Avukatın vekaletnamesinde olmayan ahzu kabz yetkisiyle tahsil ettiği paraları müvekkiline ödemeyerek güveni kötüye kullanması suçunda dava zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararı.
Özet: Sözleşmeli avukatın vekaletnamesinde ibra yetkisi olmaksızın müvekkili şirket adına borçlulardan tahsil ettiği paraları kuruma ödemeyerek güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla mahkumiyetine karar verilmişse de, Yargıtay, suçun işlendiği tarihler ile hüküm tarihi arasındaki süre ve soruşturma/kovuşturma izinleri ile uzlaşma süreçlerindeki durma sürelerini de göz önünde bulundurarak olağanüstü dava zamanaşımının dolduğunu tespit etmiş ve bu nedenle kamu davasının düşmesine hükmetmiştir.
11. Ceza Dairesi         2022/11374 E.  ,  2025/16166 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2020/190 E., 2022/383 K.
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
... Barosuna kayıtlı olup, ... ilçesinde avukatlık yapan sanığın, suç tarihi olan 2003-2007 yılları arasında ... A.Ş'nin sözleşmeli vekili olduğu, katılan kurumun alacaklı olduğu icra dosyalarının takibi yaptığı, ancak vekâletnamesinde ... yetkisi bulunmadığı halde, borçlular ...'dan 26.01.2006 tarihinde 250,00 TL, 10.02.2006 tarihinde 140,00 TL, 22.05.2006 tarihinde 150,00 TL olmak üzere toplam 540,00 TL, ...'ten 22.01.2007 tarihinde 272,00 TL, ...'dan 2007 yılı içerisinde 1000,00 TL, ...'dan 05.04.2006 tarihinde 150,00 TL, 08.05.2006 tarihinde 57,00 TL, ...'den 450,71 TL, ...'tan 13.03.2006 tarihinde 150,00 TL, 20.04.2006 tarihinde 200,00 TL, ...'tan 690,00 TL, ...'dan 412,00 TL, ...'den 91 TL'yi 13.03.2003 tarihinde haricen tahsil ettiği, ancak sanığın ... yetkisi olmadan tahsil ettiği paraları müvekkil katılan ...'a ödemediği ve kendisinde tuttuğu olayda;
Avukat olan sanığın, ... yetkisi bulunmaması nedeniyle para tahsil etme yetkisi olmamasına rağmen haricen para tahsil etmek ve tahsil ettiği parayı katılan kuruma yatırmamak şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 155/1 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı belirlenmekle ve yargılama şartının gerçekleşmesini beklemek üzere soruşturma izninin talep edildiği 11.03.2013 ve soruşturma izni verildiği 02.04.2013 tarihleri ile kovuşturma izninin talep edildiği 07.05.2013 ve kovuşturma izninin verildiği 24.06.2013 tarihleri ile uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen "güveni kötüye kullanma" suçunun, kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının durma süreleri de gözetilerek suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde karar verildi.