Haczedilen taşınır malların satışından sonra düzenlenen sıra cetveline muvazaa iddiasıyla yapılan itirazda, bonoya dayalı alacağın gerçekliğinin tespiti talebinin incelenmesi.
Özet: Davacı, borçlu hakkında başlattığı icra takibinde düzenlenen sıra cetvelinde davalıya ait alacağın muvazaalı olduğunu, gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığını, takibe konu bononun protesto edilmediğini ve geç işleme konduğunu ileri sürerek bu alacağın cetvelden çıkarılmasını talep etmiş; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalının alacağının davacınınkinden daha önce doğmuş olması nedeniyle muvazaa iddiasının hukuken kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, davacı ise eksik inceleme ve muvazaa iddialarının yeterince değerlendirilmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2025/3685 E.  ,  2025/4349 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1997 E., 2025/753 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/280 E., 2023/357 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlu hakkında Antalya 4. İcra Dairesi'nin 2016/12891 Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, borçluya ait taşınır malların 05.12.2016 tarihinde haczedildiğini ve satışının yapıldığını, satış sonrasında 13.04.2021 tarihinde düzenlenen sıra cetvelinde davalının alacaklı olduğu Konya 10. İcra Dairesi'nin 2016/10488 Esas sayılı dosyasının birinci sırada yer aldığını, birinci sırada yer alan dosyanın bonoya dayalı takip olduğunu, takip öncesinde bononun protesto edilmediğini, yüksek bedelli olmasına rağmen ödeme tarihinden iki ay kadar sonra takip başlatıldığını, takip sırasında alacağın ödenmesine yönelik olarak borçlu hakkında işlem yapılmadığını, davalı ile dava dışı borçlunun arkadaş olduklarını ve aralarında takibe konu miktar kadar bir ticari işin bulunmadığını, bononun soyut nitelikte olduğunu, her zaman düzenlenebileceği, davalı tarafından başlatılan takibin muvazaalı olduğunu, gerçek bir alacağa dayanmadığını, davalının dava dışı borçludan olan alacağını ispat etmesinin gerektiğini belirterek Antalya 4. İcra Dairesi'nin 2016/12891 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 13.04.2021 tarihli sıra cetvelinde birinci sırada yer alan dosyanın cetvelden çıkarılmasına ve bedelin davacının alacaklı olduğu dosyaya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha öncede davalı tarafından başlatılan takibin muvazaalı olduğu iddiası ile dava açtığını ve davanın reddedildiğini, bu dava yönünden derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davalının dava dışı borçludan gerçek bir alacağının olduğunu, muvazaa bulunmadığını, davalının dava dışı borçlunun bir çok borcuna kefil olduğunu, kefil olduğu borçları ödemek zorunda kaldığını ve sonunda takibe konu bonoyu aldığını, davacının takibe dayanak fatura tarihlerinin de davalının takip tarihinden sonra olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muvazaadan söz edilebilmesi için muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra doğmuş olmasının gerektiği, davacının takip dayanağı faturanın düzenlenme tarihinin 15.11.2016 ve takip tarihinin 05.12.2016 olduğu, davalının takip tarihinin ise 19.10.2016 olduğu, bu hali ile takibe konu senedin düzenlenebileceği son tarihin takip tarihi olduğu, davacının takibe konu faturaların düzenlenme tarihinden önce davalının alacağının doğduğu, önce ... alacağın sonra ... alacağa muvazaa oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sözde alacağının muvazaalı olduğunu, takibine konu kambiyo senedinin en son düzenleneceği tarihin takip tarihi olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, dava dışı borçlunun davalı tarafından başlatılan takipte sürelerden feragat ettiğini, kambiyo senedinin ileri tarihli düzenlenerek teslim edildiğini, davalının takibine konu bononun protesto edilmediğini, ödeme tarihinden yaklaşık iki ay sonra takibe konu edildiğini, mahkemenin eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile karar verdiğini, bononun soyut nitelikte olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Davacı tarafından dava dışı borçlu hakkında 05.12.2016 tarihinde Antalya 4. İcra Dairesi'nin 2016/12891 Esas sayılı dosyası ile düzenleme tarihleri 04.08.20 16... .11.2016 tarihleri arası olan 10 adet faturaya dayalı olarak genel haciz yolu ile takip başlatılmıştır.
Davalı tarafından dava dışı borçlu hakkında 19.10.2016 tarihinde Konya 10. İcra Dairesi'nin 2016/10488 Esas sayılı dosyası ile düzenleme tarihi 03.03.2016, ödeme tarihi 30.08.2016, bedeli 850.000,00 TL olan bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip başlatılmıştır.
Dava dışı borçluya ait haczedilen taşınır malların satışı yapılmış ve satış sonucunda elde edilen bedele ilişkin olarak dava konusu sıra cetveli düzenlenmiştir.
Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü davalı üzerindedir. Davalı alacaklının, alacağının gerçek bir alacak olduğunu, birbirini teyit eden ve takipten önce düzenlenmiş usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında her zaman ve istenilen vadede düzenlenmesi mümkün olan bono alacağın varlığını ispata yeterli değildir.
Somut olayda; davalı sadece takip borçlusunun kefalet borçlarını ödediğini ve takibine konu bononun bu nedenle düzenlendiğini iddia etmişse de, alacağın gerçek bir alacak olduğunu ve varlığını ispata yarar dosyaya herhangi bir delil sunmamıştır. Kaldı ki, davacının takibine dayanak ilk fatura 04.08.2016 tarihinde düzenlenmiştir ve davalının takibine dayanak bononun 30.08.2016 ödeme tarihinden öncedir.
Mahkemece, davalının takibe konu alacağının gerçek bir alacak olduğunu ve varlığını ispat edememesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.