Bakırköy Fikri Sınai Haklar Mahkemesindeki marka hükümsüzlüğü ve tecavüz davasında, davacının eski markasının yenilenmemesi ve farklı emtia sınıfları nedeniyle iltibas şartları oluşmadığına karar verilmiştir.
Özet: Bir marka hükümsüzlüğü ve tecavüzün tespiti davasında, davacı, kendi ... markasının davalı tarafından haksız kullanıldığını ve tescilli ... markasının iltibas yarattığını iddia etmiş, davalı ise davacının ilgili marka tescilinin yenilenmediğini veya farklı emtia sınıflarını kapsadığını savunmuştur; yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının esas dayanak gösterdiği marka tescilinin yenilenmeyerek sona erdiği, kalan tescillerinin ise davalınınkiyle mal/hizmet sınıfları bakımından benzerlik taşımadığı tespit edildiğinden, Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1 maddesine göre hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı ve davacı markasının tanınmış olduğuna dair delil bulunmadığı belirtilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1 EsasKARAR NO : 2026/58DAVA : Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 02/01/2025KARAR TARİHİ : 13/03/2026KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/03/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü ve Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Durdurulması davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil, "..." markasını ilk defa 17.09.1984 yılında tescil ettirdiğini, müvekkilin tescilli "..." markası 25., 18., 43. sınıflarda TPE nezdinde müvekkil adına koruma altında olduğunu, davalının " ..." markası ise 25. Ve 35. sınıfta 04.01.2023 başvuru tarihi, ... no ile tescil edildiğini, davalı, müvekkili ile aynı iş kolunda, aynı semtte iş yaptığını, reklam, afiş, etiket ve tabelalarında işbu markayı kullandığını, davalıya ait tescilli markanın müvekkilin daha önceki tarihte koruma altına alınmış ‘...’ markasıyla iltibas yarattığını, davalının markası müvekkilden sonra tescil edilmesinin yanında, tescil edildiği şeklin aksine, müvekkil markasıyla birebir aynı şekilde "..." ifadesi öne çıkarılıp, büyütülüp, vurgulanarak kullanıldığını, davalı tarafından kullanıma devam edilen müvekkile ait markayla aynı özellikleri taşıyan marka ve/veya ambleminin ticari maksatla kullanımının önlenmesine, davalıya ait "http://...." adresli web sitesi, ... .... hesabı ve internetteki diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının durdurulmasına, mütecaviz markanın web sitesinden çıkartılmasına, mümkün olmadığı takdirde web sitelerine erişimin engellenmesine, 04.01.2023 başvuru tarihi, ... No'u "la ..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesine, davalının müvekkile ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına, müvekkile ait "..." markasının izinsiz kullanımının dava sonuna kadar tedbiren dava sonunda tamamen durdurulmasına, "..." ibaresi içeren her türlü tabela, reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, Davacı taraf, her ne kadar 31/12/2024 tarihli dava dilekçesinde "Müvekkilin tescilli "..." markası 25., 18., 43. sınıflarda TPE nezdinde müvekkil adına koruma altındadır." şeklinde beyanda bulunup 08/01/2025 tarihinde dosyaya Marka yenileme tescil belgesi sunmuş olsa da; ilgili Marka yenileme tescil belgesi yalnızca 18. ve 43. Sınıflar için geçerli olup 25. Sınıf için herhangi bir Marka yenileme tescil belgesi bulunmadığını, müvekkilin markası 25. ve 35. emtia için tescilli iken davacı tarafın markası 18. ve 43. sınıf emtia için tescil edildiğini, birbirinden farklı emtialar için hükümsüzlük talebinde bulunulması haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, her iki markanın da emtia listesi arasındaki farklılıklar dikkate alındığında, ortalama tüketici nezdinde markaların birbiriyle ilişkili olduğu yönünde bir kanaat oluşma ihtimali de bulunmadığı, davacının, markanın halk tarafından bilinir, ayırt edici ve sektöründe tanınan bir marka haline geldiği, davalının haksız kullanımının "..." marka ürünlerinin piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna ve imajına telafisi imkansız zararlar verdiği yönündeki soyut iddiaları haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle haksız davanın usulden reddine, esasa ilişkin olarak davacı tarafın tüm talepleri ile haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı adına kayıtlı ... tescil numaralı "... " ibareli markası ile davalı adına kayıtlı .... tescil numaralı " ..." ibareli markasına ait sicil kayıtları celp olunmuştur.Dosya, davalının, davacıya ait markasından doğan haklarına tecavüzün bulunup bulunmadığı; davalıya ait .... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 18/09/2025 tarihli raporunda; "Davacının .... tescil numaralı marka koruması yenilenmemiş olması nedeniyle 17.09.2024 tarihinde sona erdiği tespit edildiğinden bu marka dikkate alınmadığını, keza davacının, ... tescil numaralı markasının başvuru tarihinin 18.03.2024 olması ve davalının hükümsüzlüğü istenen markasından sonraki tarihli olması nedeniyle dikkate alınmadığını, davacının önceki tarihli markasının, davalının hükümsüzlüğü istenen markasıyla kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzerliğinin bulunmaması nedeniyle SMK’nun 6/1 maddesine göre hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, dosya kapsamında davacı markasının tanınmış marka statüsünde olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, SMK’nun 6/5 maddesine göre hükümsüzlük şartının oluşmadığı, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin yapılan incelemelerimizde, markaların ortalama tüketici tarafından benzer olarak algılanacağı tespit edilmiştir. Ancak sınıfsal yönden