Aydın Didimde zeytinlik ve tarla vasıflı taşınmazların kadastro tespitlerine itiraz eden gerçek kişiler ve Hazine arasındaki iptal ile tescil davasının Yargıtay incelemesi.
Özet: Bu hukuki süreç, Aydın Didimde 2003 kadastro çalışmalarıyla zeytinlik ve tarla niteliğiyle 1937 tarihli vergi kaydına dayanarak farklı şahıslar adına tespit edilen çok sayıda parselin tesciline yönelik itirazları konu almakta olup; kadastro mahkemesi gerçek kişilerin davalarını reddedip Hazinenin talebini kısmen kabul etse de, temyiz incelemesinde Yargıtay, önceki benzer dosyalarda araştırmanın yetersizliğini, vergi kaydının uygulandığı tüm parsellere ait tutanakların getirtilmemesi ve komşu dava dosyalarının sonuçlarının incelenmemesi gibi eksiklikleri tespit etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2023/2606 E.  ,  2025/6502 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2013/6 E., 2022/16 K.
KARAR : Davacı gerçek kişilerin davalarının reddine, Hazinenin davasının kısmen kabulüne
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davalarında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacıların davalarının reddine, birleşen davanın davacısı Hazinenin davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davanın davacıları ..., ..., ..., birleşen davanın davacısı Hazine vekili, birleşen davanın davacısı ..., davalılar ... vekili ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacılar ..., ..., ..., birleşen davanın davacısı Hazine vekili, birleşen davanın davacısı ... vekili ve davalı ...'ün temyiz dilekçeleri ve davalı ... vekilinin 18 16... parselin (A) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Aydın ili Didim ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2003 yılında yapılan kadastro sırasında; 18 16... parsel 16.766,60 m² zeytinlik niteliğiyle ... adına 18 16... ve 24 parsel sırasıyla 12.882,99 m² ve 10.124,79 m² zeytinlik nitelikleriyle ... adına 18 16... ve 14 parsel sırasıyla 17.047 m² ve 10.111,10 m² zeytinlik nitelikleriyle ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına, 18 16... ve 17 parsel sırasıyla 8.375 m² ve 10.059 m² zeytinlik nitelikleriyle ..., ..., ... ve ... adına; 18 16... ve 20 parsel sırasıyla 6.273,61 m² ve 18.940,41 m² zeytinlik nitelikleriyle ... adına; 18 16... parsel 21.569,28 m² zeytinlik niteliğiyle ... adına; 18 16... parsel sayılı 20.301,71 m² zeytinlik niteliğiyle ... adına; 18 16... parsel 19.253,19 m² içerisinde ev olan zeytinlik niteliğiyle ... adına; 18 16... parsel 57.396,37 m² tarla niteliğiyle ... adına 1937 tarihli ve 180 sıra numaralı vergi kaydı nedeniyle tespit edilmişlerdir.
Davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili Didim (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2003/11 Esas sayılı dosyasında 14.11.2003 tarihinde sunduğu davada dava dilekçelerinde; tapu kaydına dayanarak 18 16... , 12, 13, 16, 17, 19, 20, 21, 22, 23, 24... numaralı parsellerin tespitlerinin iptal edilerek, taşınmazların müvekkilleri adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Hazine vekili birleşen dava dilekçelerinde; 18 16... , 12, 13, 16, 17, 19, 20, 21, 22, 23, 24... parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddelerindeki şartların oluşmadığını belirterek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili birleşen dava dilekçelerinde; 18 16... , 12, 13, 14, 16, 17, 19, 20, 21, 22, 23, 24... parsel sayılı taşınmazların kök muris ... oğlu ...'ye ait olduğunu, mirasçıları arasında taksim olmadığını ileri sürerek, taşınmazların tespitlerinin iptali ile kök muris adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ... vekili birleşen dava dilekçelerinde; 18 16... , 21, 22... parsel sayılı taşınmazların müvekkilinin babası müşterek muris ...'ten geldiğini belirterek, tespitlerin iptali ile taşınmazların ... mirasçıları adına tescil edilmesini talep etmiş, daha sonra 21, 22... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davasından feragat etmiştir.
