Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda kamu davasının düşmesi kararının, denetimli serbestlik ve tedavi sürecinin beklenmesi gerekirken hatalı olduğuna dair kanun yararına bozma istemini incelemektedir.
Özet: Bir asliye ceza mahkemesince kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle düşürülmesi kararı, yasal düzenlemeler ve emsal yargı kararları doğrultusunda hatalı bulunmuştur; zira Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca, denetimli serbestlik sürecindeki yükümlülüklere uyulmaması gibi kovuşturma şartlarının oluşmasının beklenmesi amacıyla davanın durdurulması yerine, doğrudan düşme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı görülerek kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
10. Ceza Dairesi         2023/23291 E.  ,  2025/7354 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının düşmesi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 29.06.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 01.11.2023 tarihli ve 2023/22426 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/121397 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/121397 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.", 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4-a maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,...hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki ile,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde, "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında;
Dosya kapsamına göre, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmediği kabul edilerek "düşme" kararı verilmiş ise de, benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 14.09.2015 tarihli ve 2015/8259 esas, 2015/3572 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması istemiyle açılan davada aynı maddenin 4. fıkrasında sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince davanın durmasına karar verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği
gözetilmeden, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/240 Esas ve 2022/612 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında,18.12.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2019 tarihli 2019/18655 Soruşturma, 2019/7180 Esas, 2019/5518 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, yükümlülüklerine uymaması nedeniyle 18.12.2015 tarihinde dava açıldığı, İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/17 Esas sayılı davasında mahkûmiyet kararı verildiği ve kesinleştiği, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2019/663 Esas, 2019/445 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 05.06.2020 tarihli ve 2019/2436 Esas, 2020/1074 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği,
4. Dayanak İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/17 Esas sayılı davasında verilen mahkûmiyet kararının Dairemizin 01.12.2021 tarihli ve 2021/13909 Esas, 2021/12763 Karar sayılı kararı ile kanun yararına bozulması nedeniyle Cumhuriyet savcılığınca yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi üzerine, yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda, İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.06.2022 tarihli ve 2022/240 Esas, 2022/612 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan dava açılması koşulları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine, İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verildiği, düşme kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. Doğrudan dava açılmasına dayanak alınan İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2016/17 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
1. Sanık hakkında, 09.07.2014 tarihli aynı nev'i suçtan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2014 tarihli ve 2014/68580 Soruşturma, 2014/397 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
2. Yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2015 tarihli ve 2014/68580 Soruşturma, 2015/41242 Esas, 2015/34612 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
3. İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2016/17 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine, 1 yıl denetim altında bulundurulmasına karar verildiği, kararın, 23.03.2016 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
4. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2021 tarihli ve KYB - 2021/48115 sayılı Tebliğnamesi ile İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2016/17 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine; Dairemizin 01.12.2021 tarihli ve 2021/13909 Esas, 2021/12763 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın tebliğinin usulsüz olduğu, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçeleriyle "durma" kararı verilmesi gerektiğinden kararın kanun yararına bozulmasına karar verildiği,
5. Kanun yararına bozmadan sonra İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli ve 2022/301 Esas, 2022/586 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8-2. cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği,
6. Durma kararının kesinleşmesinden sonra, 09.07.2014 tarihli eylem nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2022 tarihli ve 2022/172964 Soruşturma, 2022/8832 Karar sayılı kararı ile yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dosya kapsamına göre;
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden beş yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4-a maddesinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada;
Dosyalar kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 18.12.2018 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucunda İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile "kamu davasının düşmesine" karar verilmiş ise de; İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2016/17 Esas, 2016/144 Karar sayılı mahkûmiyet kararının Dairemizin 01.12.2021 tarihli ve 2021/13909 Esas, 2021/12763 Karar sayılı kararı ile kanun yararına bozulmasından sonra, İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli ve 2022/301 Esas, 2022/586 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8-2. cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, durma kararının kesinleşmesinden sonra da, 09.07.2014 tarihli eylem nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2022 tarihli ve 2022/172964 Soruşturma, 2022/8832 Karar sayılı kararı ile yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği,
dolayısıyla inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava var ise davaların birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen "kamu davasının düşmesi" kararından dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli ve 2022/240 Esas, 2022/612 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-c maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.06.2025 tarihinde karar verildi.