Yaşlılık aylığı hesaplamasında prime esas kazanç, 1479 sayılı kanun kapsamındaki sigortalılık süresi ve kanuni artış oranlarının hatalı değerlendirilmesi sonucu ilk kararı bozulan emeklilik davası.
Özet: Bu hukuki metin, Bağ-Kur ve SSK hizmetleri üzerinden bağlanan yaşlılık aylığının, 1998 yılı prim esas kazancının hesaplamaya dahil edilmemesi, 1982-1985 yılları arasındaki sigortalılık süresinin dikkate alınmaması ve belirlenen oranlarda artışların yansıtılmaması gibi nedenlerle eksik ödendiğini iddia eden davacının, bu hataların giderilmesi talebiyle açtığı davanın seyrini özetlemektedir; ilk derece mahkemesinin davayı reddetmesine karşın, davacının temyiz başvurusu üzerine, üst mahkemece davacının bazı itirazları haklı bulunarak yerel mahkeme kararının bozulduğu ve dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderildiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/303 E., 2024/243 K.Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 0...4 sigorta sicil numarası ile 1479 sayılı Kanun'a tabi olarak ve 3...1 sigorta sicil numarası ile de 506 sayılı Kanun'a tabi olarak çalıştığı, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden en fazlasının tabi olduğu Kurum olan SSK tarafından 01.11.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak üç konuda hatalı işlem tesis edilerek aylığın eksik hesaplanıp ödendiği, yaşlılık aylığının hesaplanmasında 1998 yılı prime esas kazancının hesaplamaya dahil edilmediği, davacının 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanuna tabi çalışmalarının dikkate alınmadığı, bağlanmış olan aylığına 2003 yılı Ocak için %3, 25... Ocak ayı için %2,25 oranındaki artışların yansıtılmadığı iddiasıyla davacının 1998 yılı prime esas kazançlarının da aylık bağlamaya esas kazançlar arasına dahil edilmesine 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında yapmış olduğu ödemelerin isteğe bağlı sigorta kapsamında değerlendirilerek aylığının buna göre hesaplanmasını ve 2002/4847 sayılı BKK ve 5565 sayılı Kanunun 30. maddesi gereğince yaşlılık aylığına yansıtılmasına, gereken artışların uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya aylık bağlama tarihinde geçerli olan mevzuata göre sigortalının işten ayrıldığı tarihten önceki malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödenmiş son 10 takvim yılının prim hesabına esas tutulan kazanç tutarlarına göre bulunacak ortalama yıllık kazancın karşılığı bulunan gösterge, toplam prim ödeme gün sayısı ve tahsis talep tarihindeki yaşı dikkate alınarak bulunan aylık bağlama oranı ile Bakanlar Kurulunca açıklanan katsayının çarpılması suretiyle aylığının hesaplandığı, toplam 8.036 gün sigortalılık süresi dikkate alınarak göstergesinin 13.225 olarak tespit edildiği ve %65,90 nispetindeki aylık bağlama oranına göre yaşlılık aylığının bağlandığı, davacının 20.03.1973 tarihinde başlayan meslek kuruluşu kaydına istinaden 1479 sayılı Kanun gereğince Bağ-Kur sigortalılığının başlatıldığı, 1479 sayılı Kanun'da değişiklik yapan 2654 sayılı Kanun gereğince Bağ-Kur sigortalılığı için sadece vergi kaydının öngörülmesi sebebiyle bu kapsamdaki sigortalılığının 20.04.1982 tarihi itibariyle sonlandırıldığı, 3165 sayılı Kanun'la vergi kaydının yanında meslek kuruluşu kayıtlarının da esas alınması üzerine Bağ-Kur sigortalılığının da 22.03.1985 tarihinde yeniden başlatıldığı, 08.12.1994 tarihinde de sonlandırıldığı, bu nedenle davacının 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olmasının mümkün olmadığı, bu süre boyunca düzenli ödeme yapmamış olması da gözetilerek ödenmiş olan primler sebebiyle isteğe bağlı sigortalı sayılmasının da mümkün olmadığı, 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kaldırılarak sosyal destek ödemesi getirildiği ve Kurumdan gelir ve aylık alanlara daha yüksek ödemede bulunuldu, Kurum işlemlerinde hata olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARIMahkeme tarafından 19.02.2015 tarihli ve 2012/378 Esas, 2015/87 Karar sayılı kararla davacının 1998 yılı prime esas kazançlarının ortalama yıllık kazançlarının hesabında dikkate alınması gerektiği yolundaki talebi ile 20.04.1982 - 22.03.1985 tarihleri arasındaki sürenin 1479 sayılı Kanun'a tabi hizmet olarak değerlendirilmesi gerektiği yolundaki talebinin ve 01.11.1998 tarihinden itibaren bağlanmış olan aylığına 2003 yılı Ocak için %3, 25... Ocak ayı için %2,25 oranındaki artışların yansıtılması yolundaki talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Mahkemenin 19.02.2015 tarihli ve 2012/378 Esas, 2015/87 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 11.04.2016 tarihli ve 2015/10000 Esas, 2016/5278 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:"...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.2-Dosya içeriğinden, davacı Kurumca, 20.03.1973-08.12.1994 tarihleri arasında kesintisiz 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabul edilmekte iken yaşlılık aylığı tahsisi öncesi 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında sigortalılık şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile iptal edildiği ve kalan sigortalılık süreleri de gözetilerek davacıya 01.10.1998 tarihinde itibaren 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 19 92... yıllarındaki prim afları kapsamında prim ödemelerinin bulunduğu ve prim borcu nedeni ile icra takibine maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağı, 1479 sayılı Yasanın 79. maddesidir.14.09.1971 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 79. maddesinde, en az 2 tam yıl bu Kanuna göre sigortalı bulunanların, kendilerine, daha önce malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmamış olmak şartiyle, 24 üncü maddede belirtilen sigortalılık niteliğini kaybettiklerinde, Kuruma yazılı olarak istekte bulunmak suretiyle, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilecekleri hüküm altına alınmış iken, 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile 24 üncü madde kapsamına girmeyenlerin aynı maddenin a, b, c fıkralarında sayılanlar dışındakiler ile ev kadınları ve Türkiye’de ikamet eden Türk asıllı yabancı uyrukluların, Kuruma yazılı olarak başvurmak suretiyle isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri belirtilmiş, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, bu kez, İsteğe bağlı sigortalılığın, sigortalının tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarih itibariyle başlayacağı, terk talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte veya diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlama ile sona ereceği, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede de; bu Kanunun 24 üncü maddesinin (I) numaralı bendi kapsamına girmeyenlerden, aynı maddenin (II) numaralı bendinin (a) ve (c) alt bentlerinde sayılanlar dışında kalanların, ev kadınları ve Türkiye'de ikamet eden yabancı uyrukluların talepleri halinde isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri, isteğe bağlı sigortalılığın, sigortalılık tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarih itibariyle başlayacağı ve terk talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte veya diğer sosyal güvenlik kanunlarına tâbi olarak çalışmaya başladığı tarihten bir gün önce veya sigortalının toplam borcunun üç aylık prim ve ceza tutarından fazla olması halinde sigortalının daha önce ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, davacının isteğe bağlı sigortalılık yönünden Kuruma yazılı başvurusu yok ise de, Kurumca kabul edilen 20.03.1973-20.04.1982, 22.03.1985 -08.12.1994 tarihleri arasındaki sigortalılık dönemleri haricinde 19 92... yıllarındaki af kapsamında geçmişe yönelik prim ödemelerinin varlığı ile icra yolu ile tahsil edilen prim ödemelerinin varlığı araştırılarak, karşıladığı süre belirlenerek, anılan ödemelerin, Medeni Kanunun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları çerçevesinde, Kurumun geçmişe yönelik prim borçlarını tahsil edip uzun süre nemalandırmasından sonra, anılan döneme yönelik sigortalılığın iptalinin iyiniyetle bağdaşmayacağı gözetilerek, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi gereken süre belirlenmeli, sonrasında davacının isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi gereken dönem de gözetildiğinde, tahsis tarihi itibariyle prim borcunun bulunup bulunmadığı Kurumdan sorularak, bulunmaması halinde ihtilaf konusu dönemde gözetilerek başlangıçtan itibaren davacıya bağlanması gereken aylık miktarı Kurumdan sorulup belirlenmeli, prim borcunun varlığı halinde, usul ekonomisi gözetilerek davacıya ödemesi için makul süre verilerek, ödeme tarihini takip eden ay başından itibaren ihtilaf konusu dönem de gözetilerek belirlenecek aylık miktarının davacıya ödenmesi gerektiği göz önünde bulundurularak, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının isteğe bağlı sigortalılık yönünden Kuruma yazılı başvurusu yok ise de Kurumca kabul edilen 20.03.1973-20.04.1982, 22.03.1985-08.12.1994 tarihleri arasındaki sigortalılık dönemleri haricinde 19 92... yıllarındaki af kapsamında geçmişe yönelik prim ödemelerinin varlığı ile icra yolu ile tahsil edilen prim ödemelerinin varlığı araştırıldığı, Kurumdan gelen cevabi yazılar ve Yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak bilirkişi heyetinden rapor alınmış, sonuç itibariyle 0...4 Esnaf Bağ-No.lu ile sigortalı, 55...82 6 TC kimlik no.lu davacı ...'ün; 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında geçen toplam 1052 pirim ödeme gün sayısının 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi gerektiğinin tespiti ile aşağıdaki tabloda belirtildiği şekilde aylık bağlama başlangıç tarihi olan (01.11.1998) tarihinden, dava tarihi olan (20.09.2012) tarihine kadar ödenmesi gereken birikmiş farklar (Aylık+YYZ+SDO+Ek Ödeme) toplamı 6.062,80 TL'nin her bir aylığa ödeme tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile SGK'da 0...4 Esnaf Bağ-No'lu ile sigortalı, 55...82 6 TC kimlik no.lu davacı ...'ün; | 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında geçen toplam 1052 pirim ödeme gün sayısının 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi gerektiğinin tespitine, davaya konu 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arası 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalılık toplam 1052 prim ödeme gün sayısının, davacının prim gün sayısına eklenerek, toplam 9088 pirim ödeme gün sayısı üzerinden hesaplama yapılarak; fark aylıkların ay be ay dökümü yapılarak aylık bağlama başlangıç tarihi olan (01.11.1998) tarihinden, dava tarihi olan (20.09.2012) tarihine kadar ödenmesi gereken birikmiş farklar (Aylık+YYZ+SDO+Ek Ödeme) toplamının 6.062,80 TL olduğunun tespiti ile hesaplanan toplam 6.062,80 TL'nin her bir aylığa ödeme tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davadan sonraki dönem eksik ödemelerin de tahsili gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı süreleri ile yaşlılık aylığın tutarının tespitine ilişkindir.1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.