Kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesi ve zilyetlikle edinme talebinin karmaşık tapu kayıtları ve önceki mahkeme kararları ışığında yeniden değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki metin, kadastro tespitiyle Hazine adına kaydedilen bir taşınmaz üzerinde, davacının revizyon görmüş tapu kaydının söz konusu parseli kapsadığı ve zilyetlikle mülkiyet edindiği iddiasıyla açtığı itiraz davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul ve kısmen ret kararının temyizine ilişkindir; karar, önceki Yargıtay bozma ilamında davanın niteliğinin yanlış değerlendirilerek mesaha tashihi yerine kadastro tespitine itiraz davası olarak incelenmesi, tapu kayıtlarının kapsamının haritalarla belirlenmesi, dava dosyalarının birleştirilmesi ve yeniden keşif yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen verildiği için yeniden gözden geçirilmektedir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/2 E., 2023/16 K.KARAR : Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddineTaraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın kabulüne dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davacı ... vekili ve duruşmasız olarak davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin değerden reddine ve temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyünde 2009 yılında yapılan kadastro sırasında, dava konusu 1 72... parsel sayılı 8.844,08 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; adına tespit edilen dava dışı 1 72... parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının dava konusu komşu 1 72... parsel sayılı taşınmazı kapsadığını, zilyetlikle mülk edinme şartlarının da gerçekleştiğini öne sürerek, tespitin iptali ile adına tescilini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...İşbu dava özü itibarıyla, 5520 sayılı Kanunla değişik Tapu Kanunu'nun 31 inci maddesi uyarınca açılan mesaha tashihi davasıdır. Anılan maddeye göre, taşınmaz malların yüzölçümü tapu sicilinde yazılı miktardan fazla olduğu hallerde bu fazlalığın bitişik araziye elatmaktan ileri gelmediği ve sınırlarında bir değişiklik olmadığı İlk Derece Mahkemesince tespit edildiği takdirde, taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapu siciline yazılmasına karar verilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1977/1461 Esas ve 1977/ 6942 Karar ve Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2004/2425 Esas ve 2008/2763 Karar numaralı ilamlarında da belirtildiği üzere, yalnızca yüzölçümü miktarı daha önce hükmen değiştirilmemiş tapulu taşınmazlar için miktar düzeltimi isteme olanağı bulunmaktadır. Yani tapuda kayıtlı bir taşınmaz hakkında mesaha tashihi istenebilmesi için, önce açılan bir dava sonunda taşınmazın miktarının tespit ve tezyid edilmemiş olması zorunludur. Somut olayda davacının asıl miktarının 3.608,49 m² olduğunu belirttiği ... Tapu Sicilinin 09.09.1996 tarihli ve cilt no: 70, sayfa no: 54 ve sıra no: 11'de bulunan tapu kaydının geldisi olan cilt:58, sahife:21, sıra: 55'te bulunan kaydın miktarı ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1986/79 Esas ve 1987/89 Karar numaralı Mahkeme kararı ile 1.190 m² iken 1.690 m² olarak tashih edilmiş, bu karar 06.05.1988 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava konusu ettiği taşınmazın tapu kaydının miktarı daha önce Mahkeme kararı ile hükmen değiştirildiğinden..." gerekçesiyle davanın reddine, 1 72... ve 2 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2011/2651 Esas ve 2012/1351 Karar sayılı ilamıyla "...İlk Derece Mahkemesince davanın kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olduğu gözardı edilerek, davanın niteliği yanlış değerlendirilmek suretiyle hüküm verilmiştir. O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu mesaha tashihi davası ile miktarı artırılan 09.09.1996 tarihli ve 11 sayılı tapu kaydının haritası getirtilmeli, bu kaydın dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediğini, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kaydı dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tapu kayıtlarının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman fen bilirkişisi ile tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20 nci maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada taraf tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, tapu kaydının dayanağı harita ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, harita yerine uygulanmıyor ise kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, öte yandan dosya içerisinde bulunan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/32 Esas ve 2001/64 Karar, 2003/161 Esas, 2003/31 Karar (önceki esası 1995/9 Esas, 2002/57 Karar) sayılı elatmanın önlenmesi ve tescil davasının aynı yöntemle kapsamı belirlenmeli, bu ilamların taraflar arasında kesin hüküm veya güçlü delil niteliğinde olup olmadığı tartışılmalı, bu davanın dava konusu taşınmaza ait olduğunun belirlenmesi halinde hükmün taraflara tebliği ile kesinleştirilmesi sağlanmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kanun'un 13... nci maddeleri hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava konusu olmayan 1 72... parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı ve eki belgelerin olağan usule göre tespitinin kesinleştirilmesi için Kadastro Müdürlüğüne iade edilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulması isabetsiz..." gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının istemi 09.09.1996 tarihli ve 11 sayılı tapu kaydının kapsamına göre eksik kalan kısmın adına tespit edilen taşınmaza eklenmesi üzerinedir. Bu bağlamda yapılan değerlendirme de davacının dayandığı tapu kaydının kadastro