Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, sözleşme ve protokol ihlali iddiasıyla asıl ve birleşen davalarda talep edilen milyonlarca dolarlık asıl alacak, taşınmaz bedeli ve cezai şartların ispat edilememesi gerekçesiyle reddedilen hükümlerin temyiz incelemesi.
Özet: Davalılar tarafından sözleşme ve protokol ihlali iddiasıyla asıl davada milyonlarca dolarlık ana alacak ve cezai şart, birleşen davada ise çeşitli alacak kalemleri talep edilen, ilk derece mahkemesinin davalıların zamanaşımı itirazını reddetmesine rağmen davacıların iddia edilen alacaklarını ispat edemediği gerekçesiyle her iki davayı da reddettiği, bu ret kararının bölge adliye mahkemesince esastan onandığı ve Yargıtayın önündeki temyiz incelemesinin, davacıların yüklü miktardaki alacak iddialarının ispat yükünü yerine getirip getirmediği ve alt mahkemelerin ret kararlarının hukuka uygunluğu üzerine olduğu bir uyuşmazlığı konu almaktadır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2934 Esas, 2024/3550 KararHÜKÜM : Esastan retBölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.12.2025 günü hazır bulunan asıl davada davacı ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.KARARI. DAVA1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokollerin davalılar tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek müvekkilinin 21.02.2013 tarihli ve 26.05.2014 tarihli protokollerden doğan asıl alacağı için şimdilik 80.000,00 USD, taşınmaz bedeli alacağı için şimdilik 20.000,00 USD ve yine davalılar tarafından söz konusu protokollere aykırı davranılması nedeniyle doğmuş olan cezai şart alacağına ve sair alacaklarına karşılık şimdilik 20.000,00 USD alacağın, 26.05.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak Devlet bankalarının USD için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Asıl davada davacı vekili 27.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak üzere, davaya konu 80.000,00 USD tutarındaki asıl alacak taleplerini ıslah yoluyla 12.920.000,00 USD artırarak asıl alacak taleplerini toplamda 13.000.000,00 USD’ye yükselttiklerini, yine 14.06.2022 tarihli beyan dilekçeleri ile kısmi dava olarak görülmesini talep ettikleri 19.000,00 USD tutarındaki cezai şart alacaklarını ıslah yoluyla 12.981.000,00 USD artırarak toplamda cezai şart alacaklarını 13.000.000,00 USD’ye yükselttiklerini ve yine davaya konu alacaklar için faiz taleplerini de 26.05.2014 tarihinden itibaren hesaplanmak üzere 2013 tarihli sözleşmenin 2.4 maddesinde belirtildiği şekilde günlük onbinde üç (%0.03) döviz mevduat faizi olarak hesaplanmasını, bu faizin devlet bankalarının USD için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranından daha az olması halinde ise bu oran üzerinden hesaplanmasını istemiştir. 3.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokollerin davalılar tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek müvekkilinin 21.02.2013 tarihli ve 26.05.2014 tarihli protokollerden doğan asıl alacağı için şimdilik 10.000,00 USD, ödenmeyen maaş alacakları için şimdilik 2.000,00 USD, kar mahrumiyeti alacağı için şimdilik 1.500,00 USD, yine davalılar tarafından söz konusu protokollere aykırı davranılması nedeniyle doğmuş olan cezai şart alacağı ve sair alacaklarına karşılık şimdilik 1.500,00 USD alacağın, 26.05.2014 tarihinden itibaren taraflar arasındaki 2013 tarihli protokolün 2.4 hükmü uyarınca hesaplanacak günlük onbinde 3 (%0.03) döviz mevduat faizi ile fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının taleplerinin esastan da reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının taleplerinin esastan da reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, bu sebeple zamanaşımı itirazlarının reddi gerektiği, asıl ve birleşen davada davacıların dava konusu ettikleri alacaklarını ispat edemedikleri gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçeli kararın asıl dosya ve birleşen dosyada her iki davacı vekiline ayrı ayrı UETS yoluyla tebliğ edildiği, her iki davacı vekili yönünden 14.08.2024 tarihinde tebligatın alıcı için ayrılmış tebligat alanına (hesabına) başarılı bir şekilde konulduğu, tebligatın, alıcının hesabına iletilmesine müteakip 19.08.2024 tarihinde otomatik olarak okunmuş sayıldığı, asıl dosya davacı vekili tarafından istinaf başvurusunun 06.09.2024, birleşen dosya davacı vekili tarafından ise istinaf başvurusunun 05.09.2024 tarihinde yapılarak istinaf dilekçelerinin ayrı ayrı dosyaya sunulduğu, asıl ve birleşen dosya davacıları vekili yönünden tebligatın 19.08.2024 tarihinde okunmuş sayıldığı, iki haftalık istinaf başvuru süresinin asıl ve birleşen dosyada davacılar için 02.09.2024 tarihinde dolduğu, bu haliyle sürenin son gününün adli tatile denk gelmemesi nedeniyle süre uzamasının söz konusu olmadığı, asıl ve birleşen davada istinaf süresi geçtikten sonra kararın istinaf edilmesi nedeniyle başvurunun süresinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada her iki davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 345, 346, 352/1-c maddesi gereğince ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, 21.02.2013 tarihli ve 26.05.2014 tarihli protokollerden doğan asıl alacak, taşınmaz bedeli alacağı ile cezai şart alacağı ve sair alacakların, birleşen dava ise, 21.02.2013 tarihli ve 26.05.2014 tarihli protokollerden doğan asıl alacak ile ödenmeyen maaş alacakları, kâr mahrumiyeti alacağı, cezai şart alacağı ve sair alacakların tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince usulden (süre yönünden) reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl ve birleşen davanın davacılarından alınarak asıl ve birleşen davanın davalılarına verilmesine, temyiz harcı asıl davada davacı ile birleşen davada davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.