Orman ve arazi kadastrosu sürecinde taşınmazların orman vasfı veya özel mülkiyet tescili konusundaki ihtilafın, usul eksiklikleri nedeniyle tekrar tekrar temyiz edilen kadastro davası.
Özet: Bu hukuki evrak, Orman İdaresinin bazı parsellerin orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep ettiği bir kadastro davasında, ilk derece mahkemesinin çeşitli kararlarının Yargıtay tarafından tekrar tekrar bozulmasını ele almaktadır; bozma gerekçeleri genellikle davanın usuli eksiklikleri, özellikle de husumet ve taraf teşkili konularındaki hatalar, Hazine, köy tüzel kişiliği ve belediye gibi zorunlu tarafların davaya dahil edilmemesi nedeniyle davanın esasına girilememesi üzerine yoğunlaşmaktadır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/31 E., 2023/23 K.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili, dahili davalılar Hazine temsilcisi ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDava konusu taşınmazların bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi hükmüne göre 2008 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2009 yılında yapılan arazi kadastro çalışması bulunmakta olup, arazi kadastrosu sırasında temyiz konusu 1 07... parsel sayılı taşınmaz niteliği belirtilmeden 53.653,48 metrekare yüzölçümü ile edinme sütununda vergi kaydı, harici satış ve zilyetliğe dayalı olarak, zilyedinin ... kızı ... olduğu ancak eldeki dava nedeniyle davalı olduğu belirtilerek, 1 07... parsel sayılı taşınmaz niteliği belirtilmeden 45.261,06 metrekare yüzölçümü ile edinme sütununda tapu kaydı, harici satış ve zilyetliğe dayalı olarak, zilyedinin ... oğlu ... olduğu ancak eldeki dava nedeniyle davalı olduğu belirtilerek malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmişlerdir.Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi .... köyündeki dava konusu yerlerin kadastro çalışmaları sırasında orman alanı olarak tescil edilmesi gereken bölümlerin davalılar adına tespit edildiğini, orman vasfına haiz taşınmazların zilyetlikle de kazanılamayacağını, tespit harici de bırakılamayacağını, Hazine adına orman vasfıyla tescil edilmeleri gerektiğini, memleket haritası ve amenajman planında söz konusu taşınmazların orman olduğunun kendi İdareleri tarafından tespit edildiğini, bu nedenle taşınmazların vasfının orman olarak tespiti ile Hazinesi adına tescilini talep etmiştir.Davalı Hazine davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mazıdağı Kadastro Mahkemesinin 31.03.2010 tarihli ve 2008/46 Esas, 2010/66 Karar sayılı kararıyla; davanın husumet nedeniyle reddine, davaya konu taşınmazların tespit malikleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; karara karşı, davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.11.2010 tarihli ve 2010/9663 Esas, 2010/13450 Karar sayılı ilamıyla; orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 26/4. maddesi gereğince henüz olumlu tespit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte orman olmadığı konusunda "olumsuz tutanak ve harita düzenlendiği" kabul edilip, 6831 sayılı Orman Kanunun 11/1. maddesi gereğince kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı Çevre ve Orman Bakanlığının ya da Orman Genel Müdürlüğünün otuz günlük kısmi ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açabileceği, açılacak bu davada yapılan kadastro işlemin özelliği ve açılacak davanın niteliği nedeniyle bu davada husumetin Hazine veya taşınmazın içinde bulunduğu köy tüzel kişiliği yada davaya konu taşınmaza zilyet olanlara yöneltilebileceği, davanın esasının incelenmesi gerekirken kadastro tespitine itiraz davalarının, taşınmaz zilyetlerine karşı açılabileceği, davanın husumetten reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Bozma ilamına uyan İlk Derece Mahkemesinin 01.07.2016 tarihli ve 2015/6 Esas, 2016/16 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 07... , 43... parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına, 1 07... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla ... Kızı ... adına, 1 07... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla ... adına tapuya tesciline, tutanaklardaki malik ve vasıf hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; karara karşı, davacı ... İdaresi vekili ve davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli ve 2016/13545 Esas, 2019/2974 Karar sayılı ilamıyla; 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi yasal şartları davada mevcut olup dava dilekçesi ile davalı gösterilen Hazine ve .... Köyü Tüzel Kişiliğinin davada taraf olmaları gerekirken tefrik kararından sonra taraf sıfatlarının kaldırılmış olduğu ve karar başlığında gösterilmemiş oldukları, 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, ... Belediyesi ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde anılan kurumlar davaya dahil edilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Bozma ilamına uyan İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu 1 07... ve 20 nolu parsellerin özel mülkiyete konu edilmesinde hukuken engel bir hal olmadığı, davaya konu 1 07... , 