Sözleşme ihlali, kötü niyetli tasarım tescili ve baskı altında senet imzalatıldığı iddialarıyla elektrik aydınlatma direği tasarımlarının gerçek hak sahipliği tespiti ve devri davasının Yargıtay incelemesi.
Özet: Davacı, davalı için tasarladığı 69 adet elektrik aydınlatma direği tasarımının haksız yere davalı adına tescil edildiğini, başlangıçta yapılan kar paylaşımı anlaşmasına rağmen sonradan iş zararı bahanesiyle kendisine 550.000 TL senet imzalatıldığını ve borç ödenmezse tasarım haklarından feragat etmeye zorlandığını belirterek bu tasarımların kendisine ait olduğunun tespiti ve devrini talep etmiş; davalı ise davanın süresinde açılmadığını ve kötüniyetli olmadığını savunurken, ilk derece mahkemesi davacının tasarım oluşturmaya dair delil sunmadığını ve taraflar arasında tasarımların borç ödenmemesi halinde feragat edileceğini içeren bir sözleşme olduğunu tespit etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/1659 E.  ,  2025/6642 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/464 Esas, 2025/125 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/180 E., 2023/402 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca tarafların iştigal alanlarına giren elektrik aydınlatma direklerinin tasarımlarını (2011/057..., 2011/05..., 2011/057..., 2011/042..., 2011/046..., 2012/01... tescil nolu toplam 69 adet çoklu tasarım) yapmak üzere anlaştıklarını, davalı firmanın katalog ve web sitesinde bulunan tüm tasarımların müvekkili tarafından yapılarak davalı tarafından satışa sunulduğunu, yine taraflar arasındaki anlaşmaya göre bu ürünlerin satışından elde edilen kârın 1/3'ünün müvekkiline ödenmesinin kararlaştırıldığını, başlangıçta bir kısım ödemeler yapıldığını ancak daha sonra davalının zarar ettiği ve bu zarara müvekkilinin de katlanması gerektiğini iddia ettiğini, tasarımlarını kaybetmekten korkan müvekkilinin bu baskı altında davacıya 550.000,00 TL'lik senet imzalamak zorunda kaldığını ve bu senetle ilgili olarak müvekkiline ödeme için 2 yıl süre verildiğini, bu borcun iki yıl içinde ödenmemesi halinde davalı firmanın katalog ve web sitelerinde yer alan tüm tasarım haklarından vazgeçeceğini, borç ödeninceye kadar ise tasarımların davalı kataloğunda kalacağını, halbuki davalıya tasarımcı olarak hizmet veren müvekkilinin zarara da katlanmasının söz konusu olmadığını, müvekkili davacının davalıyla olan anlaşmasından uzun yıllar öncesinde yine TÜRKPATENT nezdinde tasarımcısı olarak kayıtlı 2006/54...1, 2007/55..., 2007/00..., 2006/041..., 2006/059 87... /01... tescil nolu toplam 16 adet tasarımı bulunduğunu, dava konusu tasarımların da yine bu tasarımların müvekkili tarafından geliştirilmiş, değiştirilmiş, aynı amaca hizmet eden, değişik yerlere uyarlanabilen aynı mahiyette tasarımlar olduğunu, davalı katalogunda yer alan tüm tasarımların müvekkiline ait olduğunu ancak davalının aralarındaki ilişkiyi kötüye kullanarak müvekkili tasarımlarını gaspettiğini, kendi adına müvekkilinden habersiz bir şekilde tescil ettirdiğini, bu nedenle işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 19. maddesi uyarınca, tasarımdan kaynaklanan diğer hakları saklı kalmak kaydıyla davalı adına kayıtlı 2011/05..., 2011/05..., 2011/057..., 2011/04262, 2011/046..., 2012/011... tescil nolu toplam 69 adet çoklu tasarımların müvekkiline ait olduğunun tespitine ve müvekkiline devrine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu tasarımlardan 5 tanesinin (2011 tarihli tesciller) davacının birlikte iş yaptığı dönemde davacı tarafından tasarlanması ve davalı şirket tarafından kötüniyetli olarak tescil edilmiş olmasının tarihsel olarak mümkün olmadığını, diğer 2012 tarihli tescil işlemlerinden de davacının bilgisinin olmamasının mümkün olmadığını, buna göre ve davalı anlatımlarına göre bir kötüniyetin olabilmesinin tarihsel olarak ve fiilen de mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının mülga 554 sayılı KHK'nın 19. maddesi uyarınca gerçek hak sahipliğine konu ettiği 2011/05..., 2011/054... 