Yargıtay, Birkenstockun ikonik iki bantlı terlik modelinin şekil markası olarak kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı iddiasıyla yaptığı tescil başvurusunun reddine ilişkin kararı inceliyor.
Özet: Ortopedik ayakkabı ve terlik üreticisi bir firma, ürünlerinin taban deseni şeklindeki modelini marka olarak tescil ettirmek istemiş, ancak Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ayırt edici nitelikten yoksun, tanımlayıcı ve ürünün doğal şekli olması gerekçeleriyle reddedilmiştir; davacı, modelinin uzun yıllardır kullanımı ve yüksek bilinirliği sayesinde ayırt edicilik kazandığını iddia etse de, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri bu tescil talebini reddetmiş olup, dava davacının temyizi üzerine Yargıtayda incelenmektedir.
11. Hukuk Dairesi         2025/1714 E.  ,  2025/6644 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1757 Esas, 2024/2078 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/65 E., 2022/79 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortopedik ayakkabı ve terlikleri ile dünyanın önde gelen firmalarından biri olduğunu, ürünlerinin 1987 yılından bu yana ülkemizde de satışa konu edildiğini, ürünlerin taban deseni şeklindeki markasının halihazırda menşe ülkesi Almanya başta olmak üzere İtalya, İngiltere, İspanya gibi ülkelerde tescil edildiğini, yine müvekkilinin 2015/10573 sayısı ile ülkemizde gerçekleştirdiği başvuru Kurum tarafından reddedilmiş ise de Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/115 E., 2017/212 K. sayılı kararı ile Kurum'un bu kararının iptal edildiğini, müvekkili ürünlerinin yüksek bir tanınmışlığı bulunduğunu, müvekkilinin “...” isimli modelinin de alelade bir şekil markası olmayıp çok tanınmış ve özgün bir model olduğunu, müvekkilinin bu ürünü çok uzun yıllardır kullandığını, 2020/76837 sayısı ile gerçekleştirilen başvurunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-b, 5/1-c ve 5/1-e hükümleri uyarınca reddine karar verildiğini, halbuki müvekkilinin ürünlerinin uzun yıllardır kullanım sonucunda ayırt edicilik elde etmiş olduğunu, müvekkilinin “...” modeli isimli ürününün alışılmadık bir şekle sahip olup ekstra birtakım unsurlar içerdiğini ve tüketici tarafından da bir kişiye ait olduğunun anlaşılabileceğini, müvekkili ürün modelinin sıradan bir terlik veya sandaletten farklı olarak, iki bantlı oluşturulan bu modelin üç boyutlu marka özelliğini taşıdığını, müvekkilinin modelinde taban, üst taban, üst bölüm özelliklerinin müvekkilinin Birkenstock markaları ile özdeş hale geldiğini, müvekkili taban modellerinin dahi tek başına ayırt edici ve özgün bir model olarak görülmesi gerektiğini, muhtelif mahkemelerce verilmiş kararların işbu dava açısından da emsal teşkil ettiğini, müvekkili marka başvurusunun soyut ayırt ediciliğinin dahi bulunmadığı yönündeki tespiti kabul etmediklerini, aynı şekilde SMK'nın 5/1-c hükmü anlamında müvekkilinin ...modelleri ürünlerinin tanımlayıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili başvurusunun, ürünün doğal şekli olarak nitelendirilemeyeceğini, pek çok farklı terlik ve ayak ürününün piyasada birçok form ve tasarımda bulunduğunu, müvekkilinin ürünlerinin gerek taban yapısı gerekse de orijinal üst bölümleri itibariyle doğrudan marka sahibini çağrıştırdığını, yine müvekkili markalarının kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığını, buna dair çok sayıda delili dosyaya sunduklarını, ...modeli isimli ürünlerin ilgili piyasada çok uzun yıllardır satıldığını, müvekkilinin bu modeller için çok ciddi ve yüksek bütçeli reklam ve promosyon faaliyetlerinde bulunduğunu, müvekkilinin “birkenstock” markasının ise zaten tanınmış marka olduğunu, bu nedenle bu başvurunun da tüketici nezdinde kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığının kabulünün gerekeceğini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-11204 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; başvuru konusu şeklin bir ticari
işletmeyi ya da hizmeti başka bir ticari işletme ya da hizmetten ayırt etmeye imkân
vermeyeceğini, somut ve soyut ayırt ediciliğinin olmadığını ve SMK'nın 5/1-b-c-e hükümleri anlamında tescil edilemeyeceğini, davacı tarafın, kullanımla ayırt edicilik iddiasının kanıtlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; YİDK kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceğinden, YİDK karar tarihi itibari ile mevcut hukuki ve fiili durum nazara alınarak yargılama yürütüldüğü, bu nedenle dava konusu marka başvuru dosyası kapsamında kalan bilgi ve belgeler ile sınırlı olarak yargılamanın yapıldığı, marka başvuru dosyasında yer almayan ancak dava aşamasında ileri sürülen bilgi, belge ve iddiaların değerlendirme dışı tutulduğu, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan malların "Tabanlar; iç tabanlar; ortopedik amaçlı olmayan ayakkabı dolguları; ayak giysileri." malları olduğu, dava konusu başvurunun bir terlik görselinin muhtelif açılardan görünümlerini