11. Hukuk Dairesinde, eski iş ortakları arasında "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü, öncelikli kullanım ve kötüniyetli tescil iddiaları ekseninde marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet davası temyizi.
Özet: Sağlık hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren eski ortaklar arasındaki marka davasında; davacı, 1999dan beri kullandığı ve 2008de tescillediği "..." ibareli markasına dayanarak, eski ortağının 2016da tescil ettirdiği benzer "..." markasının kötüniyetli tescil edildiğini ve hükümsüz kılınmasını talep ederken, davalı ise markanın kendileri tarafından da uzun süredir kullanıldığını ve önceki hak sahibi olduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise tarafların ortak iş geçmişini ve "..." ibaresinin karıştırılma ihtimali yüksek ana unsur olduğunu değerlendirmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/388 Esas, 2025/139KararHÜKÜM : Davanın kısmen kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/414 E., 2022/196 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1996 tarihinde kurulduğunu, 1999 tarihinde unvan değişikliği ile “ ... MERKEZ POLİKLİNİĞİ” olarak başladığı faaliyetlerine devam ettiğini ve yaklaşık 20 yıldır ... markasını ... Merkez Polikliniği, Merkez ... ... ... Merkezi gibi farklı tali unsurlarla birlikte ... İbaresini koruyarak kullandığını, akabinde anılan markasını 24.04.2008 tarihinde ... no ile tıbbi hizmetler sınıfında “sondurak ... ... MERKEZİ” olarak tescil ettirdiğini, yaklaşık 25 yıldır ... markası adı altında profesyonel sağlık hizmetleri vermesi sonucunda haklı bir itibar ve güven kazandığını ve ... ibareli marka üzerinde de üstün hakkı bulunduğunu, davalı şirketin sahibi ...'ın 1999 -2016 tarihleri arasında davacı şirketin ana ortağı olduğunu ve ... markasının davacı şirket adına tesciline önceden onay verdiğini ancak bu onayı geri aldığını, adı geçenin 24.05.2016 tarihinde davacı şirketten ayrıldığını ve 02.06.2016 tarihinde davalı şirket adına ... ... markası için tescil başvurusu yaptığını, davacı şirketin bu başvurudan sonradan haberi olduğundan ... nolu başvuruya itiraz edemediğini, davalı şirketin sahibinin ... ... markasını kötüniyetli tescil ettirdiğini, davalı şirketin sahibi ile geçmişteki iş ilişkisinde de teyit edilerek ... markasını müvekkili firma adına tescil edildiğini, o dönemde bunu davalı şirketin de kabul ettiğini, davalı şirket sahibi ile davacı şirket arasındaki iş ilişkisinin sona erdiğini, sona ermesinden sonra da ... ibaresinin marka tescilini aldığını ve müvekkil grup firmalarına markanın kullanımı önlemek amacıyla dava açtığını, davalı şirket sahibinin bilinçli ve sistemli bir şekilde kötüniyetli hareket ettiğini, Türk Patent ve Marka Kurumunun davalı şirketin yeni marka başvurularını reddettiğini, buna karşılık müvekkili şirketin başvurularını kabul ettiğini, zira marka üzerinde asıl hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, taraf markaların benzer olduğunu, davalının eylemlerinin aynı zamanda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek ... no.lu ... TİP markasının hükümsüz kılınarak sicilden terkinini ve www....tip.com.tr ve www....tip.com alan adlarının davacıya devrine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin 1999 yılında ... Sağlık Dispanseri ibaresini kullandığını, daha sonra markasını ... Poliklinik Özel ... ... Merkezi gibi farklı şekillerde kullandığını, 1999 yılından beri ... ibaresini düzenli bir şekilde kullandığını, her iki firmada da ... ibaresinin ortak olarak kullanıldığını, davacının ... ... ... Merkezi ibaresini davalının ise ... ... ibareli markayı kullandığını, bu fiili paylaşımın kendiliğinden gerçekleştiğini, davacı şirket ortağının davalı şirketten 2017 yılında ayrıldığını, ... numaralı marka tescilinden haberdar olduğunu, bu sebeple davalının kötüniyetli olmadığını, ... ibaresi üzerinde davalı şirketin önceye dayalı gerçek hak sahipliği bulunduğunu, davaya konu edilen alan adlarının da hak sahibinin davalı şirket olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı adına tescilli ... numaralı "... ... ... MERKEZİ" ibareli markanın 44. sınıfta tescilli olduğu, davalıya ait ... numaralı "... ..." markasının 02/06/2016 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 44. sınıfta 07.02.2017 tarihinde tescil edildiği, ortak olarak markaların esas unsurlarının ... olduğu, her ne kadar davacı markasında şekil olarak bir takım farklılıklar varsa da ortalama tüketici nezdinde ... ibaresinin akılda kalacağı ve bu sebeple karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu nedenle marka üzerindeki gerçek ve önceye dayalı hak sahipliğinin tespiti açısından yapılan değerlendirmede ise davalı şirket ortağı ...'ın 1999 yılından 2016 yılına kadar davacının ortağı olduğunun ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, davacı şirket yetkilisi ...'