6292 sayılı Kanun kapsamında hazineden edinilen 2/B niteliğindeki taşınmazın tapu iptali ve tescili davasında, önceki zilyetliğe dayalı hak talebi ve kesin hüküm engeli üzerine verilen karar.
Özet: Davacı, yaklaşık yirmi yıldır zilyedi olduğu, ekip biçip ıslah ettiği 2/b statüsündeki bir tarım arazisinin kadastro çalışmaları sonucu kısmen davalı adına tescil edilen tapusunun iptali ile kendi adına tescilini talep ederken; davalı, taşınmazı Hazineden 6292 sayılı Kanun kapsamında usulüne uygun şekilde satın aldığını, taşınmazın kullanımının önceki bir mahkeme kararıyla davacı ile kendi arasında paylaştırıldığını ve bu nedenle davanın kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2039 E., 2025/470 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 4.Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/268 E., 2022/24 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA1. Mersin ili .... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 86... parsel sayılı taşınmazın bir kısım hissesi 20.03.2020 tarihinde davalı adına, bir kısım hissesi 05.10.2021 tarihinde davacı adına 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında yapılan satış nedeniyle tescil edilmiştir.2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Mersin ili .... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 86... parselde kayıtlı tarlanın müvekkili tarafından yaklaşık 20 yıldan bu yana malik sıfatıyla ekilip biçildiğini, dava konusu tarlaya ilişkin her türlü vergilerin müvekkili tarafından eksiksiz olarak ödendiğini, kadastro çalışmaları neticesinde 2/B arazi olarak dava konusu taşınmazın müvekkilinin kardeşi olan davalı ... adına yazıldığını, malik sıfatıyla taşınmazı kullananın müvekkili olduğunu, Erdemli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/590 Esas, 2012/848 Karar sayılı dosyasında da davalının söz konusu davayı kabul ettiğinin açıkça anlaşıldığını, dava konusu taşınmaz içerisinde müvekkili tarafından arazi ıslah çalışmaları yapıldığını, içerisinde çeşitli miktarda zeytin, harnup ve yeni dünya ağaçlarının dikildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki davalı lehine olan tescilin iptal edilerek müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu parselin 6831 sayılı Orman Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını, kullanıcı hanesine müvekkilinin adının şerh edildiğini, işlemin en son 27.07.2010 tarihinde kesinleşerek tapu kaydı oluşturulduğunu, tespit işleminin üzerinden 10 yıl geçmekle davada hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu parselle ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı olması nedeniyle davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu parselin müvekkilinin kullanımında olduğunu, parselle ilgili yapılan 2/B tespitinde kullanıcı hanesine müvekkilinin adının yazıldığını, davacının kendi kullanımındaki kısımları mahkeme kararı ile adına tespitini yaptırarak Hazineden satın aldığını, geriye kalan 178982/402107 hissenin de bedelini müvekkilinin milli emlaka ödeyerek Hazineden satın aldığını, 2/B tespitinin kesinleşmesi sonrası müvekkilinin Hazineden satın alarak malik olduğu hisseye yönelik tescil talebinin usule aykırı olduğunu, müvekkilinin muhatabının Hazine olduğunu, Hazineden usulüne uygun şekilde bu yeri satın aldığını, mahkeme kararlarında da 2/B tespiti sonrası Hazineden satın alınan taşınmazlara yönelik tescil davasının dinlenilme olanağının olmadığını, davacının zilyetlik iddiasının dinlenilme olanağının olmadığını, davacının dava dilekçesinde zilyetlik iddiasına dayandığını, davalının taşınmazı Hazineden usulüne uygun şekilde satın aldığını, adına oluşan tapu kaydının yolsuz olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacın eldeki davayı açmasında hukuki yararın olmadığını, ... Milli Emlak Müdürlüğünün yetki ve görevinin kadastro çalışmaları sonucunda mahkemelerce belirlenen kullanıcı ve/veya muhdesat sahiplerinden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul eden hak sahiplerine satış işlemlerini yürüttüğünü, taşınmazın davalıya satılmasında Milli Emlak Müdürlüğüne yüklenecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 28.12.2012 tarih ve 2012/590 Esas, 2012/848 Karar numaralı kararı ile "taşınmaz .... kızı ... kullanımındadır şeklindeki ibarenin iptali ile beyanlar hanesine fen bilirkişi tarafından tanzim olunan 30.11.2012 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 2.231,25 metrekarelik kısım .... kızı ...'