İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, enerji sektöründeki global tanınmış bir şirketin markasının kötü niyetle benzer tescilinin hükümsüzlüğünün talep edildiği dava.
Özet: Davacı şirket, enerji sektöründe tanınmış, uluslararası saygınlığı olan ve öncelikli hak sahibi olduğu “------” markasının, davalı tarafından kötü niyetle tescil ettirilen, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer “------” markası nedeniyle tüketicilerde karışıklık yaratması ve Sınai Mülkiyet Kanununa aykırılık teşkil etmesi gerekçesiyle, davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, kullanımının tedbiren durdurulmasına, ürünlerin toplatılmasına ve hükümsüzlük kararının ilanına hükmedilmesini talep ederek maddi ve manevi tazminat haklarını saklı tutmuştur.

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/112 Esas
KARAR NO: 2026/48
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/05/2025
KARAR TARİHİ: 24/02/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,------ itibaren enerji üretimi, tedariği ve yenilenebilir enerji alanında lider yatırımcı olarak faaliyet gösteren bir kuruluş olup tüm --- tanınan, uluslararası saygınlığı olan, global anlamda sektörünün önde gelenlerinden biri olarak ticari hayatta tanınan ve bilinen bir şirketi olduğunu,----markasının, ilk olarak ------ tarafından ---- numarası ile tescil ettirilmek üzere başvurusu yapılıp süreci tamamlayarak tescil ettirildiğini, --- yılında müvekkili şirket ile ----- arasında imzalanan devir sözleşmesi kapsamında davaya konu markanın tüm hak ve yükümlülükleri müvekkil şirkete devredildiğini,---inceleneceği üzere ------ bünyesinde yer aldığı da net bir şerkilde görüleceğini, söz konusu ---- markasının davalı tarafından---- numarası ile---- sınıflar için kötü niyetli tescili için hükümsüzlük kararı verilmesini talep etme hakkı doğduğunu, müvekkili şirketin ------ yazılımı sektörde tanınan, adından çokça söz ettirmiş, globalde de tanınmış bir şirket ve marka olduğundan öncelikli hak sahibi konumunda olduğunu, benzer olduğunu iddia ettikleri markalar arasında görsel bir benzerlik bulunduğunu, müvekkili şirket adına tescilli bulunan ve görseli yukarıda solda sağlanan marka ----olup beyaz zemin üzerine ----- yazıldığını, dolayısıyla----- markanın şekline ayırt edicilik kattığını, davalı tarafından tescil ettirilen ve görseli yukarıda sağda yer alan marka ile arasında benzerlik bulunduğunu iddia ettiğimiz marka ise beyaz zemin üzerine benzer bir yazı tipiyle yazıldığını,----- başka---- düşünce balonu şekli içinde ve altında iki kere yazılmak üzere quick carbon ismini içerdiğini, yukarıdaki açıklamalara ve resmini de eklediğimiz görsellere bakıldığında akılda kalıcılığın iki temel unsurunun şekil ve renk olduğu, hatta bu unsurlardan birinin bile ilgili markayı tek başına ayırt edici hale getirebildiği dikkate alındığında, söz konusu markalar arasında görsel bir benzerliğin bulunduğu aşikar olduğunu, her iki markada da ------- söz öbeği bulunmakta ve hatta hükümsüzlüğü istenen marka kapsamında iki kere tekrarlanarak ------ şeklinde yazıldığını, dolayısıyla söz konusu markalar arasında ------- söz öbeği telaffuz edildiğinde işitsel açıdan benzerliğe yol açtığını, iki markada da aynı söz öbeğinin bulunması, işitsel benzerlikten bahsedilebilmesi için yeterli olduğunu, işitsel benzerlik ile beraber görsel ve kavramsal benzerlik de bulunduğundan karıştırılma ihtimali bulunduğunu, iki markanın ortalama tüketici nezdinde bıraktığı imajın benzer olması veya birbirleri ile ilgili çağrışım yaratması halinde kavramsal benzerliğin bulunduğu kabul edildiğini, markaların benzer olup olmadığı araştırılırken markalar bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini, görsel ve işitsel benzerlik olan hallerde kavramsal benzerliğin bulunmasının mümkün olduğunu, bu nedenle somut olayda markalar arasında kavramsal benzerliğin bulunması da mümkün olmadığını, davalının tescil ettirdiği marka ile Müvekkil Şirket adına tescilli marka yalnızca sözcüklerden oluşmadığını, hal böyleyken aynı kelime unsuru ve bunlarla beraber şekil bakımından renklerin benzerliği ve ayrıca işitsel benzerlik sebebiyle markalar arasında benzerlik oluştuğunu, davalı tarafından------ nezdinde tescil ettirildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce elde edilmiş bir hak var ise ve belirtilen sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkı veriyorsa tescil mümkün olmadığını, davalının bu tescili haksız kazanç elde etmek amacı ile kötüniyetle yaptığını, bu itibarla Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davalıdan