Yargıtay, karşılıklı boşanma davasında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmederek bölge adliye mahkemesinin eşit kusur ve tazminat reddi kararını bozarken, kadının yoksulluk nafakası talebini de reddetmiştir.
Özet: Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasında, önceki mahkemenin evlilik birliğinin temelden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu yönündeki kararını hatalı bulan üst yargı organı, erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğuna kanaat getirmiştir; bu çerçevede, erkeğin kusurlu eylemleri nedeniyle kadının kişilik haklarına saldırı ve maddi desteği yitirme sebebiyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesini isabetsiz bularak tazminat istemlerini haklı görmüş, öte yandan kadının düzenli geliri olduğu ve boşanmayla yoksulluğa düşmeyeceği anlaşıldığından lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar vererek hükmü belirli yönleriyle bozmuştur.
2. Hukuk Dairesi         2025/1038 E.  ,  2025/8205 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/765 E., 2024/2999 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından birleşen davanın kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen nafakalar ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince ikinci telefon bulundurarak güven sarsıcı davranışta bulunan ve kadına fiziksel şiddet uygulayan erkek ile birden fazla erkek ile olağan dışı görüşme yaparak güven sarsıcı davranışta bulunan ve erkeğe hakaret eden kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşit kusurlu oldukları kabul edilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin kadına küfür ettiği, güven sarsıcı davranışta bulunduğu ve fiziksel şiddet uyguladığı; kadının ise güven sarsıcı davranışta bulunduğu, bu suretle tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda yine de eşit kusurlu olduğu belirtilerek hüküm tesis edilmiştir. Karar taraf vekillerince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, Bölge Adliye Mahkemesince boşanmaya sebep olan vakıalar yönünden kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlar değerlendirildiğinde; erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemi, bozmayı gerektirmiştir.
3. Yukarıdaki (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesince davacı-davalı kadının düzenli ve sürekli gelir elde ettiği ve boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de kadının özel bir firmada şoför olarak çalıştığı, erkeğin ise devlet memuru olduğu, tarafların gelirlerinin denk olmadığı, yasal koşulları oluştuğu gerekçesi ile kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadının uzun zamandır çalışıyor olduğu, daha önce de ticaret ile ilgilendiği, yargılama aşamasında işlerinin yoğunluğu nedeniyle sosyal inceleme raporu randevusuna dahi gelemediği değerlendirildiğinde, kadının düzenli ve sürekli bir gelirinin olduğu, boşanma ile yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175 inci maddesi gereğince boşanma yüzünden yoksulluğa düşme koşulları somut olayda davacı-davalı kadın yararına oluşmamıştır. Öyleyse davacı-davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden kadın yararına, kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden ise erkek yararına BOZULMASINA,
2.Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının ise reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.