Bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlattığı icra takibine itirazın iptali davasında TBK 583e aykırı kefaletin geçersizliği kararı istinafta onandı.
Özet: Bir bankanın kredi borcundan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, kefillerden birinin Türk Borçlar Kanununun 583. maddesi gereğince kefalet tutarını ve tarihini kendi el yazısıyla yazma şartına uymaması nedeniyle kefaletinin geçersiz olduğuna hükmedilerek bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş; diğer davalının itirazı haksız bulunarak belirli bir alacak miktarı üzerinden takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/172 Esas, 2025/281 KararHÜKÜM : Esastan retBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı borçluların bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı ...'ün sözleşmenin imzalandığı tarihte şirketin yetkilisi olduğunu, dolayısıyla bir eş muvafakatnamesinin aranmayacağını, davalı ... için ise sözleşme ekinde eş muvafakatnamesinin mevcut olduğunu, kefaletlerin usulüne uygun ve geçerli kefaletler olduğunu, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiğini, borçlulara tanınan süre içerisinde borcun tamamen ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, talep edilen faizin yasaya ve sözleşmeye uygun olduğunu ileri sürerek takip tarihinden sonraki tahsilatlar düşülmek sureti ile 950.000,00 TL yönünden icra takibine haksız itirazlarının iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllar asıl borçlu şirket olan ... Kollektif Şirketi - ... ve ...isimli kolleklif şirkette sigortalı işçi olarak çalıştığını, şirketin gayrifaal duruma geçmesi ile birlikte işten çıkartıldığını, henüz işten çıkartılmadan önce 2017 yılında şirket yetkilisi tarafından bankadan çekilecek cüz'i miktardaki bir kredi için sigortalı kefil şartı arandığının söylendiğini ve bankaya giderek kefil sıfatı ile imza atmasının rica edildiğini, banka görevlisinin parmağıyla işaret ettiği yerlere imza atmasının istendiğini, ayrıca "Yukarıdaki şartlarla müteselsil kefil olduğumu kabul ederim." kısmının el yazısı ile yazılmasının istendiğini, kefalet tutarı ve kefalet tarihinin ise başka kişilerce yazıldığını, bu hali ile davacı banka ile müvekkili arasında bir kefalet sözleşmesi kurulmuşsa da bu kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583. maddesi gereğince şeklen geçersiz olduğunu, hesap kat ihtarının da davalıya usulsüz tebliğ edildiğini, davalnın temerrüde düşürülmediğini, asıl borcun da zaten borçlu tarafından ödenmiş olduğunu savunarak haksız ve kötüniyetli şekilde açılan davanın reddini ve davalının müvekkilinin kefaletinin geçersiz olduğunu bilerek ve basiretli bir tacir gibi davranmayarak huzurdaki davayı ikame etmesi sebebi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, alınan bilirkişi raporu ile Genel Kredi Sözleşmesi Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Formunun 23. sayfasındaki "... Mah. ... Blv. No:77 ..., 2.000.000 TL, ikimilyon Türk lirası 09/02/2017" yazı ve rakamların, mevcut mukayese imzalarına kıyasen, davalı ...'ün elinden çıkmadığının belirlendiği, TBK'nın 583. maddesi gereğince, kefalet tarihi ve tutarı ” davalı ... ....'un kendi el yazısı ile yazılmadığından kefaletin geçersiz olduğunun sabit olduğu, bu davalı yönünden davanın reddinin gerektiği, diğer davalının ise takipten önce 08.10.2019 tarihinde temerrüde düştüğü, davacı bankanın davalı borçludan icra takip tarihi itibariyle taksitli kredilerden ve tazmin olunan teminat mektubu kredisinden kaynaklanan 1.027.070,13 TL asıl alacak, 56.506,15 TL işlemiş faiz, 2.825,32 TL BSMV + banka sorumluluk tutarı ödemesi yapılan bir adet çek yaprağından kaynaklanan 2.030,00 TL olmak üzere toplam 1.088.431,60 TL nakit alacağının bulunduğu, davacı vekilince eldeki davanın yalnız 950.000,00 TL asıl alacak yönünden ikame edildiği, alacağın likit olduğu ve %20 oranında icra inkar tazminatının da tahsilinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına davalı ...'ün vaki itirazının iptali ile, taleple bağlılık kuralı gereğince 950.000,00 TL asıl alacak, 56.506,15 TL işlemiş faiz ve 2.825,32 TL BSMV olmak üzere toplam 1.009.331,47 TL alacak üzerinden takibin kaldığı yerden devamına, davalı ...'e karşı açılan davanın reddine, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilen 1.009.331,47 TL alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, itirazın iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.