Kefilin rıza dışı kredi yapılandırmasının sorumluluğu artırmadığı gerekçesiyle menfi tespit ve ipotek fekki talebinin reddedilerek banka lehine verilen kararın onanması.
Özet: Davacılar, bankanın bilgileri dışında gerçekleştirdiği ve kefalet sorumluluklarını ağırlaştırdığını iddia ettikleri kredi yapılandırması sebebiyle borçlu olmadıklarının tespiti ile ipoteğin kaldırılması talebiyle dava açmış; ancak mahkemeler, yapılandırmanın yeni bir kredi niteliği taşımadığı, mevcut kredilerin kefiller aleyhine sorumluluğu ağırlaştırmaksızın, hatta 1 yıl ödemesiz ve düşük faizli olarak borçlular lehine yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiş ve bu karar istinaf ile temyiz incelemelerinde de hukuka uygun bulunarak kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1096 Esas, 2025/265 KararHÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'un olmasıyla, ...'un da teminat/ipotek vermesiyle davalı banka tarafından dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davacıların davalı bankaya noterden ihtarname çekerek kefilliklerini geri çektiklerini beyan ettiklerini ancak bankanın tek taraflı olarak davacıların sorumluluğunu ağırlaştıracak şekilde yapılandırma yolunu kullandığını, davacı tarafından ödemeler yapıldığını, davacıdan habersiz yapılandırma yapılmasaydı borcun fazlasıyla ödenmiş olacağını ileri sürerek kredilerden dolayı müvekkillerin borçlu olmadığının tespiti ile ...'a ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekkine, asgari %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, dava dışı borçlu şirketin yeni bir kredi kullanmadığını, banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen yapılandırma protokollerinin davacıların kefil olduğu sözleşme kapsamında kullanılan kredilerin yeniden yapılandırması olduğunu, kefillerin bu kapsamda kefaletinin devam ettiğini, kredilerin yapılandırılmasının borç yükünü artırmadığını, borçlular lehine bir işlem olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların kefaletinden sonra yeni bir kredi kullandırılmadığı, kredilerin 1 yıl ödemesiz ve daha düşük faizli olarak yapılandırıldığı, davacıların çerçeve kredi sözleşmesine kefil oldukları ve kefillikten caydıklarına dair ihtarnameyi bankaya gönderdiklerine dair beyanlarından sonra yeni bir kredi kullanımının bulunmadığı, yapılandırma ile davacılar bakımından kefilliklerindeki şartların ağırlaştırılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, hukuki niteliği itibariyle, genel kredi sözleşmesi kapsamında kefillikten cayılması nedeniyle rıza dışında yapılan yapılandırma nedeniyle fazladan borç çıkarıldığından bahisle menfi tespit ile ipoteğin fekki istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.