2011/057..., 2011/0..., 2011/04..., 2012/01.... tescil nolu toplam 69 adet çoklu tasarım hakkında 22.06.2011, 21.02.2012, 19.09.2011, 13.07.2011, 27.08.2011 tarihlerinde kurum tarafından tescil işlemlerinin yerine getirildiği, davacı tarafından söz konusu tasarımların hazırlık aşamasında davacı tarafından yapılan teknik çizim, şablon, tasarıma dair görseller konusunda herhangi bir delil sunulmaması, dosyada mevcut tutanaktır başlıklı 15.09.2014 tarihli sözleşmenin incelemesi sonrasında sözleşme taraflarınca 2012 yılı Ocak ayı başı ve 2014 yılı Nisan ayı sonuna kadar yapılan işlerden ... ve ...'nın zarar ettiği, zararın 550.000,00 TL'lik kısımının davacıya ait olduğu ve bu kısım hakkında lehdarı .... unvanlı şirket olan bir senet düzenlendiği, yine aynı sözleşmede 2 yıl içinde borcun ödenmemesi halinde ...'in tüm tasarımlarına dair haklarından vazgeçmiş sayılacağı, borcun ödenmesi halinde davalı kataloglarından tasarımların çıkarılacağı, ...'e ait tüm tasarımların başka tutanakla zabıt altına alınacağı yazılmış ise de davacı tarafça senedin ödendiğine dair bir iddia olmaması yanında hangi tasarımların davacıya ait olduğuna dair ne mezkur sözleşmede ne de başka bir tutanakta yapılmış bir sayım olmaması, yine davacının iddiasında davacının davalıya tasarım işi yapan sıfatında olduğuna dair iddia nedeniyle 554 sayılı KHK'nın 14... . maddeleri gereği aksine anlaşma olmadıkça tasarım hak sahipliğinin işi verene ait olması karinesinin aksini gösterir dosya kapsamında bir delil olmadığı, aynı KHK'nın 18. maddesi gereği davacının tasarımcı olarak belirtilme hakkını tescil sürecinde kullanmadığı, davacı ...’in tasarımcısı olduğu tasarımların yenilik ve ayıt edicilik kriterlerine göre dava konusu tasarımlarla bir benzerliğinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tasarım gaspı iddiasına dayalı olarak dava konu tasarımların davacıya aidiyetinin tespiti ile davacıya devri talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.11.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, davacının dayandığı protokol ve ekindeki liste ile katalogların tasarım sahipliğinin ispatı için yeterli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre tasarım sahibi olunduğunun tespiti ile tasarımların davacı adına tescilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Eldeki dava 01.03.2016 tarihinde açılmış olduğundan hukuki dayanağı mülga 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnamedir (mülga 554 sayılı KHK). Tasarım üzerindeki hak sahipliği, bu KHK’nın “hak sahipliği” kenar başlıklı 13 üncü maddesinde, tasarımdan doğan hakkın kapsamı, “tasarım hakkının kapsamı” kenar başlıklı 17. madde, bu hükümlere göre, tasarım hakkı tasarımcıya veya onun hukuki haleflerine aittir. Tasarımcının birden çok olması halinde, taraflar arasında aksine bir anlaşma yoksa tasarımcılar, müşterek mülkiyet hükümleri çerçevesinde hak sahibi olurlar. Tasarımın kullanılması hak ve yetkileri münhasıran tasarım hakkı sahibinindir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından önemli olan tasarım hakkı, tasarımcı olarak belirtilme