ün, kalan 1.789,82 metrekarelik kısım .... kızı ...'un kullanımındadır ibaresinin şerh düşülmesine" karar verildiğini, anılan kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiğini, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.03.2014 tarihli ve 2014/1553 Esas, 2133 Karar sayılı ilamı ile onanarak 29.04.2014 tarihinde kesinleştiğini, tapuda infaz olduğunu, kesin hükmün dava şartı olduğunu, kesin hüküm nedeni ile usulden redddini talep ettiklerini, husumet yönünden de davanın reddinin gerektiğini, Hazineye izafeten .... Mal Müdürlüğünün dava ehliyetinin ve taraf sıfatının olmadığını beyan ederek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''Erdemli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/590 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile .... ili .... ilçesi .... mahallesi ... mevkii 86... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde geçen "taşınmaz .... kızı ...'un kullanımındadır" şeklindeki ibarenin iptali ile beyanlar hanesinin bu bölümüne "fen bilirkişisi .... tarafından tanzim olunan 30.11.2012 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2.231,25 metrekarelik kısım .... Kızı ...'ün kalan 1.789,82 metrekarelik kısım .... Kızı ...'un kullanımındadır" ibaresinin şerh düşülmesine karar verildiği, hükmün davacı tarafça temyiz edildiği, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 06.03.2014 tarihli ve 2014/1553 Esas, 2014/2133 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verildiği, Mezkur dosyanın taraflarının ve konusunun eldeki dosyayla birebir aynı olduğu, taraflar arasında aynı taşınmaza ilişkin 2/B zilyetliğinin tespitiyle ilgili görülen davanın, eldeki dosya bakımından kesin hüküm niteliğinde olduğu'' gerekçesiyle kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ''davacının davasının kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiş ise de, gerekçede hata edilmiş olduğu, dava konusu taşınmazın 2/B arazisi olduğu, davalıya ait hissenin 6292 sayılı yasa uyarınca 20.03.2020 tarihli satış ile kazanıldığı, davanın satış işleminden sonra 10.11.2020 tarihinde açılmış olduğu, idari işlem iptal edilmeden davalı ... adına oluşan tapu kaydının iptal edilemeyeceği, davacının bu hisseye ilişkin istinaf talebinin yerinde görülmediği, davaya konu taşınmazın evveliyatının orman olduğu, bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmesi nedeni ile 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırlarına çıkarılan yerlerden olduğu, 27.07.2010 tarihinde kesinleşen kadastro işlemi ile Hazine adına tescil edildiği, bu nedenle davacının zilyetlik nedeni ile mülkiyet hakkını kazanamayacağı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu tarla vasıflı taşınmazın davacı tarafından yaklaşık 25 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kullanıldığını, davacının kullanımının davalı adına yapılan yolsuz tescil işleminden ötürü kesintiye uğradığını, dava konusu taşınmaz içerisinde davacı tarafından arazi ıslah çalışmaları yapıldığını, çeşitli miktarda zeytin, harnup ve malta eriği ağaçlarının mevcut olduğunu, zirai muhdesatları sulamak için yapılmış ve inşa edilmiş sulama havuzu ile üstü çatılı elektrik ve su aboneliğinin mevcut olduğunu, dava konusu taşınmazın davacı ve davalıya ortak murisleri babalarından intikalen geldiğini, dava ve talep davalının haksız tescil talebinin iptaline yönelik iken işin esasına girmeksizin karar tesis edilmiş olmasının hukuk kuralları ile bağdaşmadığını, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın öncesinde istinaf sonrasında temyize konu aykırı karar ihdas edildiğini, yeterli araştırma ve inceleme yapmadan verilen kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı, tapu kaydında oluşan tescilin yolsuz tescil olup olmadığı hususuna ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, gerekçede hata edildiğinin belirtilmesinin yazım hatasından kaynaklandığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1.maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371.maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA,Davacıdan alınan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.