İrade Sakatlığı ve Vekalet Görevinin Kötüye Kullanıldığı İddiasıyla Aile Konutu İpoteğinin Fekki Talebinin, Bankanın İyi Niyetli Olduğu Gerekçesiyle Reddine İlişkin Yüksek Mahkeme Onayı.
Özet: Davacının, üçüncü bir şahsa verdiği vekaletname ile kendi aile konutu üzerine kurulan ipoteğin, vekilin vekaletini kötüye kullanması ve irade sakatlığı iddialarıyla kaldırılmasını talep ettiği davada; vekaletnamede ipotek tesisine ilişkin özel yetkinin açıkça belirtildiği, noter belgesinin aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olduğu ve vekaletin kötüye kullanılması veya irade sakatlığı iddialarının bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, bankanın vekil ile birlikte hareket ettiğine dair bir iddia da bulunmadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararı, istinaf mahkemesince hukuka uygun bulunarak onanmış, yapılan temyiz başvurusu üzerine de yüksek mahkeme, bölge adliye mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığına kanaat getirerek bu kararı onamıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/2451 E.  ,  2025/7212 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/3967 Esas, 2024/2487 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, üçüncü şahıs Tarık Yamal'a noterden düzenleme şeklinde vekaletname ile üçüncü şahısların borcu için ipotek verme hususunda vekaletname verdiğini, ancak vekilinin kendisine duyulan güveni müvekkili aleyhine ve onun bilgisi dışında kötüye kullandığını, o dönem nişanlısı olan vekili ile evlendiğini, fakat aile konutları olan bahse konu taşınmazın, haberi olmaksızın iradesine aykırı bu borçlanma nedeniyle kaybedilmesi ihtimali nedeniyle işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, dava konusu taşınmazın üzerinde vekalet kullanılarak tesis edilen ipoteğin, vekaletin detaylandırılarak borç miktarı belli olmaksızın eksik, kanuna ve usulüne aykırı şekilde verilmiş olması, taşınmazın değeri ile kullanılan kredi miktarının aşırı nispetsizlik içinde olması, müvekkilinin vermiş olduğu vekaletin kötüye kullanımından ve iradesinin sakatlanmış olmasından dolayı fekkinin gerektiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin fek edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, müvekkili bankanın hiçbir kusuru bulunmadığını, kaldı ki vekalet verenin ayrıca bilgilendirilmesi ve iradesinin sorgulanmasını gerektiren herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığını, ipotek işleminin dayanağı vekaletnamede ipotek tesisi için kanunun aradığı özel yetkinin mevcut olduğunu ve vekaletnameye istinaden tesis edilen ipotek işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalı banka ile ipotek tarihinden önce kredi ilişkisinin bulunduğunu, söz konusu ipoteğin ise ipotek tarihinden hemen önce ya da hemen sonra imzalanan kredi sözleşmesine istinaden verildiğini, bu kapsamda teminat mektubu almak amacı ile ipoteğin tesis edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, niteliği gereği noter belgelerinin aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgeler olduğu, davacının vekaletnameyi verdiğini kabul ettiği, ancak vekaletnamenin kötüye kullanıldığını ve iradesinin sakatlandığını, verilen vekaletnamelerde borç miktarının ya da ipoteğin üst sınırın belli olması gerektiğini, vekaletname özel şartlarını barındırmadığını ileri sürdüğü, fakat işleme konu vekaletnamede ipotek verilen taşınmaz bilgilerinin açıkça belirtildiği ve vekile dilediği bedelle, dilediği vade ve dilediği şartlarla her türlü ipotek tesis ettirme yetkisinin verildiği, aksi ispatlanıncaya kadar geçerli bir vekaletname ile işlem yapıldığından vekaletnameye yönelik iddiaların yerinde görülmediği, irade sakatlığı ve vekalet görevinin kötüye kullanılması iddialarının ise bankaya karşı ileri sürülmesinin mümkün bulumadığı, bu iddiaların ancak vekile karşı ileri sürülebilecek iddialar olduğu, bankanın ve şirketin irade sakatlığı ve vekalet görevinin kötüye kullanılmasında vekil ile birlikte hareket ettiğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediğinden ve bu iddiaların bankaya karşı ileri sürülemeyecek iddialar olması nedeni ile tanıklar dinlenmeyerek davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.