Yargıtaydan, dolandırıcılık suçunda mahkûmiyetin, hem olağan hem de uzlaşma süresiyle oluşan dava zamanaşımı sebebiyle düşmesi kararı.
Özet: Dolandırıcılık suçundan mahkûm edilen sanık hakkında, suçun kanundaki ceza türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının ilk mahkûmiyet tarihi ile inceleme tarihi arasında dolduğu, uzlaşma girişimleri olsa dahi kamu davasının düşmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulmasının yasaya aykırı olduğu tespit edildiğinden, Yargıtay hükmü bozarak yeniden yargılama yapılmasına gerek kalmaksızın kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine hükmetmiş ve bu kararın diğer sanığa da sirayet ettirilmesine, sanığın derhal tahliyesine karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2025/3632 E.  ,  2025/14696 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/377 E., 2024/206 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz İsteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası gereğince “şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu” tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 13.10.2015 tarihinden, inceleme konusu hüküm tarihine kadar gerçekleştiği ve sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun'un 322 nci maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, bozma gerekçesine göre bozma ilamının mahkûmiyet hükmünü temyiz etmeyen diğer sanık ...'e SİRAYET ETTİRİLMESİNE, sanık ... hakkında bu suçtan verilen mahkûmiyet hükmünün İNFAZININ DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, gereği için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde karar verildi.