İkinci el hadde alım satım sözleşmesinde ödenen bedellerin iadesi talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin usulden ret kararının teminat mektubu ve ödeme dekontu ışığında incelenmesi.
Özet: Taraflar arasında yapılan hadde makinesi alım satım sözleşmesine ilişkin ihtilafta, davacı şirket, davalıya önemli miktarda ödeme yapmasına rağmen makinenin teslim edilmediğini ileri sürerek ödenen bedellerin iadesini talep etmiştir. Davalı ise, davacının ödeme yükümlülüğünü tamamlamadığını ve bu nedenle teslimatın gerçekleşmediğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davayı usulden reddederken; Bölge Adliye Mahkemesi, sözleşme öncesi yapılan bir ödemenin taraflar arasındaki ticari ilişki ve teminat mektubu kapsamında olduğunu tespit ederek ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve davanın kabulüne hükmetmiştir. Bu karar, şu an Yargıtayın temyiz incelemesindedir.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/502 Esas, 2024/1789 KararHÜKÜM: Davanın kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2021/763 E., 2022/927 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.11.2025 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ..., Avukat ..., Avukat ...i dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 16.09.2011 tarihinde ikinci el 4 sıralı hadde satın alınması konusunda sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye göre davalı şirket tarafından sözleşme konusu ikinci el sıcak haddenin müvekkili davacı şirkete teslim edilmesi için davalıya toplam 7.750.000,00 euro ödeneceğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirketin banka hesaplarına toplam 7.800.000,00 euro ödendiğini, ancak davalı şirket tarafından sözleşme konusu haddenin hiçbir zaman teslim edilmediğini, müvekkili şirketin mağdur olduğunu ileri sürerek şimdilik 16.09.2011 tarihli sözleşmeye istinaden 07.10.2011 tarihinde ödenen 1.000.000,00 euro, 18.01.2012 tarihinde ödenen 1.000.000,00 euro, 09.04.2012 tarihinde ödenen 1.500.000,00 euro ve 25.07.2012 tarihinde ödenen 1.300.000,00 euro olmak üzere toplam ödenen 4.800.000,00 euro alacaklarının son ödeme tarihi olan 25.07.2012 tarihinden itibaren devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında sözleşmeye göre müvekkilinin makineyi temin edip davacıya teslim edeceğini, davacının da satış, söküm ve nakliye bedeli için toplamda 7.750.000,00 euroyu en geç 01.07.2012 tarihine kadar davalı şirkete ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacı şirketin, sözleşme bedelini ödemediğini ve sözleşme gereği kendisine düşen edimi ifa etmekten kaçındığını, kendi edimini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmekten kaçınan davacı şirketin, satışa konu makinenin kendisine teslim edilmediği iddiası ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin, sözleşmedeki terminlere uygun şekilde edimini ifaya hazır olduğunu, davacı şirketin ödemeyi tamamlamadığı ve bu nedenle hiçbir zaman makinenin teslimini talep etmediği gibi, sözleşme ilişkisini sona erdirmeye yönelik herhangi bir irade beyanında da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılan 16.09.2011 tarihli sözleşmede davaya konu makinenin tesliminden önce davacı tarafça 7.750.000,00 euro ödemenin yapılmasının kararlaştırıldığı, sözleşmeden önce 01.06.2011 tarihinde yapılan 3.000.000,00 euro ödemenin sözleşme kapsamında yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı, sözleşmeden yaklaşık 3,5 ay önce, ileride kurulacak bir sözleşme için 3.000.000,00 euro gibi bir ödeme yapmanın ve bundan yapılan sözleşmede hiç bahsetmemenin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının kendi edimini tamamlamadığı, davalının edim sırasının gelmediği, davalı bakımından temerrüdün gerçekleşmediği, davacının sözleşmeden dönme hakkını elde etmediği, sözleşmeden dönmeden verdiğini geri istemesinin mümkün olmadığı, davacının, davalıdan talep ettiği bedel bakımından muaccel olma koşulunun gerçekleşmediği, muaccel olmayanın ifasını talep etmekte davacının hukuki yararının bulunmadığı gibi sözleşmeden dönme koşulunun da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-(h), 114/2 ve 115/2 hükmü gereğince usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dilekçesiyle birlikte dosyaya sunduğu 01.06.2011 tarihli banka ödeme dekontunun incelemesinde, yapılan ödemenin davacı şirket tarafından davalı şirket adına yapıldığı, ödeme miktarının 3.000.000,00 euro tutarında olduğu, açıklama kısmında ise "... mektup bedeli" olarak yazıldığı, "... mektup bedeli" ibaresinin, dosya arasında bulunan ve davanın tarafları arasında olduğu anlaşılan teminat mektubunun düzenleyicisi konumunda bulunan ... Şubesince 08.12.2010 tarihinde ... numarası ile düzenlendiği, düzenlenen teminat mektubunda, mektubun, davanın tarafları arasında yapılan mal alımı teminatı olarak verildiğinin yazılı olduğu, bu durumda davacı tarafından 01.06.2011 tarihinde yapılan ödemenin 16.09.2011 tarihli sözleşme bedeline istinaden yapılmış olduğu, davacının satım sözleşmesindeki kendi edimi olan bedeli tam olarak ödediği, ifa sırasının davalı borçluya geçtiği, davalının makineleri teslim etmeye hazır olmadığının bilirkişi raporlarından anlaşıldığı, bu durumda davalıya ifa için süre vermeye de gerek bulunmadığı, davacı yönünden sözleşmeden dönme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, satış sözleşmesinden kaynaklı ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.11.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O YSatım sözleşmesinden kaynaklı ödenen paranın iadesi istemli alacak davasında; taraflar arasında yapılan 16.09.2011 tarihli sözleşmeden önce 01.06.2011 tarihinde yapılan 3.000.000,00 Euro ödemenin sözleşme kapsamında yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı, ileride kurulması muhtemel bir sözleşme için 3.000.000,00 Euro gibi bir ödeme yapmanın ve bundan yapılan sözleşmede hiç bahsetmemenin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının henüz kendi edimini tamamlamadığı, davalının edim sırasının gelmediği, sözleşmeden dönmeden verdiğini geri istemesinin mümkün olmadığı, davacının, davalıdan talep ettiği bedel bakımından muaccel olma koşulunun gerçekleşmediği, muaccel olmayanın ifasını talep etmekte davacının hukuki yararının bulunmadığı, ayrıca sözleşmeden dönme koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-(h), 114/2 ve 115/2 hükümleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.