ın da davalı şirkettin eski yetkilisi olduğu, davacı şirketin 16.05.1996 yılında kurulduğu, davalı şirketin ise 17.12.1998 yılında kurulduğu, bu şekilde taraf şirket yetkililerin geçmişte aynı şirkette ... markası adı altında tıbbi hizmetler alanında ortak olarak faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı, esas itibari ile ... ibaresinin ... Sağlık Merkezi adı altında ... Hizmet Vakfı tarafından kurulduğu fakat belediyenin sağlık hizmeti sunamayacağı belirtildikten sonra davacı şirketin ... Hizmet Vakfının izni ile markayı kullanmaya başladığı, 2006 yılına kadar Vakfın izni ile 2006 yılından sonra ise Vakıftan bağımsız olarak ... markasını kullandığı, davalı şirketin 1999 yılından başlamak üzere ... SAĞLIK DİSPANSERİ daha sonra ise ... ... MERKEZİ olarak belgelerde isminin yer aldığı, o tarihten bu yana da ... ibaresinin davalı şirketçe kullanıldığı, buna göre de uyuşmazlığa konu ... esas unsurlu markanın hem davacı hem de davalı şirketçe uzun yıllardır tıbbi hizmetler alanında kullanıldığı, ... markası üzerinde tarafların birbirlerine karşı gerçek ve üstün hak iddiasında bulunamayacakları, kaldı ki davacı şirketin de davalının ... marka kullanımından haberdar olduğu zaten uzun süre şirket ortaklarının aynı kişiler olduğu, yaklaşık 20 yıllık bir süre marka kullanımına rıza gösterildikten sonra dava açılmasının iyiniyetle bağdaşmayacağı, sessiz kalma sebebi ile hak kaybının oluştuğu, kötüniyetli tescil iddiası yönünden ise davalı şirketin dava tarihinden önce yaklaşık 20 yıl ... markasını kullandığı, kullanımın 2016 yılına kadar tescilsiz şekilde olduğu, daha sonra 2016 yılında davaya konu ... numarası ile tescil edildiği, davalı tarafça yaklaşık 16 yıl tescilsiz kullanıldıktan sonra markanın tescil ettirilmesinin kötüniyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kullanımdan kaynaklanan önceye dayalı hak sahipliğine ve kötüniyetli tescile dayandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/6134 E., 2015 13829 K. sayılı kararına göre ; "....Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi”nin geçerli olduğu, yasa koyucunun bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçladığı, öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi”nin de benimsendiği, buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişinin, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, bu ilke uyarınca; 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/3. maddesine göre," bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir." gerekçesinin bulunduğu, buna göre dosyaya sunulan belgeler ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafça ... markasının "... DİSPANSERİ", "... ... MERKEZİ", "... SAĞLIK DİSPANSERİ" , "... POLİKLİNİĞİ" ibareleri ile 1999 yılından itibaren aralıksız olarak kullanıldığı ve 62 adet belge ibraz edildiği tespitine ilişkin kesinleşmiş Yargıtay kararı bulunuyor ise de, "marka tescilinde teklik ve öncelik ilkesi" gereğince davalının önceye dayalı hak sahibi olduğunun sunulu Yargıtay kararı gereği hükümsüzlük davasında dinlenemeyeceği, davalı tarafın dava dışı Vakıf ve davacının izni ile uzun yıllar 44. sınıfta tıbbi hizmetler alanında kullandığı ... ibareli markayı tescil ettirmek üzere başvuruda bulunmasının, kötüniyetli tescil olarak değerlendirilemeyeceği ancak davacı markasının 44. sınıfta tıbbi hizmetler yönünden tescilli olduğu ve davalının 44. sınıfta tescilli markasının tescilde öncelik ve teklik ilkesine göre, aynı/benzer hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, diğer istinaf istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2016/49234 sayılı ... ... markasının "Tıbbi Hizmetler. Güzellik Hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, gerçek hak sahipliği, benzerlik ve marka tescilinde kötüniyet iddialarına dayalı olarak davalı adına tescilli 2016/49234 sayılı "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile davalıya ait www.....com ve www.....com.tr alan adlarının davacıya devri, olmadığı takdirde iptalleri talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, uyuşmazlığa konu "..." esas unsurlu tescilsiz markanın hem davacı hem de davalı şirketçe tıbbi hizmetler alanında ilgili oldukları Vakfın izni ile tescilsiz olarak kullanılmaya başlandığı, daha sonra taraf şirketlerin ortak faaliyette bulunmak suretiyle bu işareti kullandıkları, akabinde “...” işaretinin davacı adına ... numaralı “ ... ... MERKEZİ” olarak 44. sınıfta tescil edildiği, davaya konu ... numaralı “... ...” ibareli markanın da 44. sınıfta davalı adına tescilli olduğu, bu tesciller taraf şirketlerin ortaklarının bilgileri ve iradeleriyle yapıldığından anılan tescillerin tarafların rıza ve muvafakatiyle yapıldığının kabulü gerekir. Zira dosya kapsamından davalı şirket ortağı ve yetkilisi ...'ın 1999 yılından 2016 yılına kadar davacı şirketin ortağı olduğunun ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, davacı şirket yetkilisi ...'ın da davalı şirketin eski yetkilisi olduğu, ihtilafsız birlikte kullanımın ortakların davacı ve davalı şirketlerdeki hisselerini kısmen devrettiği 24.05.2016 tarihi ve tümüyle devrettikleri 25.05.2017 tarihleri arasında dahi devam ettiği, taraflar arasında barışçıl şekilde kullanımların davanın açıldığı 21.12.2020 tarihine kadar nizasız olarak gerçekleştiği, böylece markanın oluşturulmasında tarafların müşterek emek ve çaba harcadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda “...” işareti üzerinde tarafların birbirlerine karşı gerçek ve üstün hak iddiasında bulunamayacakları kaldı ki, Dairemizin daha önceki bir çok kararına konu olan ve “birlikte var olma” olarak tanımlanan marka hukukuna ait ilke uyarınca tarafların “...” işareti üzerinde birlikte hak sahibi olduklarının kabulü ile sonucuna göre karar vermek gerekirken dava konusu markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.