Kamulaştırma Kanununun 10. maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa Mahkemesince iptali sonrası kamulaştırma bedeli tespitinde faiz uygulamasının düzeltilerek onanması kararı.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararının ardından davacı idare tarafından yapılan temyiz incelemesinde, Yüksek Mahkeme davacı idarenin diğer itirazlarını reddederken, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda kamulaştırma fark bedeline davanın açıldığı tarihten dört ay sonra başlatılacak yasal faiz yerine kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanmasının hatalı olduğuna karar vermiş ve bu maddi hatanın yeniden yargılama gerekmeksizin kararın düzeltilerek onanması yoluyla giderilmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/72 Esas, 2024/796 KararKARAR : KabulTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, ... ilçesi, ... kasabası2 43... parsel taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesi sunmamıştır.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 04.06.2015 tarihli ve 2014/922 Esas, 2015/444 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 04.06.2015 tarihli ve 2014/922 Esas, 2015/444 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... kayyımı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan incelemede, Hadim Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.04.2023 tarihli ve 2022/408 Esas, 2023/106 Karar sayılı kararı ile tayin edilen kayyıma dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup hükmün sair hususlar incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Birinci Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasının hatalı olduğunu, kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesi hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasanın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi uyarınca 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinin 7 nci bendi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde yer alan ''dava tarihi olan 17/12/2014" ibaresinin hükümden çıkarılması, yerine "dava tarihinden dört ay sonrası olan 18.04.2015" ibaresinin yazılması, yine aynı paragrafta yer alan "kamu alacaklarına uygulanan en yüksek" ibaresinin çıkarılması, yerine "yasal" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,27.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda kanaatimce;Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas-2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Hadim Asliye Hukuk Mahkemesinin; “... dava tarihi olan …. tarihinden karar tarihi olan ... tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 3 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 27.11.2025