hakkıdır. Bu hak manevi hak niteliğinde olup m. 18 hükmü ile düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca ise, tasarımcı başvuru sahibine veya tasarım hakkı sahibine karşı, tasarım sicilinde, rüçhan belgelerinde ve yayınlama sırasında adının tasarımcı olarak gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Ekip çalışması sonunda ortaya çıkan tasarımlarda bu husus açıkça vurgulanır. Bu hakkın devri ve haktan feragat hükümsüzdür. Uyuşmazlığın çözümü bakımından önemli olan diğer bir hüküm “gasp hali” kenar başlıklı m. 19 hükmüdür. Bu hüküm uyarınca ise, tasarım hakkı, 13 üncü maddenin birinci fıkrası hükmüne göre gerçek tasarım hakkı sahibi dışında biri tarafından başvurusu yapılmış veya hak sahibi dışında biri adına tescil edilmiş ise, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişi, tasarım hakkından doğan diğer hak ve talepleri saklı kalmak şartıyla, tasarım hakkı sahipliğinin kendisine devir edilmesini talep ve dava etme hakkı vardır. Bu madde hükmüne göre açılan dava ve davada ileri sürülen talepler, dava sonunda verilen kesin hüküm veya açılan davayı herhangi bir şekilde sona erdiren bütün diğer haller ilgilinin talebi üzerine üçüncü kişilere karşı hüküm ve sonuç doğurmak üzere Tasarım Siciline kayıt edilir.
Gasp hali madde 19’da bir dava türü olarak düzenlendikten sonra m. 48/1-e hükmü ile de tasarım hakkına tecavüz hali olarak düzenlenmiştir. KHK’nın 51 inci maddesi ile ise, tecavüz davalarında mütecavizden delillerin istenebileceği hükme bağlanmıştır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada, davacı vekili, “protokol” başlıklı belge ile tasarımların fiyatını da gösteren liste ve tasarımların basıldığı iki adet katalogla birlikte tanık deliline dayanarak davalı şirket atına tescil edilen tasarımların davacıya ait olduğunu ileri sürerek dava konusu tasarımların müvekkiline ait olduğunun tespiti ile müvekkiline devrini talep etmiştir. Bu talep devredilemeyecek haklardan olan manevi hak niteliğindeki tasarım hakkı sahipliğinin tespitini de kapsamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince (İDM) yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporlarında yapılan tespitlerde dikkate alınarak kararda yazılı olduğu üzere dayanılan delillerin ispata yeterli olmadığı değerlendirilerek davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) hukuk dairesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davacının delil olarak dayandığı imzalı “protokol” başlıklı belgede, davacının 550.000,00 TL borcunu iki yıl içinde ödememesi halinde davacı ...'in tasarımlarına ait haklardan vazgeçeceği ve tasarımların davalı şirkete ait olacağı, borç ödeninceye kadar ise davacıya ait tasarımların davalı şirketin kataloğunda kalacağı, iki yıl içinde borç ödendiğinde davalının davacıya ait tüm tasarımları kataloğundan çıkartacağı ve davalının tasarımları davacıya iade edeceğinin ve de davacıya ait tasarımların tutanak ile belirleneceği kararlaştırılmış ve davacıdan bir de senet alındığı belirtilmiştir. Tutanak ekinde sunulan fiyat listesinde ise 51 adet tasarıma yer verilmiş, ayrıca cari hesap bakiyesi kapatıldığında tüm tasarımların iade edileceği, cari hesap ödenmediğinde ise tasarımların tümünün şirkete (davalıya) geçeceği belirtilmiştir. Delil olarak belirtilen iki adet katalog da dosyaya ibraz edilmiştir. Tasarım tescil belgelerinden anlaşıldığı üzere, dava konusu tüm tasarımlar davalı şirket adına tescil edilmiş, tasarımcı olarak da davalı şirketin yetkilisi olan ve tutanakta da imzası bulunan ... gösterilmiştir.
