Nitelikli dolandırıcılık suçunda temyiz süresi aşımı reddi, beraat onamaları, sanık ölümleri nedeniyle düşme ve ek savunma hakkı ile ceza tayini eksikliklerinden bozma kararı.
Özet: Nitelikli dolandırıcılık davasında Yargıtay, süresi geçen temyiz başvurularını reddederken, bazı sanıkların isnat edilen suçu işlemediği sabit olduğundan beraat kararlarını onamış; iki sanığın yargılama sonrası vefat etmesi üzerine haklarındaki kamu davasını düşürmüştür. Diğer sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarını ise, iddianamede belirtilmeyen bir suç maddesinden ek savunma hakkı tanınmadan hüküm kurulması, suçun birden fazla bendini ihlal etmesine rağmen eksik ceza tayini ve etkin pişmanlık hükümleri gibi bazı yasal maddelerin uygulama koşullarının gerekçeli kararda açıklanmaması gibi usul ve esasa ilişkin nedenlerle bozarak yeniden incelenmesi için yerel mahkemeye göndermiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/35340 E.  ,  2025/14825 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/249 E. 2016/220 K.
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin -...ve ... müdafii dışındakilerin-süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I- Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıklar müdafiinin yüzüne karşı usûlüne uygun tefhim edilen karara karşı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 28.09.2016 tarihinde vekalet ücreti yönünden temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanıklar müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II- Sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
III- Sanıklar ..., ... hakkındaki beraat ve mahkûmiyete ilişkin hükümlerin incelenmesinde;
UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kayıtlarına göre hükümden sonra 05.05.2021 tarihinde ...'ün, 25.01.2023 tarihinde ise, ...'nın öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla sanık ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
IV- Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2010 tarihli 2010/ 949 Esas sayılı İddianamede anlatılan sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j maddesinde düzenlenen "banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık" bendi ile birlikte, sanıkların tapu belgelerini de kullanmasından dolayı TCK'nun 158/1-d maddesindeki "kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçuna da temas ettiği, sanıkların eyleminin TCK'nun 158. Maddesinin her iki bendini de ihlal ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, göre sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve katılan ... AŞ. vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİ, ancak;
A- Mahkûmiyet hükmü kurulan sanık ... dışındaki sanıklara, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas - 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 158/1-d maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine aykırı davranılması,
B- Mahkûmiyet hükmü kurulan sanıkların üzerine atılı eylemin aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nin 158/1-j maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden eksik ceza tayini,
C- Sanık ... hakkında TCK 168/2 maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, buna rağmen ilgili maddenin hangi nedenle uygulandığının gerekçeli kararda tartışılmaması,
Yasaya aykırı, sanıklar ... ve ... müdafileri ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321 inci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 19.11.2025 tarihinde karar verildi.