Hatalı sigorta primi teşvik bildirimlerinin iptali ve 6111 sayılı Kanuna göre geriye dönük teşvik talepleri üzerine açılan davada, 5510 sayılı Kanun Ek 17. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme gerekliliği.
Özet: Davacı şirketin hatalı bildirilen prim teşviklerini geçmişe dönük olarak 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre değiştirmek istemesi ve bu talebin davalı kurumca bir genelge gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açılan davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin şirketin lehine verdiği kararlar, temyiz aşamasında yürürlüğe giren ve prim teşviklerinden geriye dönük yararlanma koşullarını (altı aylık başvuru ve geriye dönük yararlanma süresi gibi kısıtlamalarla) düzenleyen 5510 sayılı Kanunun Ek 17. maddesi hükümleri doğrultusunda yeniden incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/408 E., 2024/82 K.İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 10. maddesindeki sigorta primi teşvikinden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği mad. 103 / 4.f hükmü uyarınca yararlanma hakkına sahip olduğu, davacı Şirketin davalı Kuruma başvurarak 2011 yılının 10. ayına, 2012 yılının 4. ayına, 2013 yılının 3 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12. aylarına, 2014 yılının 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12. aylarına, 20 15... - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12. aylarına ve 20 16... - 2. aylarına ilişkin hatalı olarak 5510 sayılı Kanun hükümleri seçilerek yapılan teşvik bildirimlerinin iptali ile geriye dönük olarak 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 10. maddesi hükümlerine göre teşvikten yararlanma talebinde bulunduğu, davalı Kurumca 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı Genelge hükümleri gerekçe gösterilerek taleplerinin reddedildiği, Kurum işleminin yerinde olmadığı iddiasıyla belirtilen dönemlere ilişkin 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmış teşvik bildirimlerinin iptali ile 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan teşvik bildirimlerinin işleme alınmasına yönelik taleplerinin reddine dair davalı Kurum işleminin iptali ile davacı Şirketin anılan işleme ilişkin yaptığı başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle prim ve hizmet belgelerini tercih edilen sigorta primi teşvikine ilişkin kanun numarası seçmek suretiyle düzenleyip teşvikten yararlandıktan sonra sigorta primi teşvikinin değiştirilmesi yönündeki talebin 2015/10 sayılı Genelge'nin yürürlüğe girdiği 18.03.2015 tarihinden yapıldığı, anılan genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan değişiklik taleplerinin nazara alınmasının mümkün bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 15.12.2016 tarihli ve 2016/612 Esas, 2016/751 Karar sayılı kararla davanın kabulü ile davacı Şirketin 20 11... . ayına, 20 12... . ayına, 2013 yılının 3, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. aylarına, 2014 yılının 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. aylarına, 2015 yılının 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. aylarına, 2016 yılının 1, 2. aylarına ilişkin 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmış teşvik bildirimlerinin iptali ile 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan teşvik bildirimlerinin işleme alınmasına yönelik talebinin reddine ilişkin SGK Balıkesir İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 21.07.2016 tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile davacı Şirketin anılan işleme ilişkin 19.07.2016 tarihli dilekçesi ile yaptığı başvurusunun işleme alınması ve kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 15.12.2016 tarihli ve 2016/612 Esas, 2016/751 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 03.03.2017 tarihli ve 2017/259 Esas, 2017/252 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2017 tarihli ve 2017/259 Esas, 2017/252 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 07.07.2021 tarihli ve 2020/9177 Esas, 2021/9827 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Eldeki davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.4447 Sayılı Yasanın geçici 10. Maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17.maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.Değinilen Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' Hükümleri mevcuttur.Eldeki davada ise, Ek 17. Maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 Sayılı Yasa veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Yasa ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan Ek 17.Maddenin 4. Fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17. Maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..."2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 15.03.2022 tarihli ve 2021/352 Esas, 2022/136 Karar sayılı kararla davacının davasının kabulü ile davacı Şirketin 20 11... . ayına, 20 12... . ayına, 2013 yılının 3, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. aylarına, 2014 yılının 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. aylarına, 2015 yılının 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. aylarına, 2016 yılının 1, 2. aylarına ilişkin 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmış teşvik bildirimlerinin iptali ile 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan teşvik bildirimlerinin işleme alınmasına yönelik talebinin reddine ilişkin SGK Balıkesir İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 21.07.2016 tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile davacı Şirketin anılan işleme ilişkin 19.07.2016 tarihli dilekçesi ile yaptığı başvurusunun işleme alınması ve kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.3.İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli ve 2021/352 Esas, 2022/136 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.06.2023 tarihli ve 2023/6332 Esas, 2023/6835 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 24.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının mahsuplaşma talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmiş olması karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından, 21.01.2023 tarih ve 62370913 sayılı davalı Kurum yazısı içeriğinde belirtilen olguların da araştırılması suretiyle davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; yasal düzenleme uyarınca işlem yapıldığından davaya Kurumun neden olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir.1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.