... ve müşterekleri ile Hazinenin 18 16... ve 17 parsellere ilişkin ayrı ayrı açtıkları ve eldeki dosya ile birleşmeden önce her iki davanın birleştiği Didim (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2007/1 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda; davaların reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar ... ve arkadaşları, birleşen davanın davacısı Hazine ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.09.2010 tarihli ve 2010/9580 Esas, 2010/10972 Karar sayılı ilâmıyla; "Yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı, dava konusu 18 16... ve 17 parsel sayılı taşınmazların, dava dışı aynı ada 11 ilâ 30 parsellere birlikte uygulanan 125 hektar yüzölçümlü, tarla niteliğinde ... ormanı, ... hududu, ..., ..., orman ve ... kışlağı okuyan vergi kaydı nedeniyle davalılar adına tespit gördüğü ve Dairenin 22.06.2009 tarihli geri çevirme kararıyla, sözü edilen vergi kaydının revizyon gördüğü tüm parsellerin tutanakları istendiği halde, bu tutanakların getirtilmediği, sadece yakın komşu durumundaki 13, 14, 15, 18, 19... parsel tutanaklarının getirtildiği, bunların da Kadastro Mahkemesinin 2003/17, 21, 29... Esas numaralı dosyalarında davalı oldukları halde, dava dosyalarının getirtilip sonuçlarının araştırılmadığı, yine tespite esas alınan vergi kaydı sınırlarının kışlak ve orman okumakta olduğu, uzman bilirkişi raporuna ekli tarihsiz memleket haritasında da dava konusu taşınmazın işaretlendiği yerin çevresinde “ağıl” işaretleri bulunduğu, 2006 yılında yapılan keşif sırasında yerel bilirkişi taşınmazın bir bölümünün otlak olarak kullanıldığını, ziraat uzmanı da kısmen zeytinlik, kısmen meşelik olduğunu açıkladığı, o halde taşınmazın, 1967 yılında seri bazda yapılan orman kadastro sınırları dışında kalmasının yeterli olmadığı, serinin dışında kalan taşınmazların orman olup olmadığının eski tarihli resmi belgelerin yöntemince uygulanması sonucu anlaşılacağı, ancak hükme esas alınan rapora ekli memleket haritasının hangi yıla ait olduğu belli olmadığı gibi taşınmaz orman sayılmayan yerlerden olsa bile zilyetlik koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yapılan incelemenin yetersiz olduğu, bu doğrultuda taşınmazların eski tarihli hava fotoğrafında orman olup olmadığının belirlenmesi, orman olmadığı belirlendiği takdirde, tespite esas alınan 180 yazım numaralı vergi kaydının kapsamının belirlenmesi, kaydın revizyon gördüğü tüm parsellere ait kadastro tespit tutanakları ve davalı oldukları dosyaların getirtilmesi, kesinleşip kesinleşmediklerinin araştırılması, yine taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, otlak olarak kullanılıp kullanılmadığının maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak komşu köylerden seçilecek bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanması, eğimi, üzerindeki zeytinlerin sayısı, yaşı, aşı yaşı, taşınmazdaki zeytin ve meşe ağaçlarının dağılımı konusunda ziraat uzmanından rapor alınması, ormancılık bilimine göre, meşe ağacı tohumlarının, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer alması ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar vs. gibi etkenlerle taşınarak çimlenip yetişmesinin mümkün olamayacağı, bu tür taşınmazların, 15.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a ve j maddesi ve aynı maddenin 2. fıkrası gereğince komisyonlarca sınırlandırma dışı bırakılmış olmasının orman niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bırakılsa da 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 7/1 inci maddesi gereğince “herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olması nedeniyle” her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği gözönünde bulundurularak meşelik kısımların fen bilirkişisine ölçtürülmesi ve bu kısımlar hakkındaki davanın kabul edilmesi, bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmesi gerektiği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma sonrası, Didim (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2011/1 Esasına kaydedilen dosya, aynı Mahkemenin 2003/11 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.
