Fikri Sınai Haklar Mahkemesinde, benzer unsurlar içeren markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkin dava süreci.
Özet: Davacının "..." esas unsurlu tescilli markaları ile davalının tescil başvurusu yapılan "..." ibareli markası arasında, görsel farklılıklara rağmen "..." kelimesinin her iki markada da belirleyici unsur olması nedeniyle tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiasıyla açılan davada; ilk derece mahkemesi, markaların sözcük unsurları arasındaki yeterince uzaklaşmama durumunu ve "..." ibaresinin vurgulanmasını dikkate alarak karıştırılma ihtimali bulunduğunu tespit etmiş, davalı tarafça yapılan itirazın esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı ile bu tespit onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/1774 E.  ,  2025/6647 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2137 Esas, 2025/151 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/144 E., 2020/193 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1985 yılından beri sektörde faaliyet gösteren müvekkilinin "..." ibareli çok sayıda markanın sahibi olduğunu, müvekkili ile benzer sektörde ve aynı hizmetlerde davalı şirket adına tescil edilmek istenen "..." ibareli markanın müvekkiline ait "..." esas unsurlu markaların bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olarak algılanmaya son derece müsait olup doğrudan müvekkilini çağrıştıracağını, bu marka ile müvekkiline ait markalar arasında ayırt edici nitelikte farklılıklar bulunmadığını, davalının müvekkili şirkete ait markaların esaslı ve asli unsurunu birebir markasına entegre ederek müvekkilinin tüketici nezdindeki güven ve haklı ününden faydalanarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının esaslı ve vurgulayıcı unsuru olduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2019-M-8057 sayılı kararının iptali ile 2018/89240 sayılı “...” ibareli markanın tüm sınıflar yönünden tescili halinde hükümsüzlüğüne ve
sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markasında bulunan logonun kendine özgü bir tasarımı olup davacı şirketin kullanmış olduğu logolar ile herhangi bir bağının bulunmadığını, markanın zemin rengi ve yazı karakterinin davacının kullanmış olduğu markaların yazı karakteri ve zemin renginden farklı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirketten farklı olarak veterinerlik ve hayvan sağlığında kullanılan ilaç alanında faaliyet göstermesi nedeniyle davacının markasına zarar veremeyeceği gibi marka taklidinden ya da yarar elde ettiğinden söz edilemeyeceğini, markaların okunuşları itibariyle başlangıçlarının farklı olduğu, ortak bir çağrışımlarının, karıştırılma ihtimallerinin ve gerek bütünsel gerek anlamsal olarak ortak noktalarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 2018/89240 sayılı markanın, metalik gri bir zemin üzerine, üst kısımda moleküler bağ görselini andırır bir logo ve bu logonun hemen altında siyah renk ile yazılmış “...” ile ...renkli “...” ibarelerinden oluştuğu, markanın bütünsel olarak bir anlamının bulunmadığı, markayı oluşturan “...” ve “...” kelimelerinin marka içerisinde bağımsız bir şekilde varlıklarını korudukları, “...” kelimesinin sözlükte karşılığı bulunan bir kelime olmamakla birlikte günlük dilde “sunmak” eylemini geniş zamanlı ifade eder şekildeki kullanımının karşılığı olduğu, “...” kelimesinin ise “insan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık” anlamına geldiği, bir bütün olarak “...--...” şeklinde telaffuz edilecek markanın şekil unsuru mevcut ise de, bu şekli unsurun ayırt edici vasfı yüksek ve tüketici algısında derhal yer edinecek baskınlıkta olmadığı, bu bağlamda dava konusu markanın esas unsurun “...” ibaresinin bütününde olduğu, ancak ilgili kelimenin yazım türü sebebiyle, tüketicinin bu kelimeyi tek bir sözcük olarak değil “...” ve “...” şeklinde iki ayrı kelime olarak algılayacağı, her iki ibarenin de marka içerisinde ayrı ayrı korunabilir olduğu, davacının tek başına "..." şeklinde tescilli markasının yanında "... ...+Şekil", "... Holding" ve "... +Şekil" markalarının da mevcut olduğu, “holding”, “pazarlama” gibi ibarelerin ticaret hayatında jenerik olarak kullanılan sözcükler oldukları, "... ...+Şekil" ibareli markasındaki “...” kelimesi ve yine ... koçanı görseli ile birlikte markanın görsel anlamda dava konusu markadan nispeten uzaklaştığı ancak davacının her bir markasında “...” ibaresinin esas unsur olarak münhasıran veyahut esas unsurlardan biri olarak yer aldığı, davacının “...” esas unsurlu markaları ile dava konusu “...” ibaresinin, dava konusu markanın yazım tarzında “...” ibaresinin de vurguyu tüketiciye verecek nitelikte, markanın bütünü ile uyumlu farklı bir renkteki yazımı da göz önüne alındığında, taraf markaları görsel anlamda birbirlerinden şekil unsurları bakımından uzaklaşmış olsalar da sözcük unsurları açısından yeterince uzaklaşmadıkları, davacının önceki tescilli markasının dava konusu marka içerisinde aynen yer aldığı, markaların başlangıç sesleri soldan sağa doğru okuma ilkesi nedeniyle farklılaşmış ise de marka içerisinde “...” ibaresinin bağımsız karakterini korumaya devam etmesi nedeniyle fonetik olarak da işaretlerin birbirlerinden uzaklaşmadıkları, “...” ibaresinin 05. sınıftaki ilaç ve ilaç içerikli emtialar bakımından etken madde veya tedavi ettiği hastalığa atıf yapan ibarelerden türetilmiş bir kelime olmaması nedeniyle tüketici kitlesinin niteliğinin profesyonel meslek gruplarına yükseldiği emtialar açısından dahi bırakacağı algının ortak olacağı, dolayısıyla markaların bütüncül algıda bu tüketiciler nezdinde de, aynı iktisadi – idari kaynakça yaratılmış işaretler oldukları algısını oluşturacağı, tüketicinin dava konusu markayı, davacı yanın uzun yıllardır tescilli olduğu görülen markaları ile birebir aynı emtialar üzerinde görmesi halinde, zihninde önceden bildiği davacı markalarını anımsayacağı gerekçeleriyle davanın kabulü ile, 2019-M-8057 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2018/89240 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tescili istenen markada "..." ibaresinin önünde "..." ibaresi bulunuyor ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının tescilli markasının tescili istenen davaya konu marka içinde aynen yer alıp soldan sağa okuma ilkesi nedeniyle bağımsız karakterini korumaya devam ettiği, başvuruya konu markayı gören tüketicilerin bunun davalının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılamalarının mümkün olmadığı, aynı mal ve hizmetlere ilişkin markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.