Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayalı taşınmaz bedel tespiti ve tescili davasında, dairece bozulan kararın ardından yeniden verilen hükmün değerleme yöntemleri ve arazi niteliği itirazlarıyla temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davasında, yerel mahkemenin önceki bir bozma kararına uyarak davanın kabulüne ilişkin verdiği kararın temyiz incelemesini konu almakta; davacı idare belirlenen bedelin yüksek olduğunu, davalılar ise taşınmazın arsa niteliğinde olduğu ve hatalı değerleme yapıldığı gerekçesiyle düşük bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2025/2659 E.  ,  2025/15940 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/17 Esas, 2023/541 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili, yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmişti.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Bir kısım davalılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.12.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü yetki belgesine istinaden bir kısım davalılar vekili Avukat .. gelmiş, diğer davalılar ve davacı idare vekili duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu .. ili, .. ilçesi, .. köyü 196 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ile yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konu taşınmazın tüm belediye hizmetlerinden yararlandığını, arsa niteliğinde olduğunu, teklif edilen kamulaştırma bedelini kabul etmediklerini, taşınmaz içinde yer alan ağaç bedellerinin arsa vasfındaki taşınmazın zemin üstü değeri olarak kabul edilerek bedellerinin hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından müvekkillerine teklif edilen bedelin müvekkillerinin maliki olduğu taşınmazın gerçek değerinden çok düşük olduğunu, Kıymet Takdiri Komisyonu tarafından tespit edilen bedelin gerçek değerini yansıtmadığını, davaya konu taşınmazın şehrin hızla gelişmekte olan bir yerinde olup belediyenin tüm hizmetlerinden yararlandığını, taşınmazın Organize Sanayi Bölgesi ilan edildiğini, bugünkü rayiç değeri göz önüne alınarak taşınmaza en az 250,00 TL/m² değer biçilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.10.2010 tarihli ve 2010/65 Esas, 2010/647 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 25.06.2014 tarihli ve 2013/489 Esas, 2014/355 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kapama kiraz bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metoduna göre değer biçilmesinin yöntem itibarıyla doğru olduğu; ancak taşınmazın sulu tarım arazisi niteliği, konumu ve yüzölçümü dikkate alındığında, değeri belirlenirken kapitalizasyon faiz oranının % 4 uygulanması gerekirken, bu oranın % 5 kabulü ile az bedel tespiti, dava konusu taşınmazın konumu ve bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri dikkate alınarak, tespit edilen metrekare birim fiyatına ilave edilecek objektif değer artırıcı unsurun % 250 oranında olacağı gözetilmeden, daha düşük objektif değer artış oranı kabul eden bilirkişi raporuna göre eksik bedel tespiti, kamulaştırmadan arta kalan kısmın yüzölçümü geometrik durumu gözönünde alındığında, değer azalışı olmayacağı gözetilmeden, değer azalışından bahsedilerek fazla bedel tespiti doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı gösterilen kararı ile uyulan bozma kararı uyarınca inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; ürünlerin net gelirinin yüksek hesaplandığını, resmi verilere uyulmadığını, verim ve satış fiyatının yüksek, masrafların düşük alındığını, masrafların brüt gelirin 1/3'ü oranında alınmasının hatalı olduğunu, objektif değer artışı uygulanmasının hatalı olduğunu, tespit edilen bedelin yüksek olduğundan karar bozulmasına karar verilmesini ve lehlerine vekâlet ücreti verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu, bilirkişilerin hatalı olarak taşınmazı arazi olarak kabul ettiğini, kapitalizasyon faizinin %3 olarak alınması ve objektif değer artışının en az % 500 oranında uygulanması gerektiğini, arta kalan alanda değer azalışı verilmesi gerektiğini, müvekkillerinden ...'ye ilk kararın tebliğ edilmediğini, bu nedenle onun yönünden de bozma kararının uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, davacı idarenin gerçek kamulaştırma bedelinin tespitine engel olduğunu, bu nedenle davanın yeniden açılması için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmaza takdir edilen bedelin gerçek değer karşısında önemli ölçüde azaldığından gerçek değerin tespiti için eldeki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi tarafından yasal faizin iptal edildiğini, kamulaştırma bedeline ödenene kadar geçen sürede DİE endeksi uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Kapama kiraz bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net gelir metoduna göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Ne var ki, dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı ise de bu husus davacı idare vekili tarafından temyiz sebebi yapılmadığından eleştirilmekle yetinilmiş, 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi ise aynı gerekçe ile doğru görülmüştür.
4. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, bir kısım davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vd. vekilinin 21.08.2024 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında adı geçen davalılar yönünden, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.12.2025