Satış şefi çalışanın fazla çalışma ve genel tatil alacaklarında prim mahsubu ile iş sözleşmesindeki baskı ve işçi lehine yorum ilkesi tartışması temyiz incelemesi.
Özet: Bir çalışan kıdem, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları talebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia ederken, işveren zamanaşımı ve prim ödemeleriyle alacakların karşılandığını savunmuştur; Bölge Adliye Mahkemesi, tanık beyanlarıyla fazla çalışmanın ispatlandığını, ancak iş sözleşmesindeki özel hüküm gereği ödenen primlerin fazla çalışma ücretinden mahsup edilmesiyle bakiye alacak kalmadığını, davacının istifa dilekçesinde belirttiği nedenlerin haklı fesih oluşturmadığını ve bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını belirterek, ilk derece mahkemesinin kıdem tazminatı kabulü kararını hatalı bularak davalının istinaf başvurusunu kabul etmiş, davacının istinaf başvurusunu ise reddederek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/7211 E.  ,  2025/8520 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/4042 E., 2025/975 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/130 E., 2021/4 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren nezdinde 13.08.2013-17.05.2018 tarihleri arasında satış şefi olarak çalıştığını, fazla çalışma yapıp hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, hak ettiği alacakların ödenmediğini, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerine karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının davalı Şirketteki görevinin son olarak satış şefliği olup hak ettiği tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, fazla çalışma yapmış olması hâlinde de prime hak kazandığından çalışmalarının karşılığının prim olarak ödendiğini, davacının iş sözleşmesi istifa nedeniyle sonlandığından kıdem tazminatına hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 21.08.2013-17.05.2018 tarihleri arasında çalıştığı, davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği, dosya kapsamı, tanık beyanları ve yapılan işe göre davacının fazla çalışma yaptığı anlaşılmakla birlikte davalı tarafından sunulan iş sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu ve ödenen primlerin fazla çalışma ücretine ikame edileceği yönünde özel sözleşme hükmü getirildiğinin görüldüğü, fazla çalışma ücreti hesaplanan dönemde bilirkişi kök raporunda belirlendiği üzere davacıya ödendiği belirlenen net 57.709,96 TL prim ödemesi mahsup edildiğinde davacının bakiye fazla çalışma ücreti alacağının kalmadığı, davacının genel tatil çalışması yapması hâlinde genel tatil ücretlerinin ödendiği ve ödenmeyen genel tatil ücreti alacağının da bulunmadığı, ödenmeyen hafta tatili ücretinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda tanık beyanları ve yapılan işe göre davacının fazla çalışma yaptığını ispatladığı, davalı tarafından sunulan iş sözleşmesinde hedeflerin gerçekleşmesi şartına bağlı prim ödemesi öngörüldüğü ve bu prim sistemine göre çalışmalarda Yargıtay içtihatları gereği saat ücretinin %50 fazlası üzerinden fazla çalışma ücreti hesaplanması gerektiği anlaşıldığından davacının 52.202,83 TL net fazla çalışma alacağının bulunduğu, iş sözleşmesinde yer alan “prim ödemesinin fazla çalışmaya ikame edileceği” yönündeki özel hüküm gereği davacı lehine hesaplanan fazla çalışmadan davacıya ödendiği belirlenen net 57.709,96 TL prim ödemesi mahsup edildiğinde davacının bakiye fazla çalışma ücreti alacağının kalmadığı, davacı ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatlamış olup davalı tarafça çalışılan günlerin karşılığı bordrolara yansıtılarak ödendiğinden bu alacak talebinin reddi kararının da yerinde olduğu, davacının 14.05.2018 tarihli istifa dilekçesi dikkate alındığında özetle yoğun iş temposunun iş ve özel hayatının dengesini bozması, performansının yetersiz değerlendirilmesinin motivasyonunu düşürmesi nedeniyle istifa ettiğinin anlaşıldığı, davacı gerçekleştirmiş olduğu fesih sebebi ile sıkı sıkıya bağlı olup feshin haklı nedene dayanmadığı, İlk Derece Mahkemesince kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, davalının istinaf başvurusunun bu yönden yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İş sözleşmesi işe girerken baskı altında imzalanan evrak olup buna geçerlilik tanınmasının işçi lehine yorum ilkesine aykırı olduğunu,
2. İşyeri uygulamasında da satış primlerinin asla fazla çalışma ücretinden mahsup edilmediğini, satış primi ile fazla çalışma ücretinin ödendiğinin kabul edilmesinin fahiş hatalı olduğunu,
3. Genel tatil ücreti alacağı yönünden davacı tanıklarından birinin beyanını dışlayan, diğerinin ise kendisi hakkında verdiği beyanı müvekkiline sirayet ettiren bilirkişi raporuna göre verilen kararın hatalı olduğunu, ödemelerin yapıldığını işverenin ispatlamakla yükümlü olduğunu,
4. Müvekkilinin istifa dilekçesinde açıkça sağlık sorunlarına atıfta bulunulduğu açık olup aksinin kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığına, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma ile prim uygulaması arasında, çalışma süreleri ile doğru orantılı olması sebebiyle bir bağ olsa da, esasen fazla çalışma ile prim ödemesi birbirinden bağımsızdır. Haftalık 45 saati aşmayan dönem içindeki çalışmalar için de prim elde edilebilmesi mümkün olup, sözü edilen primlerin fazla çalışma ücretinden mahsubu doğru olmaz. Kaldı ki prim, ücretin eki hatta bazen kendisi olabildiği hâlde, fazla çalışma ücreti genel anlamda ücretten farklıdır.
