Artvindeki kadastro tespiti sonrası zilyetlik ve satın alma iddialarıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında bozma sonrası verilen hükmün temyiz incelemesi.
Özet: Daha önce yetersiz inceleme nedeniyle bozularak kadastro mahkemesine aktarılan bir davada, mahkeme, 1928den 1977ye kadar işlem görmemiş tapulu taşınmazların davacıların murislerine satış ve zilyetlik yoluyla geçtiğini tespit ederek belirli parsellerin davacılar adına tesciline hükmetmiş; ancak diğer parsellerle ilgili taleplerin bir kısmı feragat, bir kısmı da pasif husumet yokluğu gerekçesiyle reddedilmiş olup, bu karar davalı Hazine ve diğer davalılarca eksik araştırma iddialarıyla temyiz edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2017 E.  ,  2025/6532 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2013/17 E., 2017/9 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davalı Hazine vekili ve asıl dosyada bir kısım davalılar / birleşen dosyada bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Artvin ili Merkez İlçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 458, 3 03... parsel sayılı sırasıyla 1.658,00 m², 3.440,00 m² ve 4.484,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş; aynı çalışma alanında bulunan 579 parsel sayılı 1.994,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise genel mahkemede dava konusu olmasına rağmen ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiş olup yargılama sırasında tapu kaydına davalı şerhi konulmuş ve bilahare taşınmazların bulunduğu çalışma alanında 2014 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca uygulama kadastro çalışması yapılmıştır.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; satın alma, zilyetlik ve intikal iddiasına dayanarak, Artvin ili Merkez İlçesi ... köyü tapu kütüğünün 92, 216, 4 42... numarasında kayıtlı taşınmazlara ait tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri olan davacılar adına tescilini talep etmiştir.
3. Davacı ... ve arkadaşları vekili birleşen dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; satın alma, zilyetlik ve intikal iddiasına dayanarak, Artvin ili Merkez İlçesi ... köyü 237, 3 03... parsel sayılı taşınmazların müvekkilleri olan davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların babalarının 1944 yılında ölmesi sebebiyle kendilerine intikal ettiğini ve adlarına tescil edildiğini, arsaların babalarının üzerine kayıtlı olduğu halde Artvin'de bulunmaması nedeniyle davacıların işgaline uğradığını öne sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.07.1979 tarihli ve 1978/207 Esas, 1979/72 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 18.07.1979 tarihli ve 1978/207 Esas, 1979/72 Karar sayılı kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 28.12.1979 tarihli ve 1979/9432 Esas, 1979/12479 Karar sayılı ilamıyla; "... araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, davacıların zilyetliğe dayandığı, dava konusu taşınmazlara ilişkin tapunun 1928 yılında ihdas edildiği ve 1977 yılına kadar hiçbir işlem görmemiş olduğu, davacıların taşınmazları elli yıldan beri ellerinde bulundurduklarını belirtikleri, Türk Medeni Kanunu'nun 639. maddesinin nazara alınması gerektiği açıklanarak, gazete ile ve ayrıca mahalli ilanların yapılması, kayıtların yerlerine uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi, tarafların delillerinin toplanarak sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
2. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından açılan dava, dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından açılan davada da görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiş ve bu mahkemece davaya konu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile görevsizlik kararı ile gönderilen ve aktarılan dava dosyaları birleştirilerek yargılama yapılmıştır.
3. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... davacılar tarafından iptali istenen tapunun 1928 yılında ihdas edildiği ve 1977 yılına kadar herhangi bir işlem görmediği, 4 58... parsel sayılı taşınmazların ... halk arasında ... olarak tanınan kişi tarafından davacıların murisi ... ve ...'na satıldığının, satın alındıktan bir süre sonra da yarıcıya verilerek kullanıldığının anlaşıldığı, dava konusu 2 37... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacıların davalarından feragat ettikleri ..." gerekçesiyle, dava konusu 2 37... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, dava konusu 1 55... parsel (eski 80-458) ve 1 57... parsel 303 parsel (eski 92-303) parsel sayılı taşınmazlara ait tapu kaydının iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacılar adına tapuya tesciline, birleşen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Asıl dosyada bir kısım davalıları / birleşen dosyanın bir kısım davacıları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu ettikleri 458 parsel sayılı taşınmazda yapılan sayısallaştırma sonucunda 1 55... parsel sayılı taşınmaz, 303 parsel sayılı taşınmaz 1 57... parsel sayılı taşınmaz, 579 (eski 504 parsel) 1 49... parsel, 237 (eski 215 parsel) parsel sayılı taşınmazın 1 50... parsel sayılı taşınmaz olarak tapuya kaydedildiğini, kararda 303 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerine, bitişiğindeki arazinin davacılar/karşı davalılara ait olduğunu, 579 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın ...'e karşı açılan bir dava olduğunu, davalı/karşı davacılar arasında mirasa ilişkin bir dava olup, davacılar/karşı davalılarla bir ilişkisi bulunmadığını, adı geçen parsellerle ... ve diğer davalıların taşınmazla bir ilişkilerinin bulunmadığını, bu taşınmazın ...'e ait olduğunu, ancak ...'in bu davada hasım gösterilmediğini, bu davanın hata sonucu açıldığı anlaşılarak davadan feragat edildiğini, 579 parsel sayılı taşınmaz yönünden tescil hükmü kurulmadığını, 1 57... parsel sayılı taşınmazın mezarlık yeri olduğunu, davacılar / karşı davalılar ile bir ilgisinin olmadığını öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, kadastro tespitine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlarda davacıların zilyetliğinin bulunup bulunmadığı, dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kaydının hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği ve taşınmazlar üzerinde hangi taraf lehine kazanım koşullarının oluştuğu noktasında toplanmaktadır.
2. Davacılar tarafından iptali istenen 1928 ihdas tarihli tapu kayıtlarının 80, 92, 1 42... parsel sayılı taşınmazlara ait olduğu, 1986 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dayanak tapu kayıtları uyarınca sırasıyla 458, 303, 5 79... parsel numaraları altında tutanak düzenlendiği ve 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu ile taşınmazların sırasıyla 1 55... , 1 57... , 1 49... ve 1 50... parsel numaralarını aldığı ancak dosya içerisinde uygulama kadastrosuna ilişkin tutanaklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kadastro Mahkemelerince, aktarılan davalarda, re'sen araştırma ilkeleri çerçevesinde yargılama yapılarak gerçek hak sahibi yararına tescile ilişkin karar verilmesi zorunludur. Kadastro Mahkemesi doğru sicil oluşturmakla görevli olup bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan, davadan feragat edilmiş olması feragat edilen taşınmazlar yönünden gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilmesine engel değildir.
3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır. Aksi hal, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
3. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle dava konusu taşınmazlara ait uygulama kadastro tutanaklarının temin edilerek dosya içerisine alınması, başka dosyalarda davalı olduklarının anlaşılması halinde davaların birleştirilme hususu üzerinde durulması, uygulama kadastro tutanaklarının bulunamaması halinde, bulunamama nedeninin belirlenmesi, bulunamadığı hususunun sabit olması halinde ihya edilmesinin sağlanması ve ondan sonra taşınmazların yeni ve en son parsel numaraları yazılmak suretiyle doğru ve infazı kabil hüküm kurulması gerekirken uygulama kadastro tutanakları temin edilmeden, eski ve yeni parsel numaraları birlikte yazılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, her ne kadar davacılar vekili tarafından dava konusu 5 79... parsel sayılı taşınmazlar hakkında davadan feragat edilmiş ise de 5 79... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak ta sicil oluşturmaya elverişli bir karar verilmesi gerektiğinin gözden kaçırılmış olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden birleşen dosyanın bir kısım davacılarına iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.