Tescilli markaya yüksek düzeyde görsel ve işitsel benzerliği bulunan yeni başvuru markasının ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi oluşturduğuna karar verilen YIDK iptal davası temyiz süreci.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının "..." tescilli markasına görsel ve işitsel olarak yüksek derecede benzerlik gösteren, ortalama tüketicide karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali yaratan "..." ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğü ve YIDK kararının iptali talebi ele alınmıştır. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri, emtialar arasındaki benzerlik ve markaların ilk altı harfinin aynı olması nedeniyle iltibas tehlikesinin bulunduğunu, "s" ve "in" eklerinin yeterli farklılaşma sağlamadığını tespit ederek, davacının kötüniyet veya tanınmışlık iddiası ispatlanmasa dahi, davayı kabulle başvuru markasının hükümsüzlüğüne karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/2215 E.  ,  2025/6810 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/313 Esas, 2025/301 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/36 E., 2022/284 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ev elektroniği alanında faaliyet gösteren müvekkilinin çok sayıda tescilli markasının mevcut olup 01... . sınıflardaki tüm mal ve hizmetlerde tescilli bulunan "..." markasının müvekkilinin yapmış olduğu tanıtım, afiş ve reklam çalışmaları soncunda bilinir hale geldiğini, hal böyle iken davalının 2020/82144 başvuru numaralı "..." ibareli markanın 20. sınıfta tescili talebinde bulunduğunu, müvekkilinin başvuraya yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) nihai kararı ile reddedildiğini, başvuru markasının herhangi bir dilde anlamı bulunmayan ve müvekkili tarafından yaratılan "..." ibareli markalar ile görsel ve işitsel olarak ayniyet derecesinde benzer ve bu markalar ile çağrışım yapacak nitelikte olduğunu, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ve davalının müvekkilinin markasının bilinirliğinden haksız menfaat elde etmeyi amaçlar şekilde kötüniyetle hareket ettiğini ileri sürerek 2021-M-10339 sayılı YİDK kararının iptali ve tescili halinde marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde, henüz tescil edilmeyen marka nedeniyle hakkında bu davanın açılamayacağını, davalı ... tarafından yapılan araştırma sonucunda başvuru markasının bir başka marka ile benzer olmadığı ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının saptandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı olduğu, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği, esas unsurlarının ilk altı harfi birebir aynı olduğundan markalar arasında görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyli benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile itiraza mesnet markanın ortalama tüketici nezdinde bir bütün olarak algılanacağı, kavramsal olarak markaların farklılaştığının söylenemeyeceği, bir kısım tüketicinin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, ancak tanınmışlık iddiası yönünden davacının "..." ibareli markasının tanınmışlığını ispata yönelik olarak herhangi bir delil sunmadığı ve davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın kabulüne, 2021-M-10339 sayılı YİDK kararının iptaline, 2020/82144 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş hüküm, davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli 2015/12554 sayılı markası arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, karşılaştırılan markalar arasında emtia benzerliği gerçekleştiği, "..." ibaresinin ortak olup sonda bulunan "s" ve "in" eklerinin yeterli bir farklılaşma sağlamadığı, bu hali ile dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin, davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı ve markaların benzerlik düzeyi göz önüne alındığında, tüketicilerin dikkat ve bilinç düzeylerinin de iltibas ihtimalini bertaraf etmediği gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi