10. Ceza Dairesinin uyuşturucu madde ticareti davasında tebligat ve temyiz süreleri hatalarını değerlendirerek bazı mahkumiyetleri onayıp diğerlerini zamanaşımı nedeniyle bozması.
Özet: Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yargılanan sanıklar hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinden bir kısmı, mevcut delillerin eylemleri ispatlaması ve kanuna uygun bulunması nedeniyle onanırken; diğer sanıkların eylemlerinin, ele geçmeyen satışa konu madde ve üzerlerinde bulunan maddenin kullanma sınırında olması sebebiyle "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkûmiyet hükümleri bozulmuş ve bu suç için öngörülen sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin temyiz incelemesi tarihinde dolmuş olması nedeniyle haklarındaki kamu davalarının düşmesine karar verilmiştir.
10. Ceza Dairesi         2020/6645 E.  ,  2025/6780 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Madde İle Görevli)
SAYISI : 2009/102 E., 2013/59 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : 1. Temyiz isteminin reddi (Sanıklar ...... yönünden)
2. Onama (Sanıklar ..., ........... R...... ......... ....................
3. Bozma (Sanıklar ............
... ve .......... yönünden)
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanıklar ... ve ... yönünden, gerekçeli kararda kanun yollarına başvuru hakkının belirtildiği son kısımda ve tebliğ evrakında, kararın süresi içerisinde temyiz edilmemesi halinde, kararın kesinleşeceğine dair meşruhatın yapılmamış olması nedeniyle, sanık ..., sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin süresinde olduğunun belirlenmesi karşısında, Tebliğname'deki red gerekçesine iştirak edilmemiştir.
Sanık ... yönünden ise, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-89 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, yasaya aykırı şekilde, gerekçeli kararın sanığın bildirdiği son adres yerine, doğrudan mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesi uyarınca ve tebligat parçasında muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığı da belirtilmeden 12.02.2014 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle, sanığın 21.03.2014 tarihli eski hale getirme ve temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Sanık ... ve sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar .......... ve ........... müdafileri ile sanıklar ......................e, Tebliğname'ye uygun olarak hükümlerin ONANMASINA,
B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıkların sattıkları kabul edilen maddenin ele geçmemesi ve sanıklardan ele geçirilen kullanma sınırındaki uyuşturucu maddeleri kullanma dışında bir amaçla bulundurduklarına ilişkin kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı ve böylece sanıkların sabit olan eylemlerinin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında;
Sanıkların sabit olan eylemleri için, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı TCK'nın 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 26.03.2013 tarihli mahkûmiyet kararları olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenle, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Madde ile görevli) kararına yönelik sanıklar ve müdafilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliği ile DÜŞMESİNE,
C. Sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının incelenmesinde;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneklerine göre sanık ...'ın hüküm tarihinden sonra 04.01.2015 tarihinde ve sanık ...'ın hüküm tarihinden sonra 21.10.2015 tarihinde vefat ettiğinin tespit edilmesi ve sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi kararına yönelik sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği sanıkların ölümü nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliği ile DÜŞMESİNE,
D. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ün uyuşturucu madde sattığının, teknik yöntemlerle saptanamaması, maddi bulgularla desteklenememesi ve herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmemesi,
Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın uyuşturucu madde sattığının, maddi bulgularla desteklenememesi ve herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmemesi,
Sanıklar ..., ..., ...'ın uyuşturucu madde sattığının, teknik yöntemlerle saptanamaması, maddi bulgularla desteklenememesi, sanıkların yaptıkları telefon görüşmelerinin içeriğinin değişik anlamlar yüklenebilecek soyut telefon görüşmeleri niteliğinde olması ve kendilerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmemesi,
Sanık ...'nun ve ...'ın kimliği belirsiz kişilerle ile birlikte sigara kağıtları kullanarak birşeyler içtiklerine dair görüntü dışında uyuşturucu madde sattığı teknik yöntemlerle saptanamaması ve kendilerinden uyuşturucu madde ele geçirilmemiş olması,
Sanık ...'nun, sanık ... tarafından uyuşturucu madde satılması sırasında, bu sanığın yanında bulunması dışında satışa iştirak ettiğine dair hakkında delil bulunmaması dikkate alındığında, sanıkların savunmasının aksine, soyut beyanları dışında, kuşku sınırlarını aşan mahkûmiyetine yeterli ve kesin delil bulunmaması karşısında,
Sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak hükümlerin BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.06.2025 tarihinde karar verildi