Yargıtay 7. Ceza Dairesi, "ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösterme" eylemleriyle işlenen kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarında yerel mahkemenin eylemli uyma kararı sonrası sanıkların mahkûmiyetine hükmetti.
Özet: İl muhakemat müdürlüğünün suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığından temyiz talebinin reddedilmesinin ardından, cumhuriyet savcısının itirazı üzerine yapılan incelemede, yerel mahkemenin direnme niteliğinde görünse de eylemli uyma kabul edilen kararının esasını değerlendiren yüksek mahkeme, gümrük müşaviri, nakliye firması çalışanı ve firma ortağı olan sanıkların, sahte ihracat beyannameleri ve TIR karneleri kullanarak malları Türkiye gümrük bölgesinden çıkarmadıkları halde ihraç etmiş gibi göstererek resmi belgede sahtecilik ve kaçakçılık suçlarını iştirak halinde işlediklerini sabit bularak, haklarında ilgili kanun maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/109 E., 2024/356 K.SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, Resmi Belgede SahtecilikHÜKÜMLER : Kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından zamanaşımı nedeniyle düşme o yer Cumhuriyet savcısıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Şikâyetçi İl Muhakemat Müdürlüğü adına Hazine vekilinin temyiz istemi üzerine, kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçları uyarınca açılan davada İl Muhakemat Müdürlüğünün suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığından, açılan kamu davasına katılma hakkının ve bu suçtan kurulan hükümleri temyize hak veyetkisinin bulunmadığı,O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi üzerine, sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. Şikâyetçi İl Muhakemat Müdürlüğü adına Hazine Vekilinin Temyiz İstemi YönündenSanıkların eyleminin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçları kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar gören Gümrük İdaresinin davaya katıldığı ve hükümden haberdar olduğu halde, suçtan doğrudan zarar görmeyen, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği sanıklar hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisi bulunmayan İl Muhakemat Müdürlüğü adına Hazine vekilinin temyiz isteminde bulunduğu nazara alınarak, vaki temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi YönündenBakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2010/257 Esas, 2016/106 Karar sayılı hükmünün Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 21.03.2024 tarihli kararı ile bozulması üzerine yerel mahkemece 13.12.2024 tarihli hükümle Dairemiz kararına direnilmesi suretiyle hüküm tesis edilmiş ise de;Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; A) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,B) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,C) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak,D) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu itibarla inceleme konusu kararın direnme kararı niteliğinde olmayıp, eylemli uyma niteliğinde olduğu ve bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğu gözetilerek;Suça konu ihracat beyannamelerinin gümrük müşaviri sanık ...'nin şifresi kullanılarak tescil edildiği, bu şifre olmadan eylemin icra edilmesi mümkün olmadığı gibi söz konusu TIR karnesi muhteviyatı eşyaları TRANSALKIM firmasının naklettiği ve anılan firmanın çalışanı olan sanık ...'in şifresi ile TIR karnelerine alt satırlar açılarak yavru beyannamelerin düzenlendiği, bunun yanında söz konusu ihracat beyannemelerinin .... Tekstil İnş. San. Ltd. Şti. adına tescil edildiği ve bu firmanın temsile yetkili ortağının da sanık ... olduğu, 22.07.2009 tarihli 10 adet ihracat beyannamesinin ekinde bulunması gereken TIR karneleri ve diğer belgeler olmadan tescil edildikleri, bu nedenle suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3/14. maddesindeki düzenleme gereği "İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek" fiilinin somut olayda gerçekleştiği, keza suça konu diğer ihracat beyannamelerinin ekinde yer alan TIR karneleri incelendiğinde her bir yavru beyanname muhteviyatı eşyanın farklı bir TIR aracı ile nakliyesinin yapılması ve ayrı bir çıkış beyannamesine bağlanarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 150 ve devamı maddeleri gereğince tescil edilmesi gerekirken yavru beyannamelerin yer aldığı TIR karnelerinin sadece bir çıkış beyannamesine bağlandığının anlaşılması karşısında, sanıkların iştirak halinde yavru beyannamelere konu eşyaları Türkiye Gümrük Bölgesi dışına çıkartmadıkları halde, ihraç etmiş gibi gösterdiklerinin sabit olduğu gözetilerek, resmî belgede sahtecilik suçu bakımından sanıklardan ...'nin gümrük müşaviri olması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sanıklar ... ve ...'in eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesi gereğince, kaçakçılık suçu bakımından ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/14. (suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 3/9. maddesi) ve 4/2. maddeleri gereği mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken Mahkemece bozma ilamının gereği yerine getirilmeksizin yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle düşme kararları verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 19.11.2025 tarihinde karar verildi.