Uyuşturucu madde ticareti suçunda örgüt faaliyeti kapsamında olmayan durumlarda gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme delillerinin hukuka aykırılığı ile yetersiz sanık teşhisi nedeniyle verilen mahkûmiyet hükmünün bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen mahkûmiyet kararını, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmemesine rağmen gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik takip için ayrı bir karar alınmaması nedeniyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı, ayrıca sanığın kamera görüntülerindeki şahıs olup olmadığının uzman kriminal laboratuvarlarından görüntü iyileştirme teknikleri kullanılarak daha detaylı araştırılması gerekirken eksik kovuşturma ile mahkûmiyet hükmü kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle sanık müdafiinin temyiz itirazlarını yerinde görerek bozmuştur.
10. Ceza Dairesi         2021/6448 E.  ,  2026/233 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2016/12 E., 2016/109 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
2. Sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ:Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkânının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.
1. Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olmadığı, suç tarihinde yürürlükte bulunan CMK'nın 139/4. maddesine göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine aynı Kanun'un "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140. maddesindeki düzenlemeye göre, sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK'nın 140. maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapılamayacağından elde edilen deliller hukuka aykırı olup hükme esas alınamaz.
Dosyada mevcut olan 25.11.2015 tarihli tutanağa göre hukuka aykırı olarak alınan görüntü kaydına dayanılarak sanığın kimlik tespitinin yapıldığı, bu şekilde elde edilen delilin de hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı anlaşıldığından sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
2. Sanığın atılı suçu ve dosyada mevcut kamera kayıtlarını kabul etmediğine dair savunmada bulunduğu, ancak dosyada mevcut bilirkişi raporunda, sanığın eşgal resimleri ile kamera görüntüleri karşılaştırıldığında, eşgaldeki şahıs ile görüntülerdeki şahsın genel yüz şekli, saç, alın, kaş, göz, burun, dudak ve çene yapıları açısından uygunluk ve benzerlikler bulunmakla birlikte kamera görüntülerindeki şahsın sanık olduğu, imkan verdiği ölçüde inceleme yapıldığının belirtilmesi karşısında, sanığın teşhise elverişli önden, profilden ve boydan çekilmiş fotoğrafları ile birlikte bu konuda uzman Polis Kriminal Laboratuvarı ya da Adli Tıp Kurumuna gönderilerek görüntü iyileştirme tekniklerinin kullanılması suretiyle sanığın fiili gerçekleştirip gerçekleştirmediğine ilişkin delillerin temyiz denetimine imkan tanıyacak şekilde ortaya konulması ve delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye uygun olarak hükmün BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi