Yargıtay 7. Ceza Dairesinden kaçakçılık suçunda savunma hakkı kısıtlaması ve etkin pişmanlık ihtaratı hatasıyla verilen mahkumiyetin bozulması ile hukuka aykırı arama tartışmasını içeren içtihat.
Özet: Yüksek mahkeme, sanığın kaçakçılık suçunu işlediği yönündeki yerel mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığını tespit etmesine karşın, sanığa 5607 sayılı Kanunun belirli maddeleri üzerinden ek savunma hakkı tanınmaması ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında uygulanacak ceza indirim oranına dair hatalı bilgilendirme yapılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle mahkûmiyet hükmünü bozmuş; karşı oy ise işyerinde yapılan aramanın usulüne uygun işlem tanığı bulunmaması sebebiyle hukuka aykırı olduğunu ve bu yolla elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını vurgulamıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2020/404 E., 2021/71 K.SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM: Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi gereğince kamu davası açıldığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 226. maddesi uyarınca 6545 sayılı Kanun'la değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi delaletiyle 3/5, 3/10-son maddelerinden ek savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,Kabule göre de;7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulanmasının olanaklı hale geldiği ve sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarının sanık tarafından kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca cezasında yarı oranında indirim yapılacağının ihtar edilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın cezasında üçte bir oranda indirim yapılacağı ihtar edilerek indirim oranında yanıltılması, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 08.12.2025 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSayın daire çoğunluğuyla görüş ayrılığımız yapılan şikayet üzerine kolluk kuvvetinin usulüne uygun arama kararı alarak işyerinde yaptığı arama işlemi sonucu kanunun amir hükmüne aykırı olarak işlem tanığı sayısının eksik tutulması sonucu düzenlenen tutanağın hükme esas alınıp alınmayacağına ilişkindir.Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2013/610-5 12... /569-2022/10 EK sayılı kararlarında da izah edildiği üzere; Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir.Hukuka aykırılık bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının çerçevesi ve kapsamı belirlenirken gerek pozitif hukuk kurallarına gerekse temel hak ve hürriyetlere ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı hâlinde hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2001 tarihli ve 2-2 sayılı kararında: “Hukuka aykırılık en başta milli hukuk sistemimiz içinde yürürlükteki tüm hukuk kurallarına aykırılık anlamına gelir. Bu çerçeve içinde, anayasaya, usulüne uygun olarak kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere, kanunlara, kanun hükmünde kararnamelere, tüzüklere, yönetmeliklere, içtihadı birleştirme kararlarına ve teamül hukukuna aykırı uygulamaların tümü hukuka aykırılık kavramı içinde yer alır.Bunun dışında, hukuk sistemimiz, hukukun genel ilkeleri adı verilen ve uygar dünyanın tüm medeni ülkelerinde uygulanan kuralları da hukuk kuralı olarak kabul etmektedir. Hukukun genel ilkelerinin neler olduğu konusunda bir belirsizlik olsa da, hukukun genel ilkelerinin hukuki bağlayıcılığı bulunduğu gerek uygulamada gerekse doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkememiz de birçok kararında, hukukun genel ilkelerinin varlığını kabul etmenin hukuk devletinin gereklerinden biri olduğunu ve bu ilkelerin yasa koyucu tarafından dahi yok edilemeyeceğini hükme bağlamıştır (Örneğin, E. 1985/31. K. 1986/1, KT. 17.3.1986, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S.22. s.115). Anayasa Mahkemesi’nin bu görüşleri çerçevesinde hukukun genel ilkeleri, yasalardan, hatta Anayasa’nın değiştirilebilir hükümlerinden de üstün bir konuma getirilmiştir” denilmektedir.Bu itibarla aramanın hukuka uygun olup olmadığı arama tedbirine başvurulma şartları ve uygulanmasıyla ilgili gerek pozitif hukuk kuralları gerekse evrensel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla belirlenmelidir. 5271 sayılı CMK7nın 119/4.maddesinde; Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde; "1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenlemeyle hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceği hüküm altına alınmıştır.Anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki, aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur.Bu açıklamalar ışığında; Kolluk görevlilerince yapılan çalışmalar neticesinde edinilen bilgilerden hareketle ''...'' iş yerine Antalya 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 26/02/2015 tarih ve 2015/1135 D.İş nolu kararına istinaden 26/02/2015 günü saat 14.00' de bahse konu adrese gidilerek iş yerinde bulunan sanığa arama kararı tebliğ edilmiş, okuduğunu ve anladığını beyan etmesi üzerine iş yerinde arama yapılmış, yapılan aramada toplamda 186 paket bandrolsüz gümrük kaçağı sigaranın ele geçirilmesi şeklindeki olayda; 5271 sayılı CMK’nın 119. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘’Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.’’ şeklindeki düzenlemenin aksine, verilen arama kararında arama işleminin 5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesi gereğince yapılması istenmesine karşın, işlem tanığı olmadan aramanın gerçekleştirildiği ve tutanak altına alındığı görülerek yapılan incelemede; sanığa ait işyerinde yapılan arama işlemi sonucu ele geçirilen ürünlerin hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil niteliğinde olduğu ve mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı gözetilerek sanığa atılı suçtan beraati düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir. 08.12.2025