tespiti sırasında uygulaması ile ortaya çıkan sınırları itibarıyla kuzey sınırında belirtilen ... suyu yatağı dışında herhangi bir ihtilafın bulunmadığını, tapu kaydının geldilerinde kuzey sınırının ... Çayı yatağını okuduğunu, ancak tespit sırasında davacı adına tespit gören taşınmaz ile ... Çayı arasında kalan kısmın davalı parsele içerisinde yer aldığı, bu durum karşısında dava konusu taşınmazın kuzeyinde davalı adına tespit gören yerin ... suyu yatağı olup olmadığının tespitinin önem arz etttiğini, keşif esnasında alınan beyanlara göre tanzim edilen, keşif takibine olanak sağlayan fen bilirkişisi ve jeolog raporlarına göre (B) harfi ile gösterilen kısmın tapu kaydı kapsamında kaldığı ve (A) harfi ile gösterilen kısmın ise ... su yatağı olduğu, Kadastro Kanunu'nun 20/1-c maddesinde "Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibarıyla belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir. Belirtilen düzenleme karşısında davacının tapu kaydının adına tespit gören yer ve fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösteren kısmı kapsadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain 1 72... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitindeki 8.844,08 m² olan miktarının iptali ile, fen bilirkişisinin 25.11.2013 tarihli raporunda (B) harfi ile gösterilen 2.014,27 m²sinin davacı adına tespit gören aynı yer 1 72... parsele eklenmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline, fen bilirkişisinin 25.11.2013 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.653,83 m²sinin ... Çayı yatağı olarak paftasında gösterilmesine, 1 72... parsel sayılı taşınmazdan kalan ve fen bilirkişisinin 25.11.2013 tarihli raporunda (C) harfi ile gösterilen 5.175,98 m²sinin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/8156 Esas ve 2014/10938 Karar sayılı ilamıyla; "...İlk Derece Mahkemesince; davacı ...'nin dayandığı tapu kaydının adına tespit gören yer ve fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösteren kısmı kapsadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı ... tarafından açılan ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/79 Esas sayılı dosyası ile karara bağlanan mesaha tashihi davasında tapunun kuzey sınırında ... Çayı okumakta olup, değişebilir sınır niteliğindedir. İlk Derece Mahkemesince bu husus göz ardı edildiği gibi, dava konusu taşınmazın niteliği ile ilgili yöntemine uygun şekilde araştırma yapılmamış, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi araştırılmamış, bu hususlarda hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır..." gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...Yapılan keşif incelemesi ve uzman bilirkişilerce sunulan müşterek bilirkişi raporunda yapılan tespitler, taşınmazlara ilişkin hava fotoğrafı ve Mahkeme gözlemi dikkate alındığında dava konusu 1 72... parsel sayılı taşınmazın gerek temyize konu bölümü gerek geri kalan kısımları imar-ihyası tamamlanmamış, tarımsal faaliyete konu olmayan ham toprak vasfında olduğu, ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine mahalli ve tespit bilirkişileri ile davacı tanıkları anlatımlarında davacı ve babasının taşınmazdaki kullanımının değirmen işletmesi şeklinde olduğu ifade edilmiş, nitekim davacının sunduğu tapu kaydında da taşınmaz vasfının değirmen olduğunu, hava fotoğraflarında da değirmen yapısının tapu kaydı krokisi kapsamı içerisinde olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar çerçevesinde davacının dava konusu 1 72... parsel sayılı taşınmazda zilyet ve tasarrufu bulunduğu iddiası ispatlanamamış olmakla 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde ve bu maddenin atfıyla aynı kanunun 14 üncü maddesinde öngörülen imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Davacının eski tapu kaydı kapsamında iddiası yönünden ise dayanak tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmek suretiyle keşif incelemesinde uygulanmakla birlikte ilgili tapu kaydının tescil krokisi itibarıyla uygulaması yapılmış, müşterek olarak hazırlanan 07.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda kroki 5 olarak belirtilen krokide tapu kaydının 1 72... parsel sayılı taşınmazda A1=50,35 m² ile A2=706,91 m² yüzölçümündeki bölümleri kapsadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda A1=50,35 m² ile belirtilen kısmın yukarıda izah edildiği üzere davacı ... tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşen 25.11.2013 tarihli bilirkişi raporu ekli krokisinde B=2014,27 m² yüzölçümündeki kısım içerisinde kaldığı anlaşılmakla bu kısım yönünden Hazine adına kazanılmış hak oluştuğundan davacı ...'nin bu kısım yönünden de davasının reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda A2=706,91 m² yüzölçümündeki bölümün davacı ...'nin sunmuş olduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı tesis krokisinin kadastro paftası ile çakıştırılması neticesinde tüm dosya kapsamında sabit olmakla ve bu kısmın yapılan jeolog bilirkişi incelemesinde dere yatağından etkilenen kısmın dışında kaldığı..." gerekçesiyle davacı ...'nin dava konusu 1 72... parsel sayılı taşınmaz yönünden davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 1 72... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un uyarınca düzenlenen kadastro tutanağının iptaline, 07.02.2023 tarihli müşterek hazırlanan bilirkişi raporunda (5) numaralı krokide A2=706,91 m² yüzölçümündeki kısmın parselden ifrazı ile bu kısmın 172 ada son parsel sayısında arsa vasfı ile davacı ... adına tapuya tesciline, ifraz sonrası geri kalan 8.137,17 m² yüzölçümündeki kısmın 1 72... parsel sayısında ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına,Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.