Didim (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2003/11 Esas sayılı dava dosyasında yargılama devam ederken anılan Mahkemenin kapatılması sonucu dosyanın devredildiği Söke Kadastro Mahkemesinin 2013/6 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu yerlerin özel mülke konu olabilecek yerlerden olduğu, asıl davacılar ... ve müştereklerinin dayandığı tapu kaydının yere uymadığı, tespitin dayanağı vergi kaydının ise dava konusu taşınmazları kapsadığı, taksimin söz konusu olduğu, davalıların zilyetliğinin bulunduğu, dava konusu taşınmazlardan 18 16... ve 20 parsel yönünden ise tespit malikinin zilyetlikle kazanım koşullarını sağlamadığı, Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda 14, 16, 17... parsellerde meşelik bölümlerin belirlendiği ve ormanla sınır olan parsellerin meşelik kısımları yönünden kabul kararı verilmesi gerektiği " gerekçesiyle, asıl dosyanın davacıları ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun Hazine ve tespit malikleri aleyhine açtıkları davanın reddine, birleşen 2003/20 Esas sayılı dosyada 18 16... parsel numaralı taşınmaz yönünden davacılar ... ve arkadaşları ile 2003/43 Esas sayılı dosyada Hazine ve 2003/45 Esas sayılı dosyada ...'in davalı ... aleyhine açtıkları davaların reddine, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2003/19 Esas sayılı dosyada 18 16... parsel numaralı taşınmaz yönünden davacılar ... ve arkadaşları ile 2003/44 sayılı dosyada Hazinenin davalı ... aleyhine açtıkları davaların reddine, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2003/21 Esas sayılı dosyada 18 16... ve 14 parsel numaralı taşınmazlar yönünden davacılar ... ve arkadaşları ile 2003/40 Esas sayılı dosyada 13 numaralı parsel yönünden Hazinenin davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açtıkları davaların reddine, 18 16... sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, dava konusu 18 16... sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile bilirkişiler ..., ..., ... ve .. tarafından 25.05.2022 tarihinde tanzim edilen ek rapor ekindeki krokide (14-A) ile işaretli 871,54 m² alanın ifrazı ile bu alanın meşelik vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, böylece 18 16... sayılı taşınmazın 9.239,56 m² yüzölçümlü zeytinlik vasfı ve şekli ile, tespit malikleri ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tapuya tesciline, birleşen 2011/1 Esas sayılı dosyada 18 16... ve 17 parsel numaralı taşınmazlar yönünden davacılar ... ve arkadaşları ile Hazinenin davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçıları aleyhine açtıkları davanın reddine, 18 16... ve 17 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından 25.05.2022 tarihinde tanzim edilen ek rapor ekindeki krokide (17-A) ile işaretli 1.335,78 m²lik alanın ifrazı ile bu alanın meşelik vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, böylece 18 16... parsel sayılı taşınmazın 8.723,44 m² yüzölçümlü zeytinlik vasfı ve şekli ile 18 16... parsel sayılı taşınmazın ise 8.375,34 m² yüzölçümlü zeytinlik vasfı ve şekli ile tespit malikleri veya mirasçıları adına tapuya tesciline, birleşen 2003/17 Esas sayılı dosyada 18 16... ve 20 parsel numaralı taşınmazlar yönünden davacılar ... ve arkadaşlarının davasının reddine, birleşen 2003/37 sayılı dosyada Hazinenin ... aleyhine açtığı davanın kabulüne, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile, dava konusu taşınmazın zeytinlik vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile bilirkişiler ...,..., ... ve ... tarafından 25.05.2022 tarihinde tanzim edilen ek rapor ekindeki krokide (20-A) ile işaretli 3.454,04 m²lik alanın ifrazı ile bu alanın meşelik vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, böylece 18 16... parsel sayılı taşınmazın 15.486,37 m² yüzölçümlü tarla vasfı ve şekli ile Hazine adına tapuya tesciline, birleşen 2003/16 Esas sayılı dosyada 18 16... parsel numaralı taşınmaz için, davacılar ... ve arkadaşları ile 2003/38 sayılı dosyada Hazine ve 2003/48 Esas sayılı dosyada ...'in davalı ... aleyhine açtıkları davaların reddine, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2003/15 Esas sayılı dosyada 18 16... parsel numaralı