43... nolu parsellerin orman bütünlüğü içerisinde kaldığı ve orman arazisinin devamı niteliğinde oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 107 ada, 41, 43... sayılı parsellerin tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 1 07... parsel sayılı taşınmazın ... Kızı ... adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, 1 07... parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, tutanaklardaki malik ve vasıf hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili, dahili davalılar Hazine temsilcisi ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ... İdaresi vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; 1 07... parsel ile 1 07... parsellere ilişkin verilen kararın usule, kanuna ve hakkaniyete aykırı tespitler içeren bilirkişi raporlarına dayanılarak verildiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.Dahili davalı Hazine temsilcisi temyiz başvuru dilekçesinde özetle; 1 07... parsel ve 1 07... parselde adlarına tescil kararı verilenlerin zilyetliklerini ispat edemediklerini, bilirkişi raporunun usul ve kanuna uygun olmadığını ileri sürerek, 1 07... parsel ve 1 07... parsel nolu taşınmazlar hakkında verilen kararların ortadan kaldırılmasını ve Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; lehlerine veya aleyhlerine herhangi bir karar verilmediği gibi vekalet ücretine de hükmedilmediğini, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, temyiz isteminde bulunmuştur.Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince temyize konu 1 07... ve 20 parsel sayılı taşınmazların edinme sütununda belirtilen kişiler adına tespit ve tescile karar verilmişse de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.Şöyle ki; 1 07... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas vergi kaydı ile 1 07... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas tapu kaydı dosya arasına alınmamış, tapu ve vergi kaydı uygulaması yapılmamış, her iki taşınmazın komşu taşınmazlarına ilişkin tutanaklar dosya arasına getirtilmemiş, orman bilirkişi raporunda 1962 yılı memleket haritasında dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun beyan edilmesi karşısında HGM-Geoportal sisteminden yapılan sorgulamada tespit edilen en eski tarihli 1958 yılı hava fotoğrafı incelenmemiş ve eksik araştırma ile hüküm kurulmuştur.Hal böyle olunca; Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasında yapılan incelemede dava konusu yere ait 1958, 1975, 19 84... tarihli hava fotoğrafları bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle yöreye ait hava fotoğraflarının tamamı Harita Genel Müdürlüğünden, memleket haritaları ise Orman İdaresinden getirtilmeli, temin edilebilen ortofoto ve uydu fotoğrafları dosya arasına alınmalı, 1 07... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas vergi kaydı dosya arasına alınmalı, 1 07... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas tapu kaydının tamamı (tesislerinden itibaren tüm tedavüllerini gösterir şekilde eksiksiz ve tedavülleri birbiriyle bağlantılı olarak ve -kütüklerden fotokopi çekilmiş olarak değil- bilgisayar çıktısı olarak ve köy, mahalle, mevki, cins, sınırlar, yüzölçümü, malik, hisse, geldi, gitti ve revizyona ilişkin tüm bilgileri içerir şekilde) ile varsa tesis ve ifraz krokisi ile haritalarının onaylı örneklerinin mahalli Tapu Müdürlüğünden (eski yazı tapu kayıtlarının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından) ayrı ayrı sorularak getirilmeli, ayrıca ilgili kurumlara müzekkere yazılırken, bu tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında başka parsellere revizyon görüp görmedikleri sorularak, revizyon görmüşlerse bu taşınmazların kadastro sonucu oluşan tespit tutanakları ile -oluşmuş ise - tapu kayıtlarının ve yine tespitlerine esas alınan belgelerin onaylı örnekleri istenilmeli; tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazların başka dosyalarda dava konusu olduklarının anlaşılması halinde ilgili dava dosyalarına ilişkin mahkeme hakimince düzenlenecek dosya inceleme tutanakları dosya arasına alınmalı; bunların yanında dava konusu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parselleri (dava konusu parsellerin hudutlarında dere, yol vs. bulunması halinde bunlardan sonra gelen parseller de dahil olmak üzere) bir arada gösterir geniş çaplı kadastral kroki ve bu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile varsa dayanaklarını oluşturan kayıt ve belgeler tesislerinden itibaren tüm tedavüllerinin, kadasto tespitleri kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının (tapu kütük sayfaları ve özellikle tevhid, ifraz ve cins değişikliğine ilişkin tüm kayıtlar), hükmen kesinleşenlere ait dava dosyalarının, başka davanın konusu olmaları halinde ilgili dava dosyaları dosya içerisine konulmalı (komşu parseller davalı iseler dosya inceleme tutanaklarının da düzenlenerek dosya arasına konulması), 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen sınırlamalar yönünden, tespit malikleri ve murislerinin aynı kadastro çalışma bölgesi içinde adlarına belgesizden tespit edilen yer bulunup bulunmadığı Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak tespit edilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişi kurulu eşliğinde dava konusu taşınmazlar başında, taşınmazlar tek tek gezilmek ve her bir parselle ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte, orman araştırması yönünden; keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak dava konusu taşınmazıların niteliğini, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı hususlarının açıklandığı ve müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.1 07... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas tapu kaydı uygulaması yönünden ise 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesinde de belirtildiği üzere, öncelikle tapu kaydının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman fen bilirkişi kurulu eliyle bu harita yöntemince yerine uygulanmalı ve uygulama yapılırken de haritası bulunan kayıtların kapsamlarının uygulama olanağı bulunan haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, tapu kaydının haritasının bulunmadığının ya da haritanın uygulama kabiliyetinin olmadığının anlaşılması durumunda ise, ilke olarak tapu kaydının tesis tarihindeki sınırlarına değer verileceği, bu sınırlarda sonradan bir değişiklik olmuş ise ancak bu değişikliğin doğru bir esasa dayanması durumunda değişen sınırlara itibar edilebileceği gözetilerek, kayıttaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı ve kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli ve ayrıca mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tapu kayıtlarının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarında ve miktarlarında değişiklik olmuş ise bu değişikliğin nedeni ve hudutların arz ettikleri özelliklere ilişkin bilgi alınmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için ise taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve yapılacak tapu kayıt uygulaması sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, denetleme yapılırken; tapu kaydının sınırlarında şahıs, yer ve mevkii olarak tarif edilen taşınmazların tutanak ve dayanak kayıtları da getirtilerek bu belgelerden yararlanılmalı, tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parseller ile bunlardan hükmen kesinleşenler varsa bu dosyalardaki kayıt uygulamaları, tapu kaydına kapsam tayin edilirken göz önünde bulundurulmalı, 1 07... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas vergi kaydı uygulaması yönünden ise kadastro tespitine dayanak yapılan vergi kaydının yöntemince uygulanarak (zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarının hukuki değer taşımayacağı hususu da dikkate alınarak) dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, dava konusu taşınmazların tamamının ya da bir kısmının tapu ve vergi kaydı kapsamı dışında kaldıklarının anlaşılması halinde uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden tespit tarihten geriye doğru 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki zilyetlikle kazanım şartları araştırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, hususları mahalli bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; tapu kayıt uygulaması ile zilyetlik araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlarından da yararlanılmalı; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden, tapu kaydının kapsadığı alanı farklı renklerle gösterilerek, komşu taşınmazların varsa oluşumundaki dayanak kayıt ve belgeler uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazların bulunduğu sınırları ne olarak okuduklarının belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydının sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği, taşınmazlar üzerinde tarafların kullanımındaki bölümlerin belirtildiği ve varsa tapu kaydının revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı; dava konusu taşınmazların geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazların sınırlarında ve üzerinde kalan dere, yol, orman vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli, ziraat mühendisi bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliklerinin ne olduğunu açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ayrıca dava konusu taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek, fotoğrafların hangi taşınmaza ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile dava konusu taşınmazlarla komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesi istenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenlettirilmeli, ayrıca şahıslar adına belgesiz zilyetlik yoluyla tespiti yapılan taşınmazların sulu arazi mi yoksa kuru arazi mi olduğu belirlendikten sonra sulu arazi de 40, kuru arazide 100 dönüm sınırının aşılıp aşılmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.İlk Derece Mahkemesince yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar verilmiştir.S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;Davacı ... İdaresi vekili, dahili davalılar Hazine temsilcisi ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.