Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin, boşanmada evlilik öncesi eylemin kusur sayılmamasına rağmen güven sarsıcı davranışlarla tam kusurlu erkeğin tespit edildiği, kadın lehine hükmedilen döviz cinsinden tazminatın TL karşılığının belirlenmemesi ve yoksulluk nafakası talebinin değerlendirilmemesi nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına yönelik içtihadı.
Özet: Temyiz incelemesinde, tarafların karşılıklı boşanma davasında erkeğin evlilik öncesi pornografik içerikli eylemlerinin kusur olarak yüklenemeyeceği belirtilmesine rağmen, güven sarsıcı davranışları nedeniyle boşanmaya tam kusurlu olarak neden olduğu onanırken; kadının döviz cinsinden talep ettiği maddi ve manevi tazminatın dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden belirlenmesi gerektiği ve yoksulluk nafakasının boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği nazara alınmayarak bu konularda hatalı karar verildiği gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünün ilgili kısımları bozulmuş ve dosya yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2024/5013 E.  ,  2025/8150 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/446 E., 2024/224 K.
DAVACI-DAVALI : ... vekili Avukat ...
DAVALI-DAVACI : ... vekili Avukat ...
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda Mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından iştirak nafakası ve tazminatların miktarı, faizin başlangıç tarihi, kadın lehine nafaka takdir edilmemesi, vekâlet ücreti ile yargılama giderleri yönünden; davacı- karşı davalı erkek vekili tarafından ise duruşma istemli olarak erkeğin boşanma davası hakkında verilen "karar verilmesine yer olmadığına" yönelik hüküm, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ... ile karşı taraf temyiz eden davalı- karşı davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine ve özellikle, davacı karşı davalı erkeğe yüklenen "porno sitesi işlettiği, ufak yaşta çocuk pornografik yayından dolayı ceza aldığı" şeklinde belirlenen eylemin suç tarihinin evlilik öncesi olduğu gibi bu eylemden dolayı erkeğe verilen ve kesinleşen ceza hakkında itiraz üzerine kovuşturmanın durdurulmasına karar verildiği, bu sebeple bu vakıanın erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği; ancak Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen güven sarsıcı davranan erkeğin yine de boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre tarafların sair paragraflar dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı- karşı davacı kadın 17.12.2014 tarihli dava dilekçesinde 1.000,000 USD maddî, 1.000,000 USD manevî tazminat talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde kadın lehine 3.000,000 TL maddî, 5.000.000 TL manevî tazminata hükmedilmiştir. Kural olarak, "konusu para olan borç Ülke Parası ile ödenir. (Türk Borçlar Kanunu 99.madde) " hükmü gereğince Türk Lirası olarak hüküm kurulması doğru ise de davalı- karşı davacı kadının döviz cinsinden olan talebinin dava tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı belirlenip maddî ve manevî tazminat konusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalı- karşı davacı kadın, karşı dava dilekçesinde; dava tarihinden itibaren bir yıl için ve dava tarihinden itibaren beş yıl süreyle 10.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince, bu sürenin geçtiği belirtilerek kadının tedbir ve yoksulluk nafakası talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur. Yoksulluk nafakası tarafların boşanmalarına ilişkin kararın kesinleşme tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Taraflar arasında görülen boşanma davalarına yönelik hükmün 21.03.2017 tarihinde kesinleştiği nazara alınarak, kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA,
2.Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin Tahir'den alınıp Ayşe'ye 28.000,00 TL vekâlet ücretininde Ayşe'den alınıp Tahir'e verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.