taşınmaz yönünden davacılar ... ve arkadaşları ile 2003/35 sayılı dosyada Hazinenin davalı ... aleyhine açtıkları davaların reddine, 2003/47 Esas sayılı dosyada ...'in davalı ... aleyhine açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2003/14 Esas sayılı dosyada 18 16... parsel numaralı taşınmaz yönünden davacılar ... ve arkadaşları ile 2003/36 Esas sayılı dosyada Hazinenin davalı ... aleyhine açtıkları davaların reddine, 2003/46 Esas sayılı dosyada ...'in davalı ... aleyhine açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2003/13 Esas sayılı dosyada 18 16... parsel numaralı taşınmaz yönünden davacılar ... ve arkadaşları ile 2003/34 Esas sayılı dosyada Hazinenin davalı ... aleyhine açtıkları davaların reddine, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2003/12 Esas sayılı dosyada 18 16... parsel numaralı taşınmaz yönünden davacılar ... ve arkadaşları ile 2003/42 Esas sayılı dosyada Hazinenin davalı ... aleyhine açtıkları davaların reddine, 18 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline şeklinde karar verilmiş; hüküm, asıl davacılar ..., ..., ..., birleşen davanın davacısı Hazine vekili, birleşen davanın davacısı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1968 yılında seri bazda yapılıp 1969 yılında kesinleşen orman kadastrosu mevcuttur. Daha sonra 1992 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca, aplikasyon ve 2/B uygulaması yapılmıştır.
1. Davalı ... vekilinin 18 16... ve 17 parsel sayılı taşınmazlardaki müvekkilinin murisinin payının satın alma nedeniyle daha fazla olması gerektiğine yönelik olarak kararı temyiz ettiği, ancak tespit malikinin mirasçısı olduğundan bahisle davalı konumda bulunan ...'in murisinin payının daha fazla olmasına yönelik olarak usulünce ayrı bir dava açmadığı veya harç yatırmak suretiyle davaya müdahale talebinde de bulunmadığı anlaşıldığından, davada anılan sıfatları taşımayan ...'in, paya yönelik olarak kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından, 18 16... ve 18 16... parselin (A) harfi ile gösterilen kısmı dışında kalan bölümüne ilişkin, paya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, yukarıda belirtilen uyulan bozma ilâmı doğrultusunda da hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin 18 16... parselin (A) harfi ile gösterilen kısmına, davalı ...'ün 18 16... ve 20 parsellere, birleşen davacı ... vekilinin 18 16... parsele yönelik temyiz itirazları, davalı Hazine vekilinin ise sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Asıl davanın davacıları ... ve arkadaşları ile birleşen davanın davacısı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacılar ... ve arkadaşları tapu kaydına dayandığı halde, dayandığı kaydın ilk tesisinden itibaren, varsa miktar ve sınır değişiklikleri evrakı müsbiteleri ile birlikte içerecek biçimde getirtilmemiş, haritası olup olmadığı ve revizyon durumu sorulmamış, keşifte tapu kaydının uygulaması yapılmamış, kaydın, dava konusu yerlere uyup uymadığı noktasında duraksamaya yer vermeyecek biçimde hudutları zeminde bulunup gösterilmemiştir. Yine, Hazinenin temyiz itirazları bakımından; İlk Derece Mahkemesince tespite esas vergi kaydının dava konusu yerlere uyduğu belirtilerek hüküm kurulmuşsa da, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında vergi kaydının sınırları ve kapsamı denetime ve keşfi takibe uygun şekilde gösterilmemiş, mahalli bilirkişi sözleri kesinleşen dava dosyası da getirtilerek, komşu 18 16... ve 9 parsellere uygulanan kayıtlarla denetlenmemiş, vergi kaydının dava konusu taşınmazlara uyduğu hususu da tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmemiştir. Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi ve kamu düzenine ilişkin kurallar gereği Hazinenin 18 16... parsele ilişkin davası olmamasına rağmen, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden meşelik vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilerek talebin aşılması da usûl ve kanuna aykırı olmuştur.