İş kazası sonucu maluliyet yaşayan tekstil mühendisinin maddi ve manevi tazminat davasında gerçek ücret tespiti, asgari ücretin esas alınması ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi.
Özet: İşe yeni başlayan bir işçinin maruz kaldığı iş kazası neticesinde oluşan %32 maluliyet nedeniyle belirsiz alacak davası olarak açtığı, sonrasında önemli ölçüde artırılan maddi ve manevi tazminat talepli davada, işveren kazanın işçinin dikkatsizliğinden kaynaklandığını, ücretin asgari ücret olduğunu ve manevi tazminatın artırılamayacağını savunmuştur; ilk derece mahkemesi, işçinin asgari ücretli olduğu kabulüyle kısmi maddi tazminata ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereği yalnızca başlangıçtaki küçük miktara hükmetmiş, bu karar istinaf mahkemesince, işçinin yüksek ücret iddiasını kanıtlayamaması ve manevi tazminat talebinin artırılamayacağı gerekçeleriyle, ilk mahkemenin kusur tespiti ve tazminat hesaplamasını yerinde bularak onanmıştır.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/195 E., 2025/181 K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1.Davacı vekili 28.09.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı işyerinde 12.10.2015 tarihinde çalışmaya başlayan müvekkilinin 12.11.2015 tarihinde iş kazasına maruz kaldığını, iş kazasının oluşumunda asli ve tek kusurlunun davalı işveren olduğunu, sağlık kurulu raporu ile müvekkilinin maluliyetinin %32 oranında belirlendiğini, tazminat hesabına esas kazancın tespiti için gerçek ücretin araştırılması gerektiğini, maddi tazminat dışında müvekkilinin yaptığı tedavi masrafları, protez giderleri ve tedavi için yapılan ulaşım giderlerinin davalı işverenden tahsili gerektiğini, manevi tazminat talepleri de bulunduğunu belirterek belirsiz alacak davası niteliğinde ve sonradan arttırılmak üzere 2.500 TL maddi ve 2.500 TL manevi olmak üzere 5.000 TL tazminatın tahsilini talep etmiştir.2. Davacı vekili 15.11.2019 tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 645.165,10 TL'ye, manevi tazminat istemini ise 250.000 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya işe başlarken hiçbir sıfat verilmediğini, davacı ücretinin asgari ücret olduğunu, iş kazasının tamamen davacının dikkatsizliğinden kaynaklandığını, %32 oranında maluliyeti kabul etmediklerini, iddia edilen tedavi giderlerinin belgelendirilmesi gerektiğini, manevi tazminatın bir bütün olup karşı tarafa bildirildikten sonra arttırılamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve 2016/685 E., 2019/557 K. sayılı kararıyla; "Davanın kısmen kabulü ile25/04/2019 tarihli bilirkişi raporunun 1 no.lu seçeneği hükme esas alınarak,1-)235.339,43TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,2-)Taleple bağlılık ve manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi ile 2.500,00TL manevi tazminatın kabulü ile kaza tarihi olan 12.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-)Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve 2016/685 E., 2019/557 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli ve 2020/929 E., 2020/2244 K. sayılı kararında özetle; "somut olayda; davacı tekstil mühendisi olarak 12.10.2015 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başlamış iş kazası 12.11.2015 tarihinde meydana gelmiştir. Dosya içerisinde ücret bordroları bulunmayıp SGK'ya yapılan bildirimden davacı ücretinin asgari ücret olarak bildirildiği belirlenmiştir. Duruşmada dinlenen tanıklar davacının ücretine ve davalı iş yerinde ücret ödemelerinin ne şekilde yapıldığına dair beyanda bulunmamışlardır. Alınan bilirkişi raporunda ikili hesaplama yapılıp davacının asgari ücret ve emsal ücrete göre maddi zararı hesaplanmış İlk Derece Mahkemesince asgari ücret doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Tazminat davalarında ilke olarak hak sahibinin maddi zararı hesaplanırken öncelikle tazminat hesabının doğrudan etkileyecek olan sigortanın gerçek ücretinin açıkça hesaplanması gerekir. Gerçek ücret işçinin kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrettir. Davacı iş yerinde tekstil mühendisi de olsa işe 12.10.2015 tarihinde başladığı ve 30 gün içerisinde iş kazasının meydana geldiği, davalı işveren tarafından davacının ücretinin