4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayalı kamulaştırma bedel tespiti ve yol terkini davasında Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve yol olarak tescili talebine ilişkin karmaşık bir yargılama sürecini detaylandırmaktadır. İlk derece mahkemesinin başlangıçta davanın usulden reddi kararı, bölge adliye mahkemesince bozularak dosyanın yeniden görülmesi için iade edilmiştir. İade sonrası ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, ancak tarafların istinaf başvuruları üzerine bölge adliye mahkemesi, davalı tarafın itirazlarını reddederken, davacı idarenin bazı itirazlarını haklı bularak ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında davanın kabulüne hükmetmiştir. Sürecin sonunda, her iki taraf da bölge adliye mahkemesinin bu düzeltilmiş ve esasa ilişkin kararını temyiz yoluna başvurmuştur.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/364 Esas, 2025/472 KararKARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ : Malkara 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/27 Esas, 2022/113 KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine, yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; .. ili, ..., .. Mahallesi 747 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranının hatalı alındığını, münavebe ürünlerinin verim ve fiyatının yüksek alındığını, faiz tarihi ve bedelin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafa karardan sonra aradan uzun süre geçtikten sonra yapılan depoya muvafakat edip etmediği sorulmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, bedelin düşük belirlendiğini, ilçe verilerinin getirtilmesi gerektiğini, münavebe ürünlerinin verim ve fiyatının düşük alındığını, giderlerin yıllık ortalama brüt gelirin 1/3'ünü geçmemesi gerektiğini, objektif değer artış oranının düşük alındığını, dava tarihinden karar tarihine kadar enflasyon oranında faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ile resmî verilerin uyumlu olduğu, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre belirlenen kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde bulunduğu, davalı vekili tarafından Dairelerinin iade kararı öncesinde davacı idare tarafından depo yapılması için yeniden süre verilmesine muvafakat edildiği gibi iade kararı sonrasında son celseden önce sunduğu mazeret dilekçesinde yokluğunda karar verilmesini talep ettiği, dolayısıyla davanın kabul kararında isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece iade kararı gereğince işlem yapıldığı, taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu; ancak faize ilişkin hükmün hatalı kurulduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla yerindedir.3. Dava konusu taşınmazın özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı uygun görülmüştür. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.5. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmazın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporu ile değerini tespit etmelidir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için 2942 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği gün itibarıyla dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin o yerdeki İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin esas alınması gerekmektedir.6. 2942 sayılı Kanun'un 15/son maddesine göre; arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir yöntemine göre değer tespitinde 2019 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verim miktarları dikkate alınarak taşınmazın değerinin belirlenmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek hüküm tesisi doğru görülmemiştir.7. Dava konusu taşınmazın bedeli belirlenirken devlet destekleme birim fiyatı eklenmek suretiyle metrekare birim bedeli belirlenmesi bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (davalı taraf vekilinin "faize" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve "dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar" Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım "Bozma Kararı"na (faize ilişkin yönüyle), açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 04.12.2025