Marka tesciline tecavüz davasında, tescilli markanın temel ibaresi ile davalı tarafından kullanılan benzer ibareli markanın tüketici nezdinde karışıklık yaratması ve haksız rekabetin incelenerek tecavüzün tespit edildiği içtihat.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının "..." markasına yönelik tescile dayalı üstün ve öncelik hakkına rağmen, davalının "..." ibareli markayı aynı sektörde kullanmasının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğine dair bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu, markaların görsel ve işitsel olarak birebir benzerlik taşıdığını, "..." ibaresinin ortak ve ayırt edici unsur olduğunu, davalının eklediği kelimenin ayırt edicilik sağlamadığını, tarafların faaliyet alanlarının ve ürünlerinin benzerliği nedeniyle tüketicilerde karışıklık oluştuğunu ve davalının gerçek hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığını belirtmiş; bu tespitler sonucunda istinaf mahkemesi, davalı vekilinin temyizini esastan reddederek ihlal kararına ilişkin tespitleri onamıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/1852 E.  ,  2025/6693 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1054 Esas, 2025/211 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2022/461 E., 2024/263 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2016/11992 tescil no.lu "..." markasının davacıya ait olduğunu, markanın 17. ve 37. sınıftaki emtialara yönelik üstün ve öncelik hakkının müvekkili üzerinde bulunduğunu, 2016 yılından beri tescile dayalı olarak öncesinde ise fiili olarak müvekkilince kullanıldığını, davacının markasındaki esas unsurun ... ibaresi olduğunu, davalının, davacı markasının birebir aynısı/ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan "... ..." ibaresini aynı sektörde markasal olarak kullandığını, markaların görsel, anlamsal ve işitsel olarak birebir aynılık taşıdığını, davalının markasına eklediği "..." ibaresinin markaya ayırt edicilik sağlamadığını, markalar arasında karışıklığa yol açtığını ve tüketici nezdinde davacının markasını çağrıştırdığını, bu kullanımın davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/99 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tecavüzün tespit edildiğini, bu kullanımların www.....com alan adı üzerinden gerçekleştiğini ileri sürerek tecavüzün tespiti, men'i, ref'i, mallara el konulması, imhası ve davalıya ait internet sitesine erişimin engellenmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2019/109187 marka no.lu "... ..." ibareli markanın 19... . sınıf emtia yönünden 06.11.2019 tarihinden itibaren sahibi olduğunu, itiraz sahibinin ise 17... . sınıflarda kullandığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na (SMK) göre farklı emtia gruplarında olan markaların aynı veya benzer olmasının tescile engel olmadığını, davalı markasının davalının isminin ilk üç harfi kullanılarak tamamen özgün bir şekilde oluşturulduğunu, davalının markasını senelerdir kullandığını, markaların karıştırılmayacak derecede farklı bir görünüme sahip olduğunu, markanın tescil edilmemiş olmasının kullanılan markanın korunmayacağı anlamına gelmediğini, tescil ile yaratılan hak sahipliği karinesinin gerçek hak sahibi tarafından çürütülmediği sürece geçerli olacağını, gerçek hak sahibinin ise markayı uzun zamandır kullanan müvekkili "... ..." firmasının olduğunu, markanın tescil edilmemiş olmasının öncelik hakkının kullanılmasına ve markanın tescil edilmesine engel teşkil etmediğini, davacı yanın marka hakkına herhangi bir tecavüzün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan 21.07.2023 tarihli raporda, dava konusu markaların kelime, şekil ve renk unsurlarını haiz karma marka olduğu, kullanılan renklerin, yazı karakterlerinin ve şekil ögelerinin farklı olmasının marka işaretleri arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığı, söz konusu marka işaretlerinde ... ibaresinin ortak olduğu, ortalama tüketici kesiminin her iki işarette de markasal unsur olarak ... ibaresini seçeceğini, davalı kullanımında yer alan tanımlayıcı nitelikteki “...” kelimesinin de ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmadığı, dolayısıyla davalı kullanımları ile davacı markasında ortak ... ibaresi sebebiyle dava konusu marka/işaret arasında işitsel ve görsel benzerlik doğduğu, bu sebeple emtialar bakımından da bir kıyaslama yapıldığında davacının ihlal niteliğindeki kullanımlar bakımından delil olarak bildirdiği http://www.....com/hakkimizda sayfasına bakıldığında davalının “su, ısı ve ses yalıtımı malzeme ve uygulamaları konusunda faaliyet gösterdiği”, http://www.....com/hizmetler sayfasındaki bilgiye göre de “izalasyon yalıtım ve çatı membran kaplama hizmetleri” sunduğu, davalının bu faaliyet alanının davacı markasının tescilli olduğu 17. sınıftaki bir kısım mallar ile aynı/benzer olduğu, bu malların toptan satış mağazalarında hem profesyonellere hem de nihai tüketicilere hitap ettiği, tüketicilerin makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı olduğu, dava konusu mallar ve markalar arasında benzerlik ilişkisi bulunduğu, tüketicilerin söz konusu ürünlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılabileceği, davalının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatı bakımından herhangi bir delil sunmadığı, dolayısıyla somut olayda SMK'nın 29/l-a, 7/2-b hükümleri koşullarının oluştuğu kanaatinin bildirildiği, itiraz üzerine alınan 11.12.2023 tarihli raporda da ilk raporla aynı doğrultuda görüş bildirildiği gerekçesi ile davanın kabulü ile; davalının davacı tarafa ait 2016 11992 tescil no.lu markasının yapılan tecavüzün tespitine, tecavüzün durdurulmasına, menine, davalı tarafa ait www.....com uzantılı ve tecavüze ve davaya konu marka yönünden internet erişiminin engellenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usul ve yasaya uygun görülen 21.07.2023 tarihli ve 11.01.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporlarına göre davalının kullanımlarının davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve SMK'nın 7/2-b hükmünde belirtilen koşulların bulunduğunun tespit edildiği, her ne kadar davalı adına tescilli marka bulunmakta ise de SMK'nın 155. maddesi gereğince davalının kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahibi davacıya karşı sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, buna göre Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve meni talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.