Yargıtay Hukuk Genel Kurulu onaması sonrası yeniden açılan tenkis davasında, 60 günlük ek dava süresinin başlangıç tarihi üzerine oluşan hukuki uyuşmazlık.
Özet: Davacının mirasbırakanın vasiyetnamelerinin saklı paya tecavüz ettiği iddiasıyla açtığı tenkis davasının, önceki benzer davanın ihtar şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilmesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından onanmasının ardından Türk Borçlar Kanununun 158. maddesindeki 60 günlük ek süreden yararlanılarak yeniden ikame edildiği olayda, ilk derece mahkemesi önceki davanın kesinleşme tarihinden itibaren ek sürenin dolduğunu ve hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davayı reddetmiş olup, istinaf incelemesinde uyuşmazlık, 60 günlük ek sürenin direnme kararının onanma tarihi mi yoksa tebliğ tarihinden mi başlayacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/1227 E., 2024/2483 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Isparta 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2022/101 E., 2022/443 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; ... ...'in babası ...'in 09.05.2016 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın sağlığında 2 adet vasiyetname düzenlediğini, vasiyetnamelere göre ...'in mirastan ıskat edildiğini, müflisin yurtdışında kaçak durumda bulunduğunu, alacakları, borçları iflas masasına dahil olduğu için vasiyetnamelerin iptali olmazsa tenkisi için.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/512 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, Mahkemece vasiyetnamelerin iptali talebi açısından İflas İdaresinin dava açma yetkisi bulunmadığından davanın reddine, tenkis davası yönünden kanunda öngörülen usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş bir ihtarın varlığı olmadığından davanın usulden reddine karar verildiği, istinaf üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı vermesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli kararı ile direnme kararının onanmasına karar verildiği, onama kararının kendilerine 14.03.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 158. maddesine göre "dava veya def'i mahkemenin yetkili veya görevli olmaması yada düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeni ile reddedilmiş olup o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa alacaklı 60 günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir'' hükmü ile verilen 60 günlük ek dava süresinden yararlandıklarını, tenkis davasında öngörülen dava şartının gerçekleşmesi amacaıyla ... ...'e noterlikten 25.02.2022 tarihinde ihtarname gönderildiğini ancak şahsın yurt dışında olması sebebiyle tebligatın bila tebliğ döndüğü, bunun üzerine MERNİS adresine 21/2'ye göre yapılan tebliğin 11.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği, ıskat gerekçelerinin yasal şartları taşımadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 510. maddesindeki mirasçılıktan çıkarma ile ilgili sebeplerin oluşmadığını ileri sürerek dava konusu.... Noterliğinin 03.12.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ve.... Noterliğinde düzenlenen 07.04.2015 tarihli vasiyetnamelerin ...'in saklı payı için tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; tenkis davası açmak için Kanun'da düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesinde düzenlenen ek süreden yararlanamayacağını ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/512 Esas (Bozma sonrası 2019/353 Esas) sayılı dosyasının tarafları ve konusunun aynı olduğu ve ilgili davada "davacının vasiyetnamelerin iptalini dava etme hakkı bulunmadığı, tenkis davası için 4721 sayılı Kanun'un 562. maddesinde öngörülen ve dava şartı kabul edilen ihtar koşulunu yerine getirmediğinden davanın usulden reddine" karar verildiği, bahsi geçen kararın 14.10.2021 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 14.04.2022 tarihinde açıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesinde düzenlenen ek sürenin ne zaman başlayacağı hususu madde metninde düzenlenmediği, ancak ilk açılan davanın kesinleşmesinden itibaren 60 günlük ek süre içinde açılması gerektiği kanaatine varıldığı, hak düşürücü sürenin, usulü kazanılmış haktan önce gözetileceği, itiraza tâbi olmayıp her zaman ileri sürülebileceği, zamanaşımı gibi kesilmesi veya durması söz konusu olmadığı, davacı tarafından süresi içerisinde açılan ve usulden reddine karar verilen dava nedeniyle hak düşürücü sürenin durduğu veya kesildiğinden söz edilemeyeceği, kararın kesinleşmesinden itibaren 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesinde düzenlenen ek süre içerisinde de dava açılmadığı gerekçesiyle davanın davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın 60 günlük sürenin başlangıç tarihinin direnme kararının onanma tarihi mi yoksa onama kararının tebliğ tarihinden itibaren mi başlayacağı noktasında toplandığını, kanundaki istisnai düzenlemeler dışında, onama kararının taraflara tebliğ zorunluluğu bulunmadığı, altmış günlük sürenin başladığı tarihin, onama kararının tebliğ tarihi değil, onama tarihi olduğu, direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca 14.10.2021 tarihinde onandığını, eldeki davanın ise 14.04.2022 tarihinde açıldığı, altmış günlük sürenin geçtiği, davacının 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesindeki ek süreden yararlanabilmesi mümkün bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince, davalının zamanaşımı savunmasına değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi yerinde bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesinde belirtilen ek sürenin onama ilamının tebliğinden itibaren başlayacağı, bu hâlde açılan davanın 60 günlük süre içerisinde açıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.2. Davalılar vekilleri katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; ilk açılan davada müvekkilleri ...'un taraf olarak yer almadığı, ikinci davaya da davalı olarak eklenemeyeceği, bu suretle tarafları aynı olmayan ikinci dava için 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesinin uygulama imkânı bulunmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine düzeltilerek onanması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, alacaklının açtığı tenkis istemine ilişkindir.1. Davanın usulden reddedilmesi nedeniyle alacağın zamanaşımına uğraması veya hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle meydana gelebilecek davacı mağduriyetinin önlenebilmesi bakımından hukuki çareye 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesinde yer verilmiştir. Düzenlemeye göre; davanın yetkili veya görevli olmayan mahkeme nezdinde açılması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması nedeniyle reddine karar verilip de o arada zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin geçmiş olması hâlinde alacaklıya alacağını talep edebilmesi için 60 günlük ek süre tanınmıştır. 2. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 158. maddesi, "Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 3. Davacı taraf, anılan düzenleme çerçevesinde işbu davayı önceki davadaki direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca 14.10.2021 tarihinde onama ilâmının kendisine tebliğinden itibaren 60 günlük ek sürede açtığını ileri sürmüş, İlk Derece Mahkemesince onama ilâmının tarihi ile dava tarihi arasında 60 günlük sürenin geçtiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun onama ilâmının taraflara tebliğ tarihinin söz konusu süreye bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise istinaf başvurusunun aynı gerekçeyle reddine karar verilmiştir.4. Dosyanın sürecine göre uyuşmazlık, 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesinde düzenlenen 60 günlük sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı noktasında toplanmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 158. maddesindeki ek süreden yararlanmak için Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun onama ilâmını sonucunu bekleyen davacının, direnme kararına ilişkin sonucu bilmesi ancak direnme kararının onanmasına ilişkin kararın kendisine tebliği tarihinde mümkün olacaktır. Aksi hâlde Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün ihlali sonucunu doğuracaktır. Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27/2-(a) hükmünde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık teşkil edecektir. 5. O hâlde davanın direnme kararının onanmasına ilişkin kararın davacıya tebliğinden itibaren 60 günlük ek sürede açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine dair hüküm kurulması doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.