Davacının dayandığı “protokol” başlıklı belge ile tasarım fiyat listesi ve davalı tarafından bastırılan kataloglar tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, katalogdaki tasarımlar yönünden tasarım sahipliğinin ispat edildiğinin kabulünün düşünülmesi gerekir. Zira bir tasarımı meydana getiren kişi o tasarımın sahibi olup tıpkı eser sahipliğinde olduğu gibi sicildeki kayıtlar tasarım sahipliğine ve tasarımcı olmak yönünden aksi ispat edilebilir karine oluşturur ve dolayısıyla açılan gasp davasında tasarım sahipliği her türlü delille ispat edilebilir. Bir an için hem İDM’ce hem de BAM hukuk dairesince benimsendiği gibi, davacı delillerinin ispata yeterli kabul edilmemesi halinde ise, yapılması gereken davalı şirketin defter ve belgeleri incelettirilerek ibraz edilen cari hesaptaki fiyat listesinin davalının ticari kayıtlarında yer alıp almadığının araştırılmaması da doğru olmayıp eksik incelemedir. Zira, gasp tasarıma tecavüz hallerinden olduğundan hem mülga 554 sayılı KHK'nın 51. maddesi, hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222 hükmü uyarınca mahkemece davalının defter ve belgelerinin bilirkişi marifetiyle incelettirilip rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip karar verilmesi gerekirdi. Belirtmek gerekirse, dayanılan cari hesaptaki tasarımların fiyatını gösteren listenin davalı defter ve belgelerinde yer alıp almadığı ancak, davalı defter ve belgelerinin incelenmesiyle tespit edilebilir.
Dava konusu tasarımların protokol tarihinden önce davalı adına tescil edilmiş olması, söz konusu tasarımların protokol kapsamında olmadığına karine ya da delil olamaz. Zira, protokolde belirtildiği üzere, protokol tarihinden önce tasarımlar katalogda basılmış ve yayımlanmıştır. Bu da tasarımların protokol tarihinden önce tescil edildiğini göstermektedir. Bu durumda, protokol tarihinden önce tasarımların tescil edilmiş olması olağan olandır. Aksi takdirde katalogda yayımlandıkları da dikkate alındığında, yenilik unsuru olumsuz etkilenir. O nedenle bu hususun davacı aleyhine değerlendirilmesi de doğru olmamıştır.
Davacı protokolde belirtilen iki yıl içerisinde borcunu ödememiş olsa bile, bu durum, mülga KHK'nın 13 ve m. 18 hükümleri uyarınca, manevi hak niteliğinde olan tasarım sahipliğine etki edemez. Zira tasarım hakkı sahipliğinin devrini konu edinen hukuki işlemler geçersizdir. Bu durumda, davacı protokolde belirtilen iki yıl içinde borcunu ödememiş olsa bile manevi hak niteliğinde olan tasarım sahipliği davalıya geçmez. Sadece manevi hak kapsamında olmayan tasarım hakları davalıya geçer. O nedenle mahkemece bu yönde yapılan tespitler de doğru olmamıştır.
Kabule göre de, sicilde tasarımcı görünen davalı şirket yetkilisi ...’ya da davanın yönlendirilmeden sadece sicilde başvuru sahibi olan davalı şirkete yönlendirilerek açılan davanın sonuçlandırılması da doğru olmamıştır. Zira sicilde tasarımcı olarak davada taraf gösterilmeyen gerçek kişi gösterilmiş olup bu hal manevi hak niteliğinde olan ve devri mümkün olmayan tasarım sahipliğiyle ilgilidir.
Hal böyle olunca BAM hukuk dairesinin kararının kaldırılarak, İDM’nin kararının BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğu ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.