11. Ceza Dairesinden bilişim sistemleri kullanılarak işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunda adli para cezası hesaplaması ve bazı mağdurlara yönelik kamu davası yokluğuna ilişkin karar.
Özet: Yüksek Mahkeme, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan bir kısım katılanlara yönelik verilen mahkûmiyet hükmündeki adli para cezası hesaplama hatasını aleyhe temyiz olmaması sebebiyle bozma nedeni yapmayarak esastan onarken, infaz aşamasında değerlendirilmesi gereken hususlara dikkat çekmiş; diğer katılanlara yönelik eylemlerden kaynaklanan nitelikli dolandırıcılık suçlaması için kamu davası açılmadığını tespit ederek, iddianameye dayanmayan bir yargılamanın yapılamayacağını belirtmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/28292 E.  ,  2025/14810 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/241 E., 2015/285 K.
SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Her ne kadar tebliğnamede, resmi belgede sahtecilik suçu da yazılmış ise de; adı geçen suç yönünden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itiraz mahallinde değerlendirildiğinden inceleme dışı tutulmuştur.
A.Katılan ...'e Yönelik Eylemi Nedeniyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 158/1, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde belirtilen nitelikli hâllerde hapis cezası yanında hükmolunan temel gün adli para cezasının suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacak şekilde belirlenip bu miktar üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca taktir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği, buna göre, sanığın katılan ...'e verdiği çek bedeli 50.000 TL ise de, alışveriş bedelinin 25.400 TL olduğu gözetilerek temel cezanın 2540 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenip, 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi uyarınca 1/6 indirim yapıldığında bulunacak 2116 gün adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi kapsamında bir gün karşılığı 20,00 TL üzerinden çarpılarak hesaplanmak suretiyle sanığın 42.320 TL adli para cezası ile cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde neticeten 41.680 TL adli para cezasına hükmedilmek sureti ile eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından; bozma nedeni yapılmamış 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3 maddesinde yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi hususu ile kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilmeyen 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak ve yoksunluklarının uygulanmaması isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçun vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Katılanlar ..., ... ile Katılan ...'a Yönelik Eylemleri Nedeniyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.Katılanlar ... ile ...'a yönelik eylemi nedeniyle kurulan hüküm yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, dava dayanağı olan iddianame anlatımında sanık ... hakkında katılanlar ... ile ...'a yönelik eylemleri nedeniyle yalnızca resmi belgede sahtecilik suçundan dava açıldığı, nitelikli dolandırıcılık suçuna yönelik bir anlatım bulunmadığı gibi açıkça bu suç yönünden dava açılmadığının anlatıldığı, bu haliyle sanık hakkında katılanlar ... ile ...'a yönelik eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan açılmış bir kamu davasının bulunmadığı gözetilmeden, iddianame kapsamı dışına çıkılarak sanığın beraatine karar verilmesi sureti ile 5271 sayılı CMK'nin 225. maddesine aykırı davranılması,
2.Katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle kurulan hüküm yönünden;
Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında bir kısmı önceden geri kalan kısmı suç tarihinde sanık tarafından kesimi yapılan hayvan karşılığında tanık ... aracılığı ile suça konu çekin katılana verildiğinin anlaşılması karşısında, önceden doğan borçtan söz edilemeyeceği ve suçun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilmeden, sanığın 5237 sayılı TCK'nin 158/1-f maddesi uyarınca mahkumiyeti yerine beraatine hükmolunması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,19.11.2025 tarihinde karar verildi.