Mal satışı, ayıplı imalat ve reklamasyon faturası alacaklarına ilişkin icra takibine itirazın iptali talepli ticari uyuşmazlık.
Özet: Asıl davada davacı, davalıya sattığı malların bakiye borcunun tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep ederken; davalı, davacının ayıplı imalatları nedeniyle kendi zarara uğradığını ve davacıya reklamasyon faturası kestiğini savunmuştur. Birleşen davada ise davacı, davalının ürettiği ayıplı metal aksamlar yüzünden maruz kaldığı reklamasyon bedelini davalıya yansıtarak başlattığı icra takibine itirazın iptalini istemiş; davalı ise reklamasyon iddiasının kendi icra takibine karşı kötü niyetli bir yanıt olduğunu iddia ederek, taraflar arasında ticari ilişki kaynaklı alacak ve ayıptan doğan tazminat iddialarıyla karşılıklı itirazın iptali davaları ortaya çıkmıştır.
6. Hukuk Dairesi         2025/280 E.  ,  2025/4366 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/3287 E., 2024/1826 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/171 E., 2022/457 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1-Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı tarafa satmış olduğu mallar karşılığında 04.04.2018 - 30.05.2019 tarihleri arasında 19 adet toplamda 354.099,04 Euro tutarında fatura kestiğini, fatura bedellerinden ödenmeyen bakiye 81.562,74 Euro için 01.08.2019 tarihinde Bursa 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10079 Esas sayılı dosyası üzerinden ilâmsız icra takibi başlattığını, icra takibinden sonra davalı şirketçe 03.08.20 19... .08.2019 tarihlerinde müvekkil firma hesabına 20.000,00 Euro tutarında ödeme yapıldığını, sonrasında davalı tarafından takibe itiraz edildiğini belirterek, bakiye alacak olan 61.562,74 Euro borç tutarı üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve likit alacağa itiraz edildiğinden %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin tanınmış mağazaların mobilya ve dekorasyon işlerini yaptığını, 07/2018 - 07/2019 tarihleri arasında davalı ile aynı adresi kullandıklarını, davalının müvekkilinin ürettiği stand ve mobilyaların metal aksamlarının yapımını üstlendiğini ve müvekkiline fatura kestiğini, müvekkili firmanın üretim yapmakla birlikte ihracatın müvekkili şirket ortaklarının sahibi olduğu ve müvekkili ile aynı adreste faaliyet gösteren ... Tur. Taş. Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, sunulu fotograf ve müşteri şikayetlerinden anlaşılacağı üzere hem dekorasyonun kurulumu aşamasında hem de mağazaların teslimi müşterilere yapıldıktan sonra davalının ürettiği metal aksamlarda yaşanan sıkıntılar nedeni ile müvekkiline yansıtma ve reklamasyon faturası kesildiğini ve müvekkili tarafından davalının ayıplı imalâtları nedeni ile ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davalı firmanın hatalı imalâtları nedeni ile Cezayir Firması Le Printemps tarafından ihracat firması olan ... Tur'a 64.440,25 Euro bedelli şikayetli ürünlere ait reklamasyon faturası kesildiğini, bu ödemenin ilgili firma tarafından yapılarak müvekkiline aynı tutarda 31.10.2019 tarihli faturanın kesildiğini, şikayet konusu ürünlerin tamamen davalının ürettiği ve müvekkiline faturalandırdığı metal aksamlar olduğundan, müvekkili tarafından davalıya 31.10.2019 tarihli ... Tur Reklamasyon faturası yansıtması açıklamalı, 64.440,25 Euro bedelli fatura kesilerek Bursa 10. Noterliği'nin 08.11.2019 tarihli ihtarnamesi ile gönderildiğini, ihtarnamenin 20.11.2019 tarihinde davalı şirket çalışanına tebliğ edilmesine rağmen itiraz edilmediğini, ödeme yapılmaması üzerine Bursa 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15219 Esas sayılı icra dosyası ile ilâmsız icra takibi yapıldığını, davalının itirazı nedeni ile icra takibinin durduğunu belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile % 20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkil ile davacının 07/2018 - 07/2019 tarihleri arasında davacı ile aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, müvekkili tarafından tanınmış markaların mağaza içi dekorasyon işi yapılmakta olup söz konusu dekorasyon için kullanılan metal aksamların davacı tarafça üretilerek müvekkili şirkete fatura edildiğini, müvekkilinin ödemelerinin tamamını zamanında yaptığını, davacının yaptığı üretim hataları nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, sunulan fotoğraf ve reklamasyon faturalarından anlaşılacağı üzere davacının ayıplı olarak ürettiği metal aksamlar nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müşterilerin zararlarını gidermek durumunda kaldığını, bu nedenle davacıya reklamasyon faturası düzenlenerek gönderildiğini, kesilen reklamasyon faturası nedeniyle davacının müvekkiline borçlu olduğunu, davacının alacağını tahsil etmiş olmasına rağmen kötüniyetli olarak takip açması nedeniyle davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2-Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin faturalardan kaynaklı alacağını taraflar arasında yaşanan hakaret eylemi sonrasında ticari ilişkilerinin bozulması nedeniyle tahsil edemediğinden bakiye alacağı için icra takibi açıldığını, takibe itiraz edilmesi sonrasında itirazın iptalinin talep edildiğini, açılan icra takibine karşılık davacı tarafından reklamasyon faturası kesilerek ayıplı imalât iddiasında bulunulduğunu, metal aksamların müvekkili tarafından ayıpsız olarak üretildiğini ve kontrolleri yapılarak teslim edildiğini, aksine sunulan belge bulunmadığını, ayıp halinde TTK'nın 23. maddesi gereği süresi içinde ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, taraflar arasında yaşanan olaylar nedeniyle duyulan husumet ve açılan