Marka tescil başvurusuna yapılan itiraz sonucu YIDK tarafından verilen ret kararının iptali davasında, markalar arasındaki iltibas riski nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucunda onanması.
Özet: Davacı şirketin, marka başvurusunun iltibas iddiasıyla kısmen reddedilmesi ve yeniden inceleme kurulunca bu kararın onaylanması üzerine açtığı YIDK kararının iptali davasında; mahkemeler, tescili istenen markanın mevcut markalarla görsel, işitsel ve kavramsal benzerlikleri nedeniyle ortalama tüketicide karıştırılma veya ilişkilendirilme tehlikesi yarattığına, davacının önceki tescilli markasının uyuşmazlık konusu hizmetleri kapsamadığına ve davalının kötüniyetli olduğuna dair iddiaların bu davada değerlendirilemeyeceğine hükmederek davayı reddetmiş, istinaf ve temyiz incelemeleri sonucunda da bu kararlar hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/3021 E.  ,  2025/7646 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/342 Esas, 2025/595 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2020/... sayılı "...+Şekil" ibareli başvurusunun, davalı gerçek kişinin itirazı üzerine Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, tescili istenen 29... sınıf malların satışına özgü 35 sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazın da dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile redde mesnet ... sayılı ve "..." esas unsurlu markalar arasında iltibas koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin dava konusu ibareyi 2013 yılından beri kullandığını, 2013/... sayılı "..." ibareli tescilli markası bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasını, davalıya ait markaların tescil tarihinden daha önce kullanmaya başladığını, davalı markalarının kullanılmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında; kapsamlarındaki hizmetlerin aynı veya aynı tür oldukları, redde mesnet "..." ve "..." esas unsurlu markalar ile dava konusu "..." esas unsurlu markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıkları ancak görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları, bu nedenle daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, markaları bir arada görüp karşılaştırma imkânından yoksun, markaların detaylarını analiz edemeyen, gözü ve kulağında kalan izi ile hareket eden ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusu ile davaya konu hizmetler üzerinde karşılaştığında, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markalar ile ilişkilendirebileceği, bu markayı redde mesnet markaların serisi niteliğinde zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü markası kapsamında uyuşmazlık konusu hizmetlerin yer almadığı, birlikte var olma koşullarının da gerçekleşmediği, davacının gerçek hak sahipliği ve davalı gerçek kişinin kötüniyetli olduğu iddialarının bu davada değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.