Trabzonda orman idaresinin kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazların orman vasfının belirlenmesi ile ilgili kısmen kabul ve ret kararlarının Yargıtayca temyiz incelemesi.
Özet: Orman İdaresinin, kadastro sırasında davalılar adına kaydedilen taşınmazların orman vasfında olduğu iddiasıyla açtığı itiraz davasında, ilk derece mahkemesi önceki bozma kararına uyarak bazı parselleri orman, diğerlerini ise tarımsal faaliyet yapılan açık alan olarak belirleyip kısmen kabul kısmen red kararı vermiş; ancak Yargıtay, bozma ilamına uyulsa da hazineye ihbar yapılmadığı ve yapılan araştırmanın yetersiz olduğu gerekçesiyle, taşınmazların orman olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde yeniden ve tam olarak araştırılması gerektiğine hükmetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/4659 E.  ,  2025/7506 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2020/9 E., 2023/7 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Trabzon ili .... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 1 67... ilâ 28 parsel sayılı taşınmazlar senetsizden davalılar adına çayırlık ve fındık bahçesi vasfıyla tespit edilmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili ... ilçesi ...k köyünde bulunan 1 67... ilâ 28 parsel sayılı taşınmazların orman vasfında olduğunu, üzerlerinde kestane, gürgen ağaçlarının bulunduğunu, kapalılık oranının %60-70 olduğunu, eğimin %70 arasında olduğunu, ağaçların yaşının 50-60 arasında olduğunu ancak taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında orman olarak tespit görmesi gerekirken, davalılar adlarına tespit gördüğü iddiasıyla mevcut kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2019 tarihli ve 2016/14381 Esas, 2019/3858 Karar sayılı kararıyla bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; taşınmazların öncesinde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, taşınmazların öncesinin orman vasfında olmadığı belirlendiği takdirde zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekliliğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu 1 67... a, 5a, 6a, 10a, 11a, 2a, 7, 8, 9, 15, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22 nolu parsellerin evveliyatında orman vasfında olduğu, civarındaki ormanlar ile bütünlük arz ettiği, aktüel durumunda alanların üzerinin orman ağaçları ile kaplı olduğu ve alanların orman vasfında olduğu, alanlar üzerinde zilyetlik durumunun söz konusu olmadığı, orman sayılan yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı; dava konusu 1 67... b, 5b, 6b, 10b, 11b, 12b, 23, 24, 25, 26, 27... no.lu parsellerin ise evveliyatından beri açıklık alan vasfında olduğu, üzerlerinde tarımsal faaliyetlerin gerçekleştirildiği, orman vasfi taşımadığı ve bütünlük oluşturmadığında dolayısıyla dava konusu 1 67... b, 5b, 6b, 10b, 11b, 12b, 23, 24, 25, 26, 27... no.lu parsellerin orman sayılmayan yerlerden olduğu, bu taşınmazlar yönünden zilyetlikle kazanım durumuna yönelik açılmış bir dava bulunmadığı ve zilyetlik araştırması yapılmadığı..." gerekçesi ile "1. Davacının Davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile; 2. Dava konusu Trabzon ili ... ilçesi .... Mahallesinde kain 1 67... , 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21... nolu parsellerin kadastroca yapılan tespitlerinin iptali ile 1 67... , 8, 9, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21... nolu parsellerin tamamının, 1 67... , 5, 6, 10, 11, 12 no.lu parsellerin ise bilirkişi heyetinin dosyamıza sunmuş olduğu 28.11.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda 1 67... a, 5a, 6a, 10a, 11a, 12a ibaresi ile gösterilen kısımlarının, bilirkişi raporunda gösterilen yüzölçümleri ile ifrazı ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 3. Dava konusu ... ilçesi ... Mahallesi .... mevkiinde bulunan 1 67... , 24, 25, 26, 27... no.lu parsellerin tamamının, 1 67... , 5, 6, 10, 11... no.lu parsellerin ise bilirkişi heyetinin dosyamıza sunmuş olduğu 28.11.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda 1 67... b, 5b, 6b, 10b, 11b, 12b ibaresi ile gösterilen kısımlarının ifrazı ve aynı adada son parsel numaraları verilmek suretiyle bilirkişi raporunda gösterilen yüzölçümleriyle tutanaktaki şerhler ile birlikte tespit gibi tesciline..." karar verilmiş ve işbu karar, davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiş, dava Hazineye ihbar edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve inceleme de hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava Orman İdaresi tarafından, dava konusu taşınmazların orman olduğu iddiasıyla açılan kadastro tespitine itiraza ilişkin olduğuna göre, dava konusu taşınmazların orman olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekir. Oysa dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin en eski hava fotoğrafları getirtilmemiş ve taşınmazların öncesinin ne olduğu, kapalılık açıklık durumu açıkça belirlenmemiştir.
O halde; İlk Derece Mahkemesince öncelikle Hazinenin bu davaya 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 26/d madde hükmü uyarınca katılabileceğinden, davanın Hazineye ihbar edilmesinden sonra, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara komşu parsellere ait kadastro tutanağı ve ekleri ile varsa tapu ve vergi kayıtlarının tüm tedavülleriyle birlikte davalı iseler dava dosyalarının, kesinleşmişse kadastroca oluşan tapu kayıt örneklerinin, tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden getirtilmeli, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinin yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K., 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararlarıyla iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzman bilirkişi olarak üç ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; fen bilirkişi tarafından uygulamaya yönelik kroki düzenlettirilmeli, zilyetlikle kazanılacak yerlerden ise varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davalılar yönünden de aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu ve kadastro müdürlükleri ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.