yapılan incelemelerimizde, davacı markasının 18 ve 43.sınıflarda tescilli olduğu, davalı markasının ise 25 ve 35.sınıflarda tescilli olduğu, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzerlik göstermediği, keza davalının faaliyet gösterdiği giyim sektörünün de kendi markasının tescil kapsamında kalması nedenleriyle davalı kullanımlarının SMK’nun 7/2-b maddesi kapsamında marka hakkına tecavüzün şartlarının oluşmadığı, davacı yanın önceki tarihli hak sahipliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı ve keza bu yönde bir sebep de ileri sürülmediğinden, ileri sürülen marka hükümsüzlük ve tecavüz sebepleriyle sınırlı olarak inceleme yapıldığı" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Dava, davalının, davacıya ait ... "... " ibareli, ... tescil nolu "..." ibareli markası ve ... tescil numaralı ".... Zemin üzerinde .... karakterle yazılı ..." markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile davalıya ait .... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir.SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Davacının ... "... " ibareli marka koruması, markanın yenilenmemiş olması nedeniyle 17.09.2024 tarihinde sona erdiği tespit edildiğinden bu marka dikkate alınmamış, davacıya ait diğer marka üzerinden değerlendirme yapılmıştır.Davacının, ... tescil numaralı markasının başvuru tarihinin 18.03.2024 olması ve davalının hükümsüzlüğü istenen markasından sonraki tarihli olması nedeniyle dikkate alınmamıştır.Davacı ve davalı markalarının görsel yönden “...” kelimesi dışında görsel yönden benzerliğinin olmadığı, her iki tarafın marka tescillerinde şekil unsurunun bulunmadığı, davacının markalarından ... tescil nolu "..." ibareli markasında kelime unsuru olarak markanın yer aldığı, taraf markaları arasında "..." kelimesi dışında görsel benzerlik bulunmadığı, kavramsal yönden yapılan incelemede dosya kapsamında davacının marka kullanımları yer almadığından bilirkişi tarafından hangi anlamda kullandığı tespiti yapılamamış olup, mevcut deliller kapsamında kavramsal olarak benzerliğin olmadığı kabul edilmiştir. İşitsel yönden yapılan incelemede ise, davacı markasının “...” şeklinde yazıldığı gibi okunduğu, davalı markasının ise “...” şeklinde yazıldığı gibi okunduğu, her iki markada da vurgunun “...” kelimesinde olduğu, işitsel yönden markalar arasında benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Bütünsel yönden yapılan incelemede, Davalı markasındaki ... ibaresinin bir ön ek olarak kullanılması ve ayırt edici bir unsur olmaması, keza davalının kullanımlarında da “...” sözcüğünün gerek farklı renklendirme ve gerekse yazı puntosu olarak ön planda olması sebebiyle, ortalama tüketicinin zihninde kalan algı ve işitsel yönden olan benzerlik nedeniyle markaların bütünsel olarak benzer oldukları kanaati hâsıl olmuştur.Davacının, davalıdan önceki tarihli markasının 18. ve 43.sınıflarda tescilli olduğu, davalı markasının ise 25 ve 35.sınıflarda tescilli olduğu, yukarıda detayı verilen mal ve hizmetler arasında benzerlik olmaması nedeniyle sınıfsal benzerlik şartının sağlanmadığı değerlendirilmiştir.Davacının önceki tarihli markasının, davalının hükümsüzlüğü istenen markasıyla kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzerliğinin bulunmaması nedeniyle SMK’nun 6/1 maddesine göre hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı değerlendirilerek bu yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. SMK’nun 6/5 maddesi, bir markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle, haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği sulandırma hallerinden birinin varlığı, aynı veya benzer marka olması şartıyla kapsadıkları mal ve hizmet sınıfları farklı olsa da SMK’nun hükümsüzlük korumasından faydalanmasına ilişkin hükmü içermektedir.Dosya kapsamında davacı markasının tanınmış marka statüsünde olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, SMK’nun 6/5 maddesine göre hükümsüzlük şartının oluşmadığı değerlendirilmiştir.Markadan doğan haklara tecavüz yönünden yapılan değerlendirmede;SMK’nun marka tecavüz hali olarak düzenlediği 7/2-b maddesi ile SMK’nun 25.madde atfıyla hükümsüzlük hallerinden biri olarak kabul edilen 6/1 maddesi aynı şartları taşımaktadır. Yani markalar arasında benzerlik / ayniyet, emtialar arasında ayniyet / benzerlik, bu benzerliklere bağlı olarak karıştırılma ihtimalinin bulunması şartlarının birlikte bulunması gerekmektedir.Davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin yapılan incelemelerimizde, markaların ortalama tüketici tarafından benzer olarak algılanacağı tespit edilmiştir. Ancak sınıfsal yönden yapılan incelemelerimizde, davacı markasının 18 ve 43.sınıflarda tescilli olduğu, davalı markasının ise 25 ve 35.sınıflarda tescilli olduğu, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzerlik göstermediği, keza davalının faaliyet gösterdiği giyim sektörünün de kendi markasının tescil kapsamında kalması nedenleriyle davalı kullanımlarının SMK’nun 7/2-b maddesi kapsamında marka hakkına tecavüzün şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.Tüm bu nedenlerle davacının davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve marka tecavüzüne yönelik davalarının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve marka tecavüzüne yönelik davalarının ayrı ayrı reddine,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hükümsüzlüğü davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka tecavüzü davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,6-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/03/2026Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ...¸e-imzalıdır