her türlü maddi ve manevi tazminat hakları ile ---- başvuru hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalı adına ------ numarası ile tescilli bulunan------- markasının hükümsüzlüğüne ve tüm sınıflar açısından sicilden terkinine, davalı tarafından dava sırasında kötü niyetli tasarruflarda bulunulmasının önlenmesi amacıyla marka üzerine tedbir konmasına, yine bu markanın her türlü mecrada kullanımının, satışının tedbiren durdurulmasına, ürünlerin toplatılmasına, verilecek hükümsüzlük kararının ilanına, her türlü yargılama harç ve masrafı ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ----- tarihinde ---- başvuru numarası ile ---- ibareli markanın ----- sınıflarda tescilini aldığını, bu başvurunun müvekkilinin o tarihte çalışmakta olduğu ----- firma adına ve fiili görev kapsamında, markanın firma hizmetleri için kullanılması amacıyla yapıldığını, ----- ------ sürdürülebilirlik raporlaması ve dijital çevre yazılımları ------ alanlarında uzmanlık sağlamaktadır. Firmanın bu faaliyetlerinin doğrudan ve organik uzantısı niteliğindeki -----markası, bu sektörel uzmanlığın bir yansıması olarak müvekkil tarafından kurumsal kullanım amacıyla tescil edilmiştir. Tescil tarihinde müvekkil, bu firma adına markayı aktif olarak kullanmakta ve markanın tescilini de tamamen firmasal ihtiyaçlarla, iyi niyetle ve yasal yollarla gerçekleştirdiğini, davacı tarafın öne sürdüğü kötü niyet iddiasının tamamen soyut olup herhangi bir objektif somut delil ile desteklenmediğini, somut olayda tescil tarihi itibariyle---------- markanın herhangi bir yayın, bilinirlik, kamuoyuna yansıma ya da tanıtım faaliyeti bulunmadığını, hal böyleyken, müvekkilin ----- tescil girişiminde bulunduğu iddiası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca müvekkilinin bu markayı fiilen kullanmamakta, başkalarının kullanımını engellemediğini, davacının sektörel faaliyetlerine herhangi bir zarar vermediğini, markaların aynı ibarelerden oluşuyor gibi görünse de, müvekkilinin markasında çift tekrar, ayrı ve bitişik yazım, grafiksel yerleşim, çevresel çağrışımlar ve dijital dizayn farklılıkları bulunduğunu, ayrıca hizmet sınıfları aynı görünse bile, hitap edilen hedef kitlenin farklı olduğunu,----- danışmanlığı gibi çok teknik uzmanlık gerektiren hizmetlerde ------ kavramı, sıradan bireyden ziyade kurumsal profesyonelleri ve çevre uzmanlarını kapsadığını, bu nitelikli hedef kitle zaten benzer markaları ayırt etme yeterliliğine sahip olduğunu, ------- sunmuş olduğu deliller markanın kamuya mal olmuş bir ün kazanmadığını, sadece sınırlı kullanımla sınırlı tanıtıma sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Markanın fiilen piyasada tanınmış olduğu ispatlanmadığı gibi, davaya dayanak oluştan ün unsuru da bulunmadığını, bu nedenlerle hakkının kötüye kullanılması niteliğindeki davanın tamamen reddine, varsa tescilli marka haklarının geçerliğinin korunmasına karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Davalı adına tescilli---- tescil numaralı ---markasının hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.------- tarihli yazı cevabında; ---- vergi kimlik numarasında --- tarihi itibariyle ----dolayı serbest meslek kazancı yönünden gelir vergisi mükellefi bulunduğu ve faal e devam ettiği, ayrıca ---- tarihleri arasında ----faaliyette bulunduğu" şeklinde bilgi verilmiştir.---- tarihli yazı cevabında; "Davalı ,-----ait iş yeri açma ve kapama işlemlerine ilişkin kayıtların araştırılarak mahkemenize gönderilmesini istemektesiniz. Kayıtlarımızda yapmış olduğumuz incelemede, ---- herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır." şeklinde bilgi verilmiştir.Dosyaya ---- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; --- markasının --- sınıflarda --- tarihinde davalı adına, ---- markasının ---tarihinde davacı adına tescil edildiği anlaşıldı.Davacının ---- ----numarasıyla kayıtlı görüldüğü, tescil tarihinin --- olduğu anlaşılmıştır. Markanın hükümsüzlüğü talepleri yönünden rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve hazırlanan ---- tarihli heyet rapor dosyamıza celb edilmiştir. Raporda özetle; "Sektör Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler Işığında, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sınırlı yapılan teknik inceleme sonucunda; Karşılaştırmaya konu mal ve hizmetlerin, endüstri mühendisliği açısından fonksiyonel ve operasyonel olarak ilişkili olduğu, Ortalama tüketici algısı bakımından aynı veya bağlantılı ticari kaynaktan sunulduğu izlenimi doğurabilecek nitelikte