asgari ücret olarak bildirildiği ve davacının asgari ücret üzerinde kendisine yapılan bir ödeme olduğunu ispatlayamadığı da anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesinin kararı yerinde olduğu, somut olayda, davacı 6100 sayılı HMK 107 nci maddesi gereğince belirsiz alacak davası açtığını, manevi tazminat olarak öncelikle 2.500,00 TL talep ettiğini ve daha sonra yargılama esnasında müddeabihin arttırılması yoluyla talep edilen manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini istinafa taşımış ise de manevi tazminatın bölünmezliği kuralı nedeni ile İlk Derece Mahkemesinin dava dilekçesindeki miktarla davanın kısmen kabulüne dair kararının yasal düzenlemeye uygun olduğu, Mahkemece hükme esas alınan 21.03.2018, 25.06.2018 tarihli kusur raporlarının, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 6331 sayılı Kanun ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, birbirlerini teyit eder nitelikte bulundukları, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli oldukları, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından Mahkemece kazanın meydana gelmesinde davacının %15, davalı işverenin %85 oranında kusurlu bulunduklarının kabulünde isabetsizlik görülmediği belirtilerek davacı ve davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli ve 2020/929 E., 2020/2244 K. sayılı kararının süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.03.2024 tarih ve 2022/5629 E.-2024/2589 K. ilamında özetle; "...O halde manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi kapsamında, manevi tazminat isteminin kısmi veya belirsiz olarak değil, istemin tam olarak belirli olduğu davada değerlendirilip karara bağlanmasının mümkün olması, bu yönle davacının kısmi veya belirsiz alacak davası olarak manevi tazminat isteminde bulunmasında hukuki yararının olduğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek, bu kısma ilişkin istemin usulden reddi gerekirken, somut olayda olduğu gibi belirsiz alacak davasında asgari miktar olarak gösterilen 2.500 TL'lik manevi tazminat isteminin, davacının manevi tazminat isteminin tamamını kapsadığı kabul edilerek yazılı şekilde bu istemle sınırlı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur... Somut olayda, davacının davalı işveren nezdinde tekstil mühendisi olarak çalıştığı tespit edilmekle beraber, hükme esa s alınan raporda olay tarihinde asgari ücret düzeyinde ücret elde ettiği kabul edilerek düzenlenen hesap raporuna itibar edilerek maddi tazminatın belirlenmiş olması, hayatın olağan akışına aykırı olmuştur. O halde Mahkemece yapılacak iş, davacının tekstil mühendisi olarak, olay tarihindeki meslek kıdemi de gözetilerek bilinen dönemde alabileceği ücretin, TÜİK, (var ise) Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili meslek odalarından (sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalardan bildirilen ücretlerin dikkate alınamayacağını da gözeterek) sormak, bilinen dönemde tespit edilecek bu ücretlere göre, bilinmeyen dönem başından itibaren ise bilinen son ücreti, bilinen son asgari ücrete oranlayarak tespit edilecek ücret katını dikkate alarak hesap yapmak yönünden, uzman hesap bilirkişiden rapor almak alınacak bu raporla dosya kapsamındaki bilgi ve belgeleri bir bütün olarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı ... Tic. Ltd. Şti. firmasının sigortalısı olarak çalıştığı sırada 12.11.2015 tarihinde kimyasal otomasyon makinasında makinaya kimyasal bastığı esnada tanka giden vanayı kapatması sonucu basınç oluştuğu, akabinde davacının makinenin hortumunun ucundaki kelepçeyi açmasıyla kimyasal maddenin etrafa sıçraması ve yüzünden, gözünden ve elinden yaralanması, ayrıca sağ gözünü kaybetmesi ile sonuçlandığı anlaşılan iş kazasında, davacı ...'in geçirdiği "iş kazası" neticesiyle %38,2 oranında iş görmezliği olduğu ve davacının meydana gelen kazada %15 oranında kusurlu olduğu, olayın oluş şekli, dosyadaki bilgi ve belgeler ile emsal Yargıtay kararları da nazara alınarak aktüerya bilirkişi tarafından tanzim edilen 25.03.2025 tarihli bilirkişi ek raporundan, davacının geçmiş dönem zararının 507.118,50-TL, gelecek dönem zararının 4.088.335,45-TL, pasif dönem zararının ise 1.212,499,43-TL olduğu tespit edilmiş, dosya kapsamında davacının yapmış olduğu tespit edilen 8.845,67-TL tedavi giderinin de eklenmesi suretiyle davacının toplam 5.816.799,05-TL nihai zararının olduğu, SGK tarafından davacıya ödendiği tespit edilen 75.081,80-TL peşin sermaye değerinin mahsubu neticesinde davacının 5.741.717,25-TL zararı olduğu anlaşılmakla, 5.741.717,25-TL tutarında maddi tazminatın davacıya ödenmesinin tüm dosya kapsamına uygun olduğuna dair kanaat oluştuğu, davacı vekilinin 15.11.2019 tarihli talep dilekçesi ile manevi tazminat talebini 250.000,00-TL'ye yükseltmesi, iş kazasının oluş şekli, işbu dosya kapsamında davacının kabul edilen ücreti, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya yapılan iş göremezlik ödenekleri, ülkenin halihazırdaki ekonomik koşulları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, taraflara atfedilen kusur oranları ve davacının geçici iş göremezlik oranına nazaran, davacı vekilinin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000,00-TL tutarındaki manevi tazminatın davalıyı fakirleştirmeyecek, davacıyı ise zenginleştirmeyecek düzeyde olup, kısmen dahi olsa caydırıcı tutarda olduğu kanaatiyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesi hak ve nefasete uygun görüldüğü gerekçesiyle;"Davanın kısmen kabulü ile1-5.741.717,25 maddi tazminatın kaza tarihi olan 12.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,2-100.000,00 TL manevi tazminatın kabulü ile kaza tarihi olan 12.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;a.Hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;a.Hükme esas alınan 25.03.2025 tarihli ek raporda davacının meslek kıdemine uygun bir hesaplama yapılmamış olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ücretin yüksek tespit edildiğini,b.Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul ile 100.000,00 TL. manevi tazminata hükmedilmiş olmasının hukuka ve usule aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.A) Maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.B) Manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.2.6100 sayılı HMK'nın "Belirsiz Alacak Davası" başlıklı 107. maddesine göre "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (Değişik:22.07.2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.3.Manevi zararın tespiti istemine ilişkin olarak; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E., 2006/26 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türüdür. Amacı ise kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, kişinin duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olguları karşıladığı bir gerçektir. Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir. Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşananın acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Ödemenin uzaması, para değerindeki düşüşler, enflasyon nedeniyle alım gücünün azalması gibi nedenlerle hükmedilecek miktarın faizi ile birlikte tahsili zararı karşılamaktan uzak olması, manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez. (Yargıtay Kapatılan 21. Hukuk Dairesinin 06.03.2013 tarih ve 2013/3004 E- 2013/4066 K sayılı ilamı da bu yöndedir)4.İş kazasında zarar gören davacı, davanın açıldığı tarihte manevi tazminat alacağının miktarını kendisi belirlediğinden, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu söylenemez.5. O halde manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi kapsamında, manevi tazminat isteminin kısmi veya belirsiz olarak değil, istemin tam olarak belirli olduğu davada değerlendirilip karara bağlanmasının mümkün olması, bu yönle davacının kısmi veya belirsiz alacak davası olarak manevi tazminat isteminde bulunmasında hukuki yararının olduğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek, bu kısma ilişkin istemin usulden reddi gerekirken, bozma ilamına aykırı olacak şekilde davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur. 6.O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Mahkeme kararının ONANMASINA, 2.Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,3.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,4.Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,6.Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.