Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli tahsili davasında, usulüne uygun yapılmayan tebligatlar ve Anayasa Mahkemesinin ilgili maddeyi iptali sonrası bozma ilamına uyulan yargılamanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar tarafından murislerine ait taşınmazlara davalı idarece kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığı iddiasıyla açılan bedel tahsili davasında, yerel mahkeme davanın kısmen kabulüne ve bazı parseller yönünden kamulaştırma işlemlerinin tamamlandığı veya feragat nedeniyle reddine karar vermiştir; ancak Yargıtay, ilgili kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması, kamulaştırma tebligatlarının usulüne uygun yapılmaması ve murislerin tebligat öncesi vefat etmesi gibi sebeplerle, davanın esasına girilmeden verilen ret kararını hukuka aykırı bularak yerel mahkeme kararını bozmuştur.
5. Hukuk Dairesi         2024/11562 E.  ,  2025/7427 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/460 Esas, 2024/501 Karar
DAVA TARİHİ : 31.05.2013
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ..., köyünde bulunan 2251, 2265, 2262, 32, 152, 128, 1800, 149, 25, 2272, 3600, 25, 2487, 1780, 1789, 1648, 2542 1686, 122, 123, 27, 535, 1084, 1344, 1594, 2106, 2193, 3208, 3209, 3293, 2497, 2263, 2247, 1806, 19 71... parsel sayılı taşınmazlar davacılar murisleri adına kayıtlı iken davalı idarece kamulaştırma işlemi yapılmaksızın taşınmazlara el atıldığını, el atmanın kalıcı mahiyette ve kamuya tahsis amaçlı olduğunu ileri sürerek, kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, bu nedenle ayrı parseller nedeni ile birlikte dava açamayacaklarını, davacıların açılan davalarda aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, dava edilen parsellerin daha önce müvekkili tarafından açılan kamulaştırma davaları sonucunda kamulaştırma işlemlerinin yapılarak müvekkili adına tescil edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.04.2014 tarihli ve 2013/314 Esas, 2014/189 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazlardan Bursa ili, ..., köyü 27, 122, 1084, 1344, 1594, 2193, 3208, 25, 123, 149, 535, 32 09... parsel sayılı taşınmazlar için açılan davaların feragat nedeni ile reddine, davaya konu diğer parseller olan 2251, 2265, 2262, 32, 152, 128, 1800, 2272, 3600, 2487, 1780, 1789, 1648, 2542, 1686, 535, 2106, 2497, 2263, 2247, 1806, 19 71... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak açılan davanın ise 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 22 nci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen geçici 7 nci madde hükümlerine göre kamulaştırma işlemleri tamamlanmış olduğundan, kamulaştırmasız el koyma nedeniyle dava açılamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; dava konusu 32, 152, 128, 149, 25, 1789, 122, 123, 27, 535, 1084, 1344, 1594, 2106, 2193, 3208, 32 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, buna karşın, dava konusu; 2251, 2265, 2262, 1800, 2272, 3600, 2487, 1780, 1648, 2542, 1686, 2247, 1806, 19 71... parsel sayılı taşınmazlar bakımından kamulaştırma işleminin tamamlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan incelemede; muris ... ...'ya 2251, 2265, 22 62... parsel sayılı taşınmazlar yönünden, muris ...'ya 22 72... parsel sayılı taşınmazlar yönünden, muris ...'ya 2542 parsel sayılı taşınmaz yönünden ve muris ...'a 1686 parsel sayılı taşınmaz yönünden, davacı ... 'a 2247, 806, 9 71... parsel sayılı taşınmazlar yönünden kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, muris ...'nın 1968 yılında, ...'in ise 1961 yılında kamulaştırma evrakının tebliğinden önce vefat ettiği anlaşıldığından kamulaştırma tebligatları geçersiz olduğu gibi 13.03.2015 tarihli ve 29294 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararı ile 6487 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin iptal edildiğinden, öte yandan 2942 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi açısından usulüne uygun yapılan tebligatla başlayacağından, anılan parsellerle ilgili olarak işin esasına girilerek inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle ret kararı verilmesi, hatalı bulunduğu gibi, dava konusu 1648 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tedavüllü tapu kaydı getirtilip kamulaştırma evrakının tebliğ edildiği ... ile bir kısım davacılar murisi ... arasındaki hukukî ilişki belirlenip, 1648 parsel sayılı taşınmaz yönünden kamulaştırma evrakının usulüne uygun tebliğinin yapılıp yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu parsel yönünden de ret kararı verilmesi doğru olmadığından Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 27.01.2021 tarihli ve 2019/2 Esas, 2021/33 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne belirlenen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalı idareden tahsiline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; davacılar ..., ... ve ... tarafından Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/1528 Esas, 1990/862 Karar sayılı dosyası ile dava konusu 2247, 1804, 18 06... parsel sayılı taşınmazlar için, davacılar murisi ... tarafından ise 2542 parsel sayılı taşınmaz için Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/275 Esas, 1990/1087 Karar sayılı dosyaları ile tezyidi bedel davalarının açıldığı ve anılan parseller için takdir edilen kamulaştırma bedellerinin artırılmasına karar verildiği anlaşılmış olup, bu parseller bakımından tezyidi bedel davası açan davacılar ve murisleri bakımından kamulaştırma işleminin kesinleşmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı hatalı olduğundan, dava konusu edilen 2497 parsel sayılı taşınmaz ile 2263 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu olumsuz hüküm kurulmamış olması doğru olmadığından, ve 2942 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 15 nci maddesi ile “Mülga 6830 sayılı Kanunun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” Geçici 17 nci maddesi ile “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunun ek 3 üncü maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır. ”hükümleri uyarınca rapor alınarak sonucuna karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin 30.05.2024 tarihli ve 2023/460 Esas, 2024/501 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 24 97... parsel sayılı taşınmazlar hakkında da kabul kararı verilmesi gerektiğini, bu parseller bakımından kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığını, 1789 parselle ilgili ret kararının hatalı olduğunu, 1648 parsel sayılı taşınmaz yönünden de işin esasına girilmesi gerektiğini, Ek Madde 3'ün eldeki davalara uygulanması gerektiğine ilişkin bölümün iptal edildiğini, taşınmazlara dava tarihi itibarıyla değer belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Temyiz olunan nihaî kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Bursa ili, ..., Mahallesi 25 parsel, 32 parsel, 123 parsel, 128 parsel, 149 parsel, 152 parsel, 535 parsel, 3209 parsel, 3293 parsel, 27 parsel, 122 parsel, 1084 parsel, 1344 parsel, 1594 parsel, 2193 parsel ve 3208 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 2106 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
3. Davacılar , ... ve ...tarafından dava konusu 2247, 1804, 18 06... parsel sayılı taşınmazlar için, davacılar murisi ... tarafından ise 2542 parsel sayılı taşınmaz için tezyidi bedel davası açıldığı anlaşıldığından, 2542 parsel sayılı taşınmazın tamamı yönünden, 1804 parsel, 1806 parsel, 1971 parsel ve 2247 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise tezyid-i bedel davası açan kök murislerin mirasçıları yönünden açılan davanın esastan reddine karar verilmesi yerindedir.
4. Her ne kadar davacılar vekilince 1789 parsel sayılı taşınmaz yönünden işin esasına girilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de bu parsel bakımından mahkemece verilen ilk kararda davanın reddine karar verildiği ve Dairece yapılan inceleme sonucu düzenlenen ilk bozma kararında bu parsel bakımından verilen ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığının açıkça belirtildiği ve bu bozma kararına karşı davacılar vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmadığı gözetildiğinde bu parsel bakımından davanın reddine ilişkin kararın kesinleştiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
5. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6. Mahkemece; dava konusu edilen 2497 parsel sayılı taşınmaz ile 2263 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan inceleme neticesinde anılan parsellerin daha önce bozma nedeni yapılmaması nedeniyle işbu taşınmazlar yönünden davanın reddine dair ilk karar kesinleştiğinden mezkur taşınmazlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş ise de Dairenin ikinci bozma ilamında dava konusu 2497 parsel sayılı taşınmaz ile 2263 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu olumsuz hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı belirtilmiştir.
7. Bu durumda; bu parseller bakımından gerekli incelemeler yapılıp, taraf teşkili denetlenip, kamulaştırma tarihindeki maliklere yapılmış usulüne uygun kamulaştırma noter tebligatının olup olmadığı, tezyidi bedel davası açılıp açılmadığı araştırılıp, kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediği tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
8. Dava konusu 1648 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise mahkemece verilen ilk kararda davanın reddine karar verilmesi üzerine, Dairenin ilk bozma kararında mahkemece tedavüllü tapu kaydı getirtilip ... ile bir kısım davacılar murisi ... arasındaki hukuki ilişki belirlenip bu taşınmaz yönünden kamulaştırma evrakının usulüne uygun tebliğin yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verildiği, Mahkemece bozmaya uymak suretiyle verilen ikinci kararda yapılan araştırma neticesinde, işin esasına girilerek kabul karar verildiği ve Dairenin ikinci bozma kararında bu parsel yönünden işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varıldığı gözetildiğinde, mahkemece verilen son kararda bu parsel yönünden verilen ret kararı isabetli değildir.
9. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
10. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2021 tarihli ve 2018(21)/10-948 Esas, 2021/416 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere: Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır; çünkü mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda "usuli kazanılmış hak" ya da "usuli müktesep hak" olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-5/0 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında "Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmekledir...” şeklinde tanımlanmakta olup ayrıca Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Bu istinalardan birisi de bir kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edilirse iptal edilen kanun hükmü usulî kazanılmış hakka aykırı olsa bile uygulanacak öncelik usuli kazanılmış hakta değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında olacaktır.
11. Bu durumda; eldeki davanın 31.05.2013 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak; dava konusu taşınmazlara dava tarihi itibarıyla değer belirleyen 23.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen metrekare birim fiyatı doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davalı idare vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,13.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Kararsayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de;bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusununusulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,
Uygulama yapılırken de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih,değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği,
Düşünülmektedir.
Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanun'un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek “Bozma”cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 13.05.2025