bulunduğu, Karıştırılma ihtimalinin, sistematik ve bütüncül değerlendirme çerçevesinde teknik olarak mümkün olduğu, ancak kötü niyetin varlığını kesin olarak ortaya koyabilecek yeterli teknik ve nesnel verinin dosya kapsamında bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu görüş; yalnızca dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerle sınırlı teknik bir değerlendirme olup, nihai hukuki nitelendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu hususu özellikle belirtilir. ----- Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler Işığında, Davacı markasının -------- mal/hizmetlerinin benzer nitelikte oldukları, SMK’nın m.6/1 anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu olan markaların tescilli oldukları malların/hizmetlerin birbirine benzerliği koşulunun gerçekleştiği, Taraf markalarında yer alan diğer mal/hizmetler arasında herhangi bir benzerlik ya da ayniyet bulunmadığı, Dava konusu edilen markaların tüketici kitlesinin özel tüketici kitlesinin dikkat seviyesine varmayan tüketici kitlesi olacağı ve mal/hizmeti satın alırken tüketici tarafından gösterilecek dikkatin de özel tüketici kitlesinin dikkat seviyesine varmayan ortalama tüketici kitlesi düzeyinde olacağı, Taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik dışında ortak olan unsur kelime unsurudur ------- Bu durumda taraf markaları işitsel ve anlamsal olarak tamamen aynı, görsel olarak ise kısmen benzerdir. Markalar kıyaslanırken değerlendirme bütünsel olarak yapılmalıdır. Yapılacak bütünsel değerlendirmede ise, kelime unsurunun, şekil unsuruna nazaran daha akılda kalıcı olacağı, bu itibarla kelimeler arasındaki benzerliğin markaları birbirine benzer olarak algılanmasına sebep olacağı genel olarak kabul edilmektedir. Elbetteki kelime unsuruna baskın olabilen, akılda kalıcı şekil unsurları bu genel kabulün istisnasını oluşturmaktadır. Ancak, somut olayda yer alan şekil unsurlarının kelime unsuruna baskın gelebilecek dikkat çekiciliği bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalı tarafından şekil unsuru içerisinde kullanılan ------ ibaresinin şekil ibaresinin hemen altında tekrardan kelime unsuru olarak ----- şeklinde kullanılması bir diğer deyişle kelime unsurunun tekrarlanması özel tüketici kitlesinin dikkat seviyesine varmayan tüketici kitlesinin dikkatinin tamamen kelime unsuruna odaklanmasına sebebiyet vereceği, bu durumda da taraf markalarının asli unsurunu oluşturan------ ibaresini özel tüketici kitlesinin dikkat seviyesine varmayan tüketici kitlesinin markaları benzer olarak algılamasına sebebiyet vereceği, açıklanan tüm nedenlerle markaların genel kompozisyonu değerlendirildiğinde 6769 sayılı SMK’nın m. 6/1 anlamında markalar arasında benzerlik bulunduğunun kabulünün gerektiği, Marka tescilinde kötüniyet, --- ---kararlarında “tescil ile sağlanan korumanın amacına aykırı kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yarar sağlamak” şeklinde ifade edilmektedir. Markalara karşı açılan hükümsüzlük davalarında, kötü niyetin belirlenmesi her olayın kendine özgü koşullarına göre mümkün olacaktır. Yukarıda verilen tespitler ışığında somut dosya kapsamında davalının kötü niyetli olup olmadığı ise Mahkemenizin takdirinde olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/2, 6/3 ve 25. Maddeleri,
GEREKÇE: Dava; davalı adına tescilli ---- markasının hükümsüzlüğü davasıdır. Davacı tarafın------ itibaren enerji üretimi, tedariği ve yenilenebilir enerji alanında lider yatırımcı olarak faaliyet gösteren bir kuruluş olup tüm ------ tanınan, uluslararası saygınlığı olan, global anlamda sektörünün önde gelenlerinden biri olarak ticari hayatta tanınan ve bilinen bir şirket olduğunu, davalının kendi onayı olmaksızın ve haksız olarak ------- ibaresini adına tescil ettirdiğini iddia ve beyan ederek adına tescilli ------ ibareli marka yönünden iltibas oluşturduğu iddiası ile SMK m. 6/1, 6/3 ve 6/9. Maddeleri gereği hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.SMK'nın 6/1. Maddesinde "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir" hükmü düzenlenmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 6/9. Maddesinde "Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükmü düzenlenmiş, ve SMK'nın 25. Maddesine göre "5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu açıklamalardan sonra ----- kayıtlarına göre ----tescil numaralı ---- tarihinde davacı adına tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu, --- markasının ---- sınıflarda davalı adına tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu sabittir.