içerir şekilde oluşturulmuş bir şekil markası olduğu, söz konusu terlik görselinin, alt taban yapısının hasır motifli olduğu, tabanın hemen üst kısmında mantar tabana yer verilerek çift katmanlı bir taban oluşturulduğu, terliğin orta bölümünü kaplayan bir deri parça ve bu deri parça üzerinde tokalı–çift bantlı bir yapılanmaya yer verildiği, bütün olarak bu unsurlara sahip başvuruya konu ürünün ilgili pazarda sıkça karşılaşılan modellerden temel anlamda somut bir şekilde uzaklaştığından bahsedilemeyeceği, pazarda yer alan emsal nitelikteki modeller incelendiğinde, dava konusu şekil markasına konu edilen görselde çift bantlı yapının boşluklu değil, alt kısmında bir parça yer alacak şekilde tasarlandığı görülmüş ise de söz konusu modellemenin, yapılan bu modellemenin üç boyutlu markanın kullanılacağı pazarda ayırt edici işaret olarak algılanamayacağı, başka bir ifadeyle tescil edilmek istenilen şekil markası ve iktisadi kaynak arasında doğrudan bir bağlantı kurulmasını sağlayacak düzeyde bir özgünlüğe, yaratıcılığa, hayal gücüyle meydana getirilmiş bir algıya sahip olmadığı, uyuşmazlık konusu başvurunun markanın en temel işlevi olan kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olmayacağı, dolayısıyla dava konusu marka başvurusunun somut ayırt edici niteliği haiz olmadığı, başvurunun iktisadi kaynağına işaret edecek başkaca bir ayırt edici unsurun mevcut olmadığı hallerde, salt şekil unsurunun tescili için şeklin belli bir özgünlük düzeyinde olması gerektiği, her ne kadar davacı, başvuru konusu marka görselinde de yer alan taban tasarımı ile ilgili kesinleşmiş bir mahkeme kararından bahsetmekte ise de mevcut başvurunun terlik ürününün bütününe yönelik olduğu, dolayısıyla ilgili tüketici algısının da doğal olarak terliğin üst bölümünde yer alan unsurlara yöneleceği ve terliği bir bütün olarak algılayacağı, bu haliyle dava konusu başvurunun üzerinde başkaca hiçbir ek unsura sahip olmaksızın herhangi bir somut ayırt ediciliğinin bulunduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, standart bir terlik çeşidi, cinsi algısı yarattığı, dolayısıyla tasviri nitelikte olduğu, dava konusu başvurudaki görselin de yeterli düzeyde orijinal, şaşırtıcı ya da özgün nitelikleri bulunmadığından malın doğal şekline en yakın modellerden biri bulunduğu, başka bir ifadeyle tüketicilerin bu işareti belirli bir taciri gösteren bir marka olarak değil sadece yaygın kullanılan bir şekil olarak görecekleri, SMK'nın 5/1-e hükmü kapsamında değerlendirecekleri, sunulan delillerin, tüketici nezdinde, başvuru konusu edilen şekil markası ile markanın iktisadi kaynağı noktasında tereddütsüz bir algıyı oluşturmaya elverişli olduğu ya da tüketicinin bu ürünleri gördüğünde, başkaca hiçbir ek unsura ihtiyaç duymaksızın, derhal ve hiç düşünmeden bu tasarımların davacı yana ait olduğu yönünde bir algı edinimini mümkün kılmayacağı, zira, davacının "..." markası haricinde salt davaya konu " ..." markasının bizatihi kendisinin yoğun kullanıma konu edildiğini ispat edemediği, ülkemiz tüketici kitlesi açısından dava konusu marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt ediciliğinin oluşturulduğunun söylenemeyeceği, somut uyuşmazlıktaki gibi normal koşullarda ürünün iktisadi kaynağını göstermeye uygun olmayan ve karakteristik birtakım özelliklere sahip olmayan işaretlerin kullanım sonucu dahi net bir ayırt edicilik kazanamayabilecekleri, hal böyleyken somut olayda da standart bir terlik formundan ibaret görsel ile koruma altına alınmak istenilen üç boyutlu şeklin ilgili pazardaki benzer ürünlerden farklı olmadığı, tek başına yoğun satış miktarlarını gösterir "..." modeline ilişkin faturaların kullanım yoluyla ayırt edicilik açısından yeterli olmayacağı, işlem dosyasında başka bir delilin de mevcut olmadığı, dolayısıyla dava konusu marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun standart bir terlik modelinden oluştuğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 25. sınıfta yer alan "Tabanlar; iç tabanlar; ortopedik amaçlı olmayan ayakkabı dolguları; ayak giysileri." malları bakımından ayırt ediciliği bulunmadığı gibi tanımlayıcı da olduğu, dava konusu başvurunun bütününe hakim unsurların tamamı itibariyle standart bir terlik modeli bulunduğu, bu nedenle de malın doğal şekline en yakın modellerden biri olduğu, başka bir ifadeyle tüketicilerin bu işareti belirli bir taciri gösteren bir marka olarak değil sadece yaygın kullanılan bir şekil olarak görecekleri, bu itibarla dava konusu başvuru yönünden SMK'nın 5/1-b-c-e hükümleri kapsamında tescili engeli bulunduğu, dava konusu başvurunun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının da ispatlanamadığı, ayrıca her başvurunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi esas olduğundan, davacı vekilinin istinaf itirazında belirttiği başka başvurularına ilişkin uyuşmazlıklarda verilen kararların işbu dava için emsal teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.