Yargıtay, markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı ve tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle marka hükümsüzlüğü ve YIDK kararının iptali talebinin reddini onadı.
Özet: Davacılar, tanınmış olduğunu iddia ettikleri markaları ile davalı şirketin marka başvurusu arasında iltibas bulunduğunu ileri sürerek, itirazlarının haksız yere reddi üzerine YİDK kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmişler; ancak ilk derece mahkemesi, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma tehlikesi ve davacı markasının tanınmışlık koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı reddetmiş, bu ret kararı bölge adliye mahkemesi tarafından hukuka uygun bulunarak istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi ve ardından Yargıtay tarafından da bölge adliye mahkemesi kararının onanmasıyla kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2023/9 Esas, 2025/276 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddineBölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen "..." ibareli marka başvurusuna "..." ibareli markasını mesnet göstererek yaptığı itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, taraf markaları arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacıya ait markanın tanınmış marka olduğunu, bu nedenlerle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markasının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, nitekim başvuru konusu ibarenin tamamen farklı bir anlam taşıdığı, görsel ve işitsel olarak da dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, davalının fiili marka kullanımının bu dosyanın konusu olmadığı, tanınmışlık koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, kötü niyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.