Bu tespitten sonra davacı tarafın SMK'nın 6/1. Maddesi kapsamında hükümsüzlük talebi değerlendirilmiş, taraf markalarının ana ve ayırt edici karakterinin yazı unsuru olduğu ve her iki markanın da ---- ibaresinden oluştuğu, davacı markasında bu ibarenin ---- birleşik olarak yazıldığı ve ----- harfinin içinde şekil unsuru taşıdığı ancak markanın yazı markası olarak öne çıktığı, şekil unsurunun ayırt ediciliğinin ön planda olmadığı, davalı markasının da hem dikdörtgen içerisine ampul figürü ve zemin rengi ile tamamlanan ---- şeklinde olduğu, davalı markasında da ayırt ediciliğin ----- ifadesi olduğu, diğer unsurların tamamlayıcı mahiyette olduğu, bu haliyle markalar arasında görsel olarak yüksek benzerliğin olduğu, işitsel ve anlamsal olarak taraf markalarının birebir aynı olduğu, her ne kadar davacı markası ----- olarak davacının ----- Sınıftaki alt emtialar yönünden birebir benzer oluğu ve yine diğer emtialar yönünden davalı markası farklılık taşısa da karşılaştırmaya konu malların ve hizmetlerin doğaları farklı olmalarına rağmen bilgisayarlar ve yazılımlar ile bilgisayar hizmetleri yakından ilişkili hizmetlerde olduğu, bilgisayar sektöründe bilgisayar veya yazılım geliştiricileri yaygın olarak bilgisayar hizmetlerini de sunduğu, hedef tüketici kesiminde örtüşme, mallar ile hizmetler arasında tamamlayıcı ilişki ve ticari köken itibarıyla benzerlik faktörleri birlikte değerlendirildiğinde karşı bu mallar/hizmetler benzer olarak kabul edileceği dikkate alındığında emtia sınıfı olarak da benzer olduğu kabul edilmiş ve bu hali taraf markalarının aynı tüketici kitlesi olan ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırılma ihtimalinin de doğacağı kabul edilerk SMK'nın 6/1. Maddesi gereği davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir. Davacı tarafın SMK'nın 6/9. Maddesi kapsamında hükümsüzlük talebi de incelenmiş, davalı adına tescilli markanın ---- ibaresinden oluştuğu, ------ ibaresinin anlamının yeşil karbon ibaresi canlıların temel yapı taşı anlamında ise de markalardaki kullanım anlamının enerji ve yakıt anlamında kullanıldığı ve yeşil enerjiyi çağrıştırır mahiyette kullanıldığı, bu hali ile davacı tarafın faaliyet alanı ile kullanımın yaygın olduğu, ancak bu ibarenin dilimizde pek çok şekilde ifade edilebilmesi mümkün ise de davalı tarafın bu anlamı davacının tescilli markası olan ----- şeklinde birebir aynı kelime ve harflerle kullanmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, bu kullanımın tesadüfen seçilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın vergi dairesi------kayıtlarında söz konusu makanın tesciline ilişkin bir faaliyetin söz konusu olmadığına dair cevabi yazıları ve davalı tarafın bu yöndeki beyanları dikkate alındığında davalının markayı tescil ettirmesinin davacının markasından yararlanma kastı ile hareket ettiği kabul edilerek bilirkişi raporundaki tespitten ayrılarak tescilin kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ve SMK'nın 6/9. Maddesi gereği de hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kabul edilerek davalı adına tescilli markanın tümden hükümsüzlüğüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı adına tescilli ------ markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İLE SİCİLDEN TERKİNİNE,
2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davalıdan hazine yararına tahsiline,
3-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan 1.318,30-TL harç, 21.000,00-TL bilirkişi ücreti, 180,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 22.498,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/02/2026