İşçi fazla çalışma yapmasa da prime hak kazanıyorsa, iş sözleşmesindeki primin fazla çalışmanın karşılığı olduğuna dair hüküm, işçiyi bağlayıcı bir anlam ifade etmez. Örneğin, satışa bağlı primle çalışan işçi, fazla çalışma yapmasa da prime hak kazanabilecektir. Bu nedenle satışa bağlı primle çalışan işçinin iş sözleşmesinde yer alan bu tür kayıtlar, işçinin fazla çalışma ücreti talep etmesine engel değildir. Ancak Dairemiz uygulamasına göre işçiye yapılan prim ödemesinin niteliği, fazla çalışma ücretinin hesabında önem taşımaktadır. Dolayısıyla iş sözleşmesinde yer alan primin fazla çalışmanın karşılığı olduğuna dair kayıtların, satışa bağlı primle çalışan işçi bakımından, işçiye ödenen prime karşılık fazla çalışma ücretinin zamsız kısmının ödendiği şeklinde, yorumlanması gerekir.
Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer alan "ödenen primlerin fazla çalışma ücreti yerine ikamesi konusunda taraflar mutabıktır" şeklindeki hüküm işçinin fazla çalışma ücretine hak kazanmasını engellemez. Buna karşılık, davacıya prim ödendiği sabit olup bu durumda davacıya ödenmesi gereken fazla çalışma ücretinin hesap şekli farklılık gösterir.
Dairemiz uygulamasına göre primli çalışmada fazla çalışma ücreti hesabı şu şekildedir:
Ücret sadece primden oluşuyorsa; fazla çalışma ücreti ödenen primin saat ücretinin %50 fazlasıyla ödenir.
Ücret, sabit ücret ile hedefe veya kotaya bağlı primden oluşuyorsa; hedefe veya belli bir kotanın aşılmasına bağlı prim ödemesi uygulamalarında işçinin fazla çalışma ücreti sabit ücret üzerinden saat ücretinin %150 fazlasıyla ödenir. Başka bir anlatımla bu tür prim ödemelerinin fazla çalışma ücreti hesabına bir etkisi bulunmamaktadır.
Ücret, sabit ücret ile satışa, sefer sayısına vs. bağlı primden oluşuyorsa; satışa, ürün miktarına, sefer sayısına veya gidilen kilometreye göre prim ödemelerinde, sabit ücret üzerinden %150 zamlı saat ücretine göre hesaplama yapılarak sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Ödenen prim miktarının %50 zam kısmına göre de hesaplama yapılır ve her iki hesap yöntemi toplanarak fazla çalışma ücreti belirlenir. Örneğin işçinin 3.000,00 TL sabit ücret ve 1.000,00 TL ortalama prim aldığı durumda 3.000,00 TL/225 saat x 1,5 x fazla çalışma saat sayısı = A şeklinde sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Aynı dönem için ödenen primlerin fazla çalışmanın zamsız kısmını karşıladığı kabul edilerek, prim tutarı için 1.000,00 TL/225 saat x 0,5 x fazla çalışma saat sayısı = B hesabıyla prime düşen fazla çalışma ücreti belirlenir. A+B toplamı o dönem için hak kazanılan fazla çalışma ücretini belirler.
Yukarıda açıklandığı üzere sabit ücrete ek olarak satış primi ile çalışan işçinin fazla çalışma alacağının hesabında; sabit ücret dikkate alınarak bu ücret üzerinden %150 zamlı saat ücreti belirlenmeli, ayrıca ödenen prim miktarı da dikkate alınarak %50'lik zamlı kısım da belirlendikten sonra bu hesaplamanın toplam sonucuna göre davacının fazla çalışma ücreti tespit edilmelidir. Bu husus gözetilmeden yapılan yanılgılı değerlendirme ile fazla çalışma alacağı talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.
3. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek ödendiği belirtilerek hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu hâliyle bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiği üzere davacı, tanık beyanları ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatlamıştır. Dosyada mevcut ücret bordrolarının bir kısmında "genel tatil fazla mesaisi" adıyla tahakkuk yapıldığı ancak bordrolarda davacının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Buna göre tanık beyanlarına göre ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hesaplanması, imzasız bordrolarda yer alan ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarının banka ödemeleri ile karşılaştırılarak, ödendiğinin anlaşılması hâlinde mahsup edilmesi ve ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunup bulunmadığının somut ve denetime elverişli şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.