Lojistik sektöründe faaliyet gösteren şirketler arasında eski çalışanların transferi ve ticari sırların kötüye kullanılmasına dayalı haksız rekabet iddiasının temyiz incelemesi.
Özet: Deniz taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket, davalı rakip şirketi ve kendi eski çalışanlarını haksız rekabetle suçlayarak, davalının sistematik olarak davacının çalışanlarını transfer ettiğini, bu çalışanların davacının ticari sırlarını, müşteri bilgilerini ve fiyat politikalarını davalıya aktardığını, davalının da bu bilgilerle piyasa altında fiyatlar vererek ve uygun ödeme koşulları sunarak davacının müşterilerini ele geçirdiğini, bu durumun davacının rekabet gücünü zayıflattığını ve maddi zarar uğrattığını iddia ederek haksız rekabetin tespiti, meni ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davalı ise çalışanların kişisel bilgi ve tecrübelerine göre işe alındığını savunmuştur.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1629 Esas, 2025/326 KararHÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; taraf şirketlerin deniz taşımacılığı sektöründe faaliyet gösterdiğini, her iki firmanın da Armatör firmalardan ve diğer alt taşıyıcılardan aldıkları taşıma bedelleri üzerine kendi hizmet bedellerini de koyarak malın taşınmasına aracılık ettiklerini, davalı şirketin her dönemde davacının eski çalışanlarını bünyesine katarak davacının rekabet gücünü zayıflatmayı amaçladığını, nitekim müvekkilinin 20 11... yıllarında gerçekleşen çalışan transferleri sebebiyle bir kısım eski çalışanları ve davalı şirket aleyhine haksız rekabet davası açtığını, davalı şirketin bu davaya rağmen haksız rekabet teşkil eden eylemlerini sürdürerek 2017 yılı Mart ayı içerisinde müvekkilinin 2 çalışanına daha teklifte bulunduğunu, davalı şirketin söz konusu eylemlerinin haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 56. ve 57. maddeleri ile işçinin rekabet yasağını düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 444. maddesine aykırı olduğunu, davalı gerçek kişilerin ise müvekkilinin eski çalışanları olup davalı şirketin kendilerine sunduğu yüksek ücret ve bunun gibi kişisel menfaatleri uğruna davacı şirketin ticari sırlarını davalıya sunduklarını, davacı şirkete ait personel yönetmeliği çalışma prosedürlerine aykırı hareket ederek hem kendilerine hem davalı şirkete menfaat sağladıklarını, davalı şirkete, davacının hizmet sunduğu müşterilerine verdiği hizmet bedellerini açıklamak suretiyle davalı şirket lehine haksız rekabet yarattıklarını, davalı işletmenin piyasanın altında bazen zarara bile olsa haksız rekabet yöntemi uygulayarak fiyat verdiğini, piyasaya aykırı sayılabilecek vadelerde ödeme koşulları sunduğunu, davacının tüm müşterilerine vaatlerde bulunarak cirosunu arttırdığını, davalı çalışanların davacının iş politikalarını, ticari sırlarını, piyasa kuralları dahilinde belirlense dahi sır olarak saklaması yasa gereği olan tüm satış politikalarını davalıya, davacı ile yaptıkları sözleşmeye ve davacı işyerinin çalışma koşulları arasında bu durumun yasak olduğu açıkça belirtilmesine rağmen sunduklarını, davalı eski çalışanların normal piyasa koşulları içindeki bilgi ve tecrübelerini kullanmaları değil, eski işverenleri olan davacıyı hedefleyen şekilde bilgi ve tecrübelerini müşteriler ile olan tanışıklıklarını kullanarak yazılı bilgi ve belgeleri de davalı işletmeye transfer ederek kullanmalarının davacıyı zayıf düşürerek veya onun iş faaliyetlerini imkansızlaştırmak amacı ile yapıldığını, haksız rekabet ile kaybedilen müşterilerden ... firmasının yükünü aldıklarını, davacı şirketin net kara ulaşmak için daha fazla masraf ve gider yapıp daha çok özveride bulunduğunu, davalılarca yaratılan haksız rekabet sebebiyle taşıma fiyatlarında piyasa koşullarına göre indirime gitmek zorunda kalındığını, müvekkilinin uğradığı maddi zararın hesaplanmasında sadece net kar baz alınmayıp toplam ciro üzerinden zarar hesaplanması gerektiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, menine, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ...'ın iş başvurusunda eğitim, öğrenim, tecrübesi gibi hususların değerlendirilerek işe alımının gerçekleştiğini, davacı şirkette satış yöneticisi iken müvekkil şirkette key account manager (özel müşteriler müdürü) olarak göreve başladığını, ...’ın pozisyonunun müşteri getirmek değil, aksine müvekkil şirketin mevcut müşterileri üzerinden işin yürütülmesini sağlamak olduğunu, diğer davalılardan ...’ın regional air cargo manager pozisyonu için başvurduğunu, ...’in hava kargo operasyon sorumlusu pozisyonu için başvurduğunu, müvekkil şirkete yapılan tüm başvuruların değerlendirilmesi ile işe alımın gerçekleştiğini, diğer davalı ... 'in davacı şirkette operasyon supervisor olarak çalışmakta iken iş başvurusunda bulunarak uygun niteliklere sahip olması sebebiyle hava operasyon müdürü olarak işe başladığını, işe alımlarda davacı şirkette çalışmış olmanın değil, kişisel bilgi ve tecrübelerin ön planda tutulduğunu, müvekkil şirketin Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından en büyük 5. lojistik firması seçildiğini, çalışanlar istihdam edilirken personellerin başvuruda bulundukları pozisyon bakımından deneyim ve tecrübeleri, mesleki yeterlilikleri, eğitim ve öğrenimleri gibi kriterler bulunduğunu, iş hayatında, çalışanların firmalar arasında yer değiştirmesinin olağan bir durum olduğunu, işçiler yönünden, işçinin işinde zamanla kazanmış olduğu ve artık kendisinin ayrılmaz bir niteliği haline gelmiş mesleki bilgi ve tecrübelerin ticari sır olarak nitelendirilemeyeceğini, müşteri bilgilerinin aynı sektörde faaliyet gösteren tüm firmalar tarafından da kolaylıkla elde edilebilecek bilgiler olduğunu, kurumsal ilkelere göre çalışan müşterilerin en az üç rakip firmadan fiyat alması gerektiği ve bunların ticari sır kapsamında bilgiler olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ortak müşterilerinden ... firmasının yüküne ilişkin bir elektronik posta yazışmasına yer verdiği ve bu firmanın kurulduğundan beri müvekkil şirketin ortak müşterisi olup, belli bölgelerde davacı şirketle, belli bölgelerde müvekkil şirketle çalıştığını, davacı tarafın taşıma hizmeti verdiği bölgede davacının teknik ekipman eksikliği sebebiyle taşımayı gerçekleştirememesi nedeniyle bu şirket tarafından ilgili taşımanın yapılması için müvekkil şirkete teklifte bulunulduğunu, davacı yanın iddialarının müvekkil şirketin salt rakip firma olması temeline dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri tarafından haksız rekabete konu olacak herhangi bir eylemin hiçbir suretle yapılmadığı, davalı şirket çalışanlarınca yapılanın çalışma ve sözleşme özgürlüğü kapsamında iş değiştirmek olduğunu, davacı tarafından davalı çalışanların davacının işyerinde çalışırken sahip olduğu müşteri bilgilerini, iş sözleşmelerini ve tecrübeyi rakip işletmede kullanarak menfaat sağladığı iddia edilmiş ise de söz konusu beyanların asılsız olduğunu, davacı tarafın iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, davacı şirketin ticari sırlarının kullanılarak menfaat elde edilmesinin söz konusu olmadığını, davalıların davacı şirkette farklı görevlerde çalışmakta iken davalı şirket tarafından verilen "..." sitesindeki farklı tarihli iş ilanlarına kendi pozisyonlarına uygun alanlarda müracaatı ile iş ilişkisinin kurulduğunu, herhangi bir vaadin söz konusu olmadığını, davalıların işe kabul edilmesinin eğitim, öğretim, tecrübe kişisel gelişimi sonucu elde ettikleri bilgilere dayalı olarak mesleğini başarılı bir şekilde icra etmelerinin sonucu olduğunu, davalıların davacı şirket ile iş ilişkisini kendi özgür hür iradeleri ile bitirme kararı aldığını, davalı şirketin herhangi bir daveti ya da vaadinin olmadığını, söz konusu iş değişikliğinin Anayasanın 48. maddesine göre “çalışma ve sözleşme özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacı şirketin eski çalışanlarına açtığı davalar ile bünyesinde çalışanlara gözdağı vermek istediğini, davacı şirketin haksız rekabet yaratıldığına ilişkin davalılara dava yöneltebilmesi için yazılı ve geçerli bir “rekabet yasağı sözleşmesi”nin varlığı gerektiğini, Türk İş Hukukunda iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işveren ile rekabet etmemesini gerektiren kanuni bir yükümlülüğün bulunmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için rekabet yasağının konu, yer ve zaman bakımından sınırlandırılmış ve yazılı olması ayrıca işverenin korunmaya değer bir menfaatinin varlığının bulunması ve rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın sunduğu işyeri şahsi dosyası incelendiğinde, davalı ... ile ilgili sözleşmenin anlaşarak ve hatta sözleşme fesih tazminatı da ödenerek sonlandırıldığı, diğer davalılar ..., ... ve ...'ın ise istifa etmek suretiyle iş akitlerinin sonlandığı, bu davalılar bakımından hizmet akitlerinin sona ermesinden sonra geçerli olacak şekilde TBK'nın 444. ve 445 maddeleri kapsamında rekabet yasağına ilişkin yazılı bir sözleşme olmadığından bu davalılar bakımından davanın yerinde görülmediği, TTK'nın 55/1-b ve 54/2 hükümleri kapsamında davalı şirketin, davacı şirketin iş sırlarını ele geçirmek veya çalışanlarını iş sırlarını ele geçirmeye veya ifşaya yöneltmek amacıyla hareket ettiğine dair dosyada somut bir delil bulunmadığı, sözleşmeyi sona erdirmeye yöneltme eyleminin TTK'nın 54. maddesi kapsamında dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi için davacı nezdinde çalışanların sistematik ve planlı bir şekilde ayartılması koşulunun oluşması gerektiği, aynı konuda faaliyet gösteren firmalardan biri nezdinde çalışan birkaç personelin kendi isteğiyle görevden istifa ettikten sonra davalı şirkete iş başvurusu yaparak davalı şirket nezdinde çalışmaya başlamasının haksız rekabet olarak kabul edilmeyeceği, aynı alanda faaliyette bulunan şirketlerin aynı kişisel ve mesleki özelliklere sahip kişileri çalıştırmasının normal olduğu, istifa tarihleri ile davalı şirkette işe başlama tarihlerinin yakın olmasının başlı başına bir ayartma olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafından davalının hangi eylemiyle kendi çalışanlarının davalı şirkette çalışmaya başladığı, davalının ayartma ve yöneltmeyi sistematik bir şekilde gerçekleştirdiği ve davacı çalışanlarını kendisine transfer ettiği yönünde somut bir delilin dosyaya sunulmadığı, davacının bildirdiği müşteri listesinin davalı kaydında olmadığının ve davacının karlılık oranının 2016 yılına göre 2017 yılında arttığı, davalının ise azalma gösterdiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalının kasıtlı bir davranışla ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edecek eylemiyle bu çalışanları kendi şirketinde çalıştırmaya başladığı hususunun kanıtlanamadığı, kaldı ki davalı çalışanlardan ...'ın anlaşma ile diğer davalıların ise istifa ederek işten ayrıldıkları, istifa etmelerinin davalı şirketin yönlendrimesiyle gerçekleştiği hususunda herhangi bir somut delil sunulamadığı, anayasal bir hak olan çalışma özgürlüğü çerçevesinde kendi isteğiyle işten ayrılan kişilerin davalı şirkette daha yüksek ücretle işe başlamalarının haksız rekabet teşkil etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı gerçek kişilerin davacı şirket ile imzaladıkları ve dosya içerisinde örnekleri bulunan süresiz iş sözleşmelerinde, işçinin rekabet yasağına ilişkin bir düzenlemenin olmadığı ve yazılı bir rekabet yasağı anlaşmasının mevcut olmaması sebebiyle somut davada TBK'nın 444. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı gerçek kişilerin davacı şirkette çalışmaya devam etmedikleri ve çalıştıkları dönemde de davalı şirketin davacı şirkete ait üretim ve iş sırlarını ele geçirmeye yöneltildiğine dair delil olmadığı, ayrıca davacı tarafça davalı şirketin davacıya ait hangi sırrı öğrenip kullanıp bundan menfaat sağladığına dair somut bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davalı gerçek kişilerin aynı konuda faaliyet gösteren davalı şirkette işe girmelerinin de tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, yine davalı gerçek kişilerin davacı şirketten ayrıldıktan sonra davacı ile aynı konuda faaliyet gösteren davalı şirkette işe başlamaları ve aynı iş kolunda farklı işyerinde faaliyet gösteren işyerlerinin aynı müşteri çevresine hitap etmesinin kaçınılmaz olması nedeniyle tek başına haksız rekabet niteliğinde olmadığı, davalıların davacının müşteri fiyat politikasını bilmesi sebebiyle müşterilerine daha uygun teklifler götürerek rekabette haksız bir avantaj sağlayabileceği düşünülse de dosya kapsamındaki delillerle bu hususunda ispat edilemediği, alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin müşteri kaybına ilişkin sunmuş olduğu müşteri listesinde yer alan müşterilerin davalı şirket tarafından incelemeye ibraz edilen kurumlar vergisi beyannamesi ile uyumlu 2017-2018 yılları genel mizanında bu müşterilere rastlanmadığının belirtildiği, ayrıca davacı ile davalının karlılık oranları karşılaştırıldığında, davacının karında 2016 yılına göre 2017 yılında 0,009 oranında bir artış olduğu ancak davalının karında 0,014 gibi bir azalma olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin, bir miktar maaş artışıyla davacı şirket çalışanlarını işe alması dışında, davacı şirketin iş sırlarını ele geçirmek veya çalışanlarını iş sırlarını ele geçirmeye veya ifşaya yöneltmek amacıyla hareket ettiğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, davalı şirket diğer davalı çalışanlara daha yüksek ücret teklif ederek onları kendi bünyesine katmış olsa dahi, bu hususun, davacı şirketin üretim ve iş sırlarını ele geçirdiğine, bunlardan yararlandığına delil olarak kabul edilemeyeceği ve haksız rekabetin TTK'da düzenlenen yasal koşullarının oluşmadığı, davacı şirketçe davalı şirket aleyhine daha önce açılan ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/... E. sayılı haksız rekabete ilişkin dosyada mahkemenin 08.07.2017 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, böylece, davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturmadığının tespit edildiği, bu kapsamda davalıların TTK'nın 54. ve 55 maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturacak eylemlerinin olmadığı tesbit edilmekle, mahkemece tüm davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafça ileri sürülen istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalılar vekilinin istinaf itirazlarına gelince, davacı tarafın davalıların haksız rekabete konu eylemlerinin tespitini, men’ini ve maddi ve manevi tazminat talep etmesi üzerine mahkemece, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, kendisini vekille temsil ettiren davalılar hakkında verilen ret sebebi ortak olup buna göre ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmolunmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, haksız rekabetin tespiti ve meni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.