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, asıl davanın davacılarının dava dilekçesinde tarih ve sayısını belirttikleri ve davasına dayanak yaptıkları tapu kaydının tesisinden itibaren revizyon ve harita bilgileriyle, dava konusu taşınmazlara komşu olan tüm taşınmazların kadastro tutanak örnekleri dayanağı olan belgeler ile birlikte, özellikle, başka davaya konu olan ve dava sonucu tutanakları kesinleşen 18 16... ve 9 parsellere ilişkin dava dosyası da dosya arasına getirtildikten sonra, mahalli bilirkişiler, sağ olan tespit bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları, üç uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte, 3402 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi hükmü uyarınca asıl davanın davacılarının dayandıkları tapu kaydı ile tespite esas alınan vergi kaydı dava konusu taşınmazlar bakımından yerel bilirkişi yardımı ve uzman fen bilirkişileri eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken haritası bulunan kaydın kapsamının öncelikle haritasına göre belirleneceği gözetilmeli, haritası bulunmayan kayıtlara ilişkin sınırların tespiti bakımından kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, özellikle tapu kayıtlarının hudutlarında değişiklik olmuş ise bu değişikliğin nedeni ve hudutların arz ettikleri özelliklere ilişkin bilgi alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmesine çalışılmalı, öte yandan tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıklar giderilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları olan kayıtlarla denetlenmeli, teknik bilirkişilerden, komşu taşınmazların oluşumundaki dayanak kayıt ve belgelerin dava konusu taşınmaz bölümünün bulunduğu sınırı ne olarak okuduklarının da belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydı ve vergi kaydının sınır denetiminin yapıldığı ve kayıtların kapsamının kesin olarak gösterildiği somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kanun’un 13... . maddesindeki hükümler gözetilerek toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince böylesine bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de; asıl davanın davacılarının eldeki davada dava konusu ettikleri taşınmazlara yönelik Hazineye karşı herhangi bir davaları olmamasına rağmen hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde İlk Derece Mahkemesince Hazineye yönelik dava da bulunduğu değerlendirilerek ret şeklinde hüküm kurulması, yine Hazine yönünden 18 16... parselin (A) harfi ile gösterilen kısmı yönünden kabul kararı verildiğinden bu parsele yönelik dava bakımından kısmen kabul kararı verilerek hüküm kurulması gerekirken, davanın reddine şeklinde hüküm kurulması, kabulüne karar verilen bazı parseller yönünden kadastro tespitinin iptaline denilmesi gerekirken, kadastro tutanağının iptaline ibaresinin kullanılması, yukarıda belirtilen bozma ilâmı doğrultusunda meşelik olarak belirlenen yerler bakımından, taşınmaz niteliğinin orman olarak tescil edilmesi gerekirken ( 17... parsellerde (A) harfi ile gösterilen yerler) meşelik olarak tesciline karar verilmesi, 19 parselin zeytinlik vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş olmasına rağmen, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda bu parselin 2/B alanında gösterildiği anlaşıldığından bu yere ilişkin beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun uyarınca 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" şerhinin verilmesine ilişkin hüküm kurulmaması, hükmün (11) numaralı bendinde 18 16... parselle ilgili hüküm kurulmuş iken, bendin devamında 18 16... parselin tespit gibi tescili şeklinde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırılık oluşturduğundan doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Davalı ... vekilinin 18 16... parselin (A) harfi ile gösterilen kısmına, davalı ...'ün 18 16... ve 20 parsellere, birleşen davanın davacısı ... vekilinin 18 16... parsele yönelik temyiz itirazları, davalı Hazine vekilinin ise sair temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Asıl davanın davacıları ..., ... ve ... ve birleşen davanın davacısı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davalı ... ve birleşen davanın davacısı ...'den ayrı ayrı alınmasına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... ile asıl davanın davacıları ..., ... ve ...'ya ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.