icra takibi nedeniyle reklamasyon faturası düzenlendiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinden ihtarname ile ödeme talep edilmesine rağmen ödemeye dair herhangi bir belge sunulmadığını, ihtarname içeriğinde hatalı imalât iddiasını destekler bir tespit bulunmayıp ayıplı ürünlerin bildirilmediğini, yalnızca yansıtma faturası gönderildiğini, gönderilen faturanın kargo ile iade edildiğini, talebin hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava ve cevap dilekçeleri, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında asıl davada davacının, davalının belirttiği özelliklerde ve nitelikte ürün üretmeyi taahhüt ettiği ve bu ürünleri imâl edip davalıya teslim ettiği anlaşılmakla taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, dava konusu uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü ile birlikte asıl davada davalı ve birleşen davada davacının eserin fatura bedeli ve eseri teslim aldığı noktasında gerek incelenen ticari defterler gerekse de dosya kapsamından uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmış olup uyuşmazlığın asıl dava davacısı tarafından asıl davada davalıya üretilip teslim edilen malların ayıplı olup olmadığı ayıplı ise ayıbın türü ve ayıp ihbarının zamanında yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, eserin yapıldığının ve teslim edildiğinin ispat külfeti yükleniciye aitken malın ayıplı olduğunun ispat külfeti iş sahibinde olup, tanık delili ile ayıbın ispatı mümkün olmakla birlikte tanık beyanlarının sübjektif olacağı göz önüne alınarak delil tespiti gibi bir delil olmadan tek başına tanık deliline itibar edilmesinin kural olarak mümkün olmadığı, dosya kapsamında mahkemece dinlenen tanıkların tarafların işçileri olduğu, dosyada herhangi bir delil tespitinin yapılmadığı, ayıbın varlığını gösterir somut verilerin dosya içerisinde bulunmadığı, ayıbın varlığını iddia eden davalı birleşen dosya davacısının ayıbın varlığını ispat edemediği, ayıbın varlığının ispat edildiği kabul edilse dahi ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, ayıp ihbarının gerek açık ayıpta gerekse de gizli ayıpta imkân bulunur bulunmaz yapılmasının zorunlu olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının Yargıtay yerleşik içtihatları kapsamında her türlü delille ispatı mümkün olmakla birlikte mevcut dosyada ayıp ihbarının derhal yapıldığının dosya kapsamında ispat edilemediği, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ve dava dışı Cezayir firmasınca davalı birleşen dosya davacısının ihracatçısı olduğu bildirilen dava dışı ... Tur'a gönderilen reklamasyon faturasının 31.05.2019 tarihli olduğu, davacının ortaklık yapısı aynı olduğunu bildirdiği ... Tur'a yurtdışı firmaca kesilen faturayı aldıktan yaklaşık 6 ay sonra asıl dava davacısına ihtarname çektiği, bu durumda asıl davada davalı birleşen davada davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, gerek ayıbın birleşen davada davacı tarafından ispat edilemediği, ispat edildiği kabul edilse dahi süresinde yapılmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı, birleşen dava davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı, birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde, ayıbın ispat edildiği ve ayıp ihbarının süresi içinde yapıldığı kabul edilerek birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayıplı malların gönderildiği yerin uluslararası gümrük faaliyetlerine tabi farklı bir ülke olduğunu, ürün sipariş listesindeki ürünler ile yurtdışı firmanın gönderdiği fotoğraflardaki ürünlerin birbiri ile uyumlu olduğundan dava konusu ürünlerin ayıplı olduğunun ispat edildiğinin kabulü gerektiğini, Cezayir'de tespit yaptırılamadığı ve ürünler Türkiye'ye getirilemediği için de Türkiye'de tespit yaptırılamadığını, ancak davacı şirket yemini ile ayıp hususunun ikrar edildiğini, bilirkişi raporu ile ayıpların imalât hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini, ek rapor tespitlerinin zorlama yorum olduğunu, kök ve ek rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, müvekkilinin ayıplı mal satışı yapılan aynı firmaya ayıplı mallar yerine sembolik rakamlarla yenilerini göndermek zorunda kaldığını, bu ürünler karşılaştırıldığında zarar ve ayıp iddialarının doğruluğunun anlaşılacağını, fatura bedeline göre hasarlı ürün tutarının hatalı hesaplandığını, 64.440,25 Euro bedelli ayıplı ürün olduğunu, ithalatçı ... Firması tarafından müvekkiline kesilen reklamasyon fatura tarihinin 31.10.2019 olduğunu, müvekkili ve ... Firması'nın farklı tüzel kişiliklere sahip olup makul süre içinde ayıp ihbarının yapıldığını, TBK'nın 223. maddesi gereği müvekkilinin ayıbı öğrendiği andan itibaren birleşen davalı ile irtibata geçtiğini, yansıtma faturası, mailler ve sözlü olarak birçok kez bildirim yaptığını, tanıkların sigortalı çalışan olması nedeniyle beyanlarına itibar edilemeyeceğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, yurtdışı firmanın reklamasyon faturasının ulaşma tarihinin 16.09.2019 olup, ilk olarak 31.05.2019 tarihli olarak kesilen faturanın ilgili firma tarafından 16.09.2019 olarak düzeltildiğini, nitekim yurdışı firmaya kesilen fatura tarihi ile ayıplı mal nedeniyle kesilen iade fatura tarihinin aynı olamayacağını, buna göre de müvekkilince 31.10.2019 tarihli olarak reklamasyon faturası düzenlenmesinin makul sürede olduğunu, 16.09.2019 tarihli iade faturasından sonra bir süre ikili ilişkiler ile sorunun çözülmeye çalışıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı, birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.12.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.