... SGK Merkezinin 24.10.2018 tarih ve 64808235-206.99-E.1416522 sayılı 64 no.lu komisyon kararı ile 6661 sayılı Kanun gereği yararlanılan prim teşvikinin iptali ile yararlandırılan tutarların gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınması kararının 5510 sayılı Kanun ve yönetmelikleri ile 4857 sayılı Kanun'a aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili aşamalarda Kurum işleminin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 28.05.2019 tarihli ve 2018/234 Esas, 2019/190 Karar sayılı kararla davanın kabulüne ... SGM'nin 24.10.20 18... 235-206.99-E.14165222 sayılı 64 no.lu komisyon kararının ve davacı şirketin yararlandığı prim teşvikinin iptali ile yararlandırılan tutarların gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınmasına yönelik işlemin iptaline, karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli ve 2018/234 Esas, 2019/190 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 27.10.2021 tarihli ve 2019/1857 Esas, 2021/1648 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2021 tarihli ve 2019/1857 Esas, 2021/1648 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.04.2022 tarihli ve 2022/1061 Esas, 2022/5516 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise; 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17.maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.Değinilen Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise, Ek 17. Maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 Sayılı Yasa veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Yasa ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.Diğer taraftan Ek 17.Maddenin 4. Fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, kurumca yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvuru üzerine, işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ... SGM'nin 24.10.20 18... 235-206.99-E.14165222 sayılı 64 no.lu komisyon kararının ve davacı şirketin yararlandığı prim teşvikinin iptali ile yararlandırılan tutarların gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınmasına yönelik işlemin iptaline karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir.1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.