Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, ihbar olunanın temyiz hakkı ile kamulaştırma tebligatlarının usulüne uygunluğu ve kesinleşme süreci etrafındaki yargılama süreci.
Özet: Bu hukuki metin, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, yerel mahkemenin kısmen kabul kararına karşı yapılan temyiz incelemesini konu almakta; mahkeme, davada taraf sıfatı taşımayan ihbar olunanın temyiz talebini reddederken, davalı idarenin itirazını değerlendirerek, önceki bozma kararında vurgulanan taşınmaz maliklerine yönelik kamulaştırma tebligatlarının geçerliliği, mirasçılarla ilgili tebligat usulleri ve taşınmaza fiilen el atıldığı tarihin kesin olarak tespiti gibi eksik inceleme nedenlerini tekrar gözden geçirmekte ve bu hususlarda yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir duruma işaret etmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2024/11570 E.  ,  2025/7428 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/771 Esas, 2024/365 Karar
DAVA TARİHİ : 01.11.2011
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı idare ve ihbar olunan ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükme karşı kanun yollarına müracaat etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Davada fer'i müdahil veya asli müdahil sıfatını taşımayan ve hakkında mahkemece hüküm kurulmayan ihbar olunan ... Organize Sanayi Bölgesinin Mahkemece verilen karara ilişkin olarak temyiz talebinde bulunma hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.
Davalı idare vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, .... ilçesi, ...Mahallesi 514, 540, 5 59... parsel taşınmazların davalı idare adına tescil edildiğini, usulüne uygun olarak kamulaştırma işleminin tebliğ edilmediğini ve bedelin ödenmemesinden dolayı tazminatın davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.10.2015 tarihli ve 2011/841 Esas, 2015/338 Karar sayılı kararı ile dava konusu 547 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın reddine, 540 parsel yönünden davacılar , ..., ... ve ... yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacılar için bu parsel yönünden davanın reddine, 514 parsel yönünden davacılardan ..., ... ve ... yönünden davanın reddine, ... mirasçıları yönünden davanın kabulüne, 559 parsel bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; mahallinde yapılan keşif sonucu İstanbul ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 5 14... parsel sayılı taşınmazların dava tarihindeki değerinin biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek, ... ilçesi, ... Mahallesi 540 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden ... adına çıkartılan kamulaştırma tebligatının ''halası ...'a 11.11.1985 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığından, muris ... ile halası ....'ın tebliğ tarihinde birlikte oturup oturmadıkları zabıta marifetiyle araştırılıp ve gerektiğinde tanık da dinlenerek, birlikte oturdukları anlaşıldığı takdirde davanın reddine, birlikte oturmadıklarının belirlenmesi durumunda esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme karar verilmesi hatalı olduğundan, 540 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden muris ... mirasçılarından ... ve ... adına çıkartılan kamulaştırma tebligatlarının aynı adreste birlikte ...'e tebliğ edildiği anlaşılmış, tebilgatı alan ile olan yakınlıkları, aynı çatı altında oturup oturmadıkları ve bu tebligatların geçerli olup olmadığı araştırılıp, buna göre kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediği belirlenerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden, 540 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden muris ... mirasçılarından ... adına çıkartılmış herhangi bir kamulaştırma tebligatının olmadığı anlaşıldığından, adı geçenin payı yönünden işin esasına girilmesi gerektiğinden ve taşınmaza fiilen hangi tarihte el atıldığı (gün, ay, yıl) kesin olarak tespit edilip, sonucuna göre harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 03.12.2020 tarihli ve 2019/22 Esas, 2020/327 Karar sayılı kararı ile dava konusu 547 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın reddine, 514 parsel yönünden davacılardan ..., ... ve ... yönünden davanın reddine, ... mirasçıları yönünden davanın kabulüne, 559 parsel bakımından davanın kabulüne, 540 parsel yönünden davacılar ..., ..., ... ve ... hakkında talepleri olmadığını beyan ettiğinden bu davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ve davacı ... mirasçılarından ..., ... ve ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare ve ihbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu 540 parsel yönünden davacılardan ... ile ... mirasçıları ..., ... ve ... yönünden 514 parsel bakımından muris ... mirasçıları yönünden, 559 parsel bakımından davacılar ..., ... ve ... ile muris ... mirasçılarına isabet eden hisse bakımından işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek, 514, 540, 559 parsel sayılı taşınmazların ... Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından 20.06.1982 tarihli karar ile kamulaştırılmasına karar verildiği, bu işlemin davacılar ve murislerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeksizin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca tescil davaları açıldığı, Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984 /359 Esas, 1985/220 Karar, Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/340 Esas,1984/1046 Karar, Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/1510 Esas,1989/7 Karar sayılı kararı ile taşınmazların ...Ofisi Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verildiği, bu mahkeme kararlarına göre taşınmazlara ilişkin kamulaştırma bedellerinin bankaya depo edildiği anlaşıldığından, 7327 sayılı Kanun'un 20 ve ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 3 ve Geçici 15 nci ve 17 nci maddeleri ile getirilen düzenleme uyarınca rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin 03.12.2020 tarihli ve 2019/ 22... /327 Karar sayılı kararı ile dava konusu 547 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın reddine, 514 parsel yönünden davacılardan ..., .... ve ... yönünden davanın reddine, ... mirasçıları yönünden davanın kabulüne, 559 parsel bakımından davanın kabulüne, 540 parsel yönünden davacılar ..., ..., ... ve ... hakkında talepleri olmadığını beyan ettiğinden bu davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ve davacı ... mirasçılarından ..., ... ve ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare ve ihbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma işleminin tebliğ edildiğini, tescil davası sonucunda taşınmazın idare adına tesciline karar verildiğini, bedelin bloke edildiğini, davanın reddi gerektiğini, bedelin fahiş olduğunu ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. İşbu davanın 24.12.2019 tarihinden önce açıldığı anlaşılmaktadır. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
3. Bu durumda; eldeki davanın 01.11.2011 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak, bozma kararı öncesinde alınan, dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak, taşınmazın ...niteliğinde olduğunun kabulü ile usulüne uygun olarak emsal karşılaştırması yapılması suretiyle bedel belirleyen rapor doğrultusunda karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. İhbar Olunan Vekilinin Temyizi Yönünden;
İhbar olunan ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
B. Davalı İdare Vekilinin Temyizi Yönünden;
Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, İhbar olunan ... Organize Sanayi Bölgesinden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,13.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Kararsayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de;bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusununusulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,
Uygulama yapılırken de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih,değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği,
Düşünülmektedir.
Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek “Onama”cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 13.05.2025