Davalı tarafından tehdit ve zorla imzalatıldığı iddia edilen 3.000.000 TLlik senedin bedelsizliğine dair borçsuzluk tespiti davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, kendini manevi şifacı olarak tanıtan davalının tehdit ve şiddet kullanarak kendisinden ticari ilişkisi olmaksızın 3.000.000 TLlik senet imzalattığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; davalı ise senedin geçerliliğini savunmuş, ancak ilk derece mahkemesi, davalının çelişkili ifadelerini ve daha önce senedin çok daha düşük bedelli araç satışıyla ilişkili olduğuna dair beyanını dikkate alarak, dava konusu 3.000.000 TLlik senedin bedelsiz olduğuna karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/2498 E.  ,  2025/7460 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/82 Esas, 2024/1680 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.12.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ailesi ile ilgili sağlık problemleri olduğu sırada kendini ... diye tanıtan davalı ile tanıştırıldığını, davalının dualarla sağlık problemlerini çözeceğini ancak söylediklerine harfiyen uyulması gerektiğini söylediğini, davalının ailesine ait şirketler ile ilgili kendisine sorular sorduğunu, davalının, eşini arayarak mücevherlerinin nerede olduğunu sorduğunu, eşinin de babasının evinde olduğunu söylemesi üzerine takıların kendi evlerinde olması gerektiğini, kötü enerji nedeniyle hasta olduklarını, takıları okuyacağını söylediğini, bunun üzerine eşinin babasının evinde olan takıları kendi evlerine getirdiğini, davalının daha sonra 2 kişi ile birlikte müvekkilinin evine geldiğini, davalının başlarda sakin olduğunu ancak takılar geldikten sonra belindeki silahı göstererek tehdit ettiğini, davalının yanındaki şahısların kendisini darp ettiği, davalının dava konusu 3.000.000,00 TL'lik ve başka bir davanın konusu 2.000.000,00 TL'lik 2 adet senedi zorla imzalattığını, davalının 2.000.000,00 TL'lik senet için takip başlattığını, müvekkilinin davalı ile arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını ileri sürerek 3.000.000,00 TL'lik senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu bononun kayıtsız-şartsız borç ikrarını içerdiğini, bononun zorla doldurtulduğuna yönelik davacı iddiasının ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 09.11.2017 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesinde, davacıdan araç satışı nedeniyle ödenen bedel karşılığında bono alındığı ve resmi devir işlemlerinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle bononun takibe konulduğunu belirttiği, davalı ile davacı arasında, ... 11 İcra Müdürlüğünün 2017/,,, E. sayılı takip dosyası haricinde başkaca takip bulunmayıp, bu takibin konusunu ise 29.05.2017 tanzim, 05.06.2017 ödeme tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bononun oluşturduğu, buna göre davalının bu beyanının, davacıdan gerek Mahkeme dosyasına konu gerekse ... 11 İcra Müdürlüğünün dosyasına konu iki bononun da araç satışı nedeniyle alındığı yönünde mahkeme dışı vasıflı ikrar oldığu, bonoların veriliş nedeninin daha önce gerçekleşen araç satış işlemi olarak gerekçelendirildiği, bu ikrar, takdiri delil mahiyetinde olduğundan dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmek gerektiği, davalının soruşturma aşamasındaki 02.11.2017 tarihli ifadesinde, davacının kendisine 5.000.000,00 TL borçlu olduğunu, bu nedenle aldığı bonolar için takip başlattığını beyan ettiği, 09.11.2017 tarihli ifadesinde, davalıdan araç satışı nedeniyle resmi devir işlemlerinin gerçekleşmesinin, gerçekleşmemesi halinde ise elden ödediği bedelin iadesinin temini için davalıdan bono aldığını, devrin gerçekleşmemesi nedeniyle davalı aleyhine takip başlattığını beyan ettiği, Mahkemece dinlenildiğinde ise davacının kendisine hem müstakbel ortaklık ilişkisi için koyduğu sermaye karşılığında elden ödediği 5.000.000,00 TL için borçlu olduğunu, bu nedenle davacıdan iki adet bono aldığını, ayrıca bu bonolar dışında araç satışı için elden ödediği 260.000,00 TL karşılığında aynı tutarlı bono aldığını, bu bononun 23.102017 tarihli şikayetinde belirttiği hırsızlık olayında aracından çalındığını belirttiği, davalının, 23.10.2017 tarihli müşteki sıfatıyla verdiği ifadesinde, aracından bono çalındığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı, toplam 5.000.000,00 TL'yi davacıya elden ödediğine dair savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, taraflar arasındaki tek takip ilişkisinin 2.000.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olduğu, davacının davasını ispat için ileri sürdüğü 09.11.2017 tarihli mahkeme dışı ikrar beyanına itibar edildiği, taraflar arasında dava konusu bononun verilişine dayanak başkaca hukuki ilişki olmadığı, araç satış bedelinin 260.000,00 TL olduğu, dava konusu olmayan 2.000.000,00 TL bedelli bononun da icra takibine konu edildiği, dava konusu keşidecisi davacı, lehdarı davalı olan 29.05.2017 tanzim, 01.06.2017 ödeme tarihli 3.000.000,00 TL bedelli bononun bedelsiz bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı hakkında yağma suçuna dayalı suç duyurusu konunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/132976 soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının 09.11.2017 tarihli karakolda verdiği ifadesinin Mahkemece ikrar niteliğinde kabul edildiği, vasıflı ikrarda (gerekçeli ikrarda) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğunun bildirildiği, dava konusu olayda, davalının ifadesinde davaya konu senedin araç alım satımı için düzenlendiği yönünde bir ikrarı bulunmadığından Mahkemece beyanın vasıflı ikrar olduğundan bahisle sonuca gidilmesinin yerinde görülmediği, ispat yükü davacı üzerinde olup davacının, senedin hile ve tehditle alındığını bedelsiz olduğunu ispatla yükümlü olduğu, davacı tarafça ispat yönünde